GÜNDEM

1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Pir Sultan Kültür Merkezi’nde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü anma ve kutlama programı yapıldı.

08 Mart pazartesi günü yapılan etkinlik bir konuşmayla başladı; “Özgür Kadın Zulme Boyun Eğmeyen Kadındır! Özgürlük mücadelemizi, 1857’de katledilen 129 kadından devraldığımız isyanımızla üreterek, direnerek, savaşarak ve büyüyerek, kadın erkek omuz omuza bu günlere getirmenin ve kavgamıza tüm coşkumuzla devam etmenin gururu ve onuruyla merhaba dostlar hoşgeldiniz.

İngiltere Halk Cephesi’nin açıklaması okundu. 

Şiirler ve türkülerin okunmasıyla program sonlandırıldı.

Yaklaşık 1 saat suren programa 35 Kişi katıldı.




Ortaçağ zindanlarından farksız bir hücrede, tecrit altında 36 gündür B1 verilmeyerek, migren ilaçlarını "Hapishane kantininde al" diyebilen Mengele artıkları doktor ile Belçika devleti Erdal Gökoğlu' bu katletmek istiyorlar.

İnsan hak ve özgürlüklerinden durmaksızın dem vuran Avrupa gerçekliğinin en yalın resmidir Avrupa'daki politik tutsaklar. Türkiye hapishanelerinde gerçekleşen katliamlardaki paylarının yanısıra en sıradan hak ve özgürlüklere bile tahammülsüz ve saldırganlar. "Tecrit et, yok et" dünden bugüne kapitalizmin temel politikasını bugün de Erdal Gökoğlu üzerinde devam ediyorlar.

Erdal Gökoğlu' Nu Katletmenize İzin Vermeyeceğiz.

Erdal Gökoğlu Onurumuzdur!

Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!

Mannheim Halk Cephesi

Erdal Gökoğlu'nun Talepleri Kabul Edilsin

14 Mart Günü Birlik Dayanışma Kahvaltımızı, Açlık Grevi Direnişine Dönüştürüyoruz!

Erdal Gökoğlu, 3 Şubat tarihinden bu yana açlık grevinde. Belçika St. Gilles hapishanesinde tek tip elbise dayatmasına karşı direniyor.

Haklarını istiyor. Belçika'da yasal olarak kaldırılmış bulunan Tek Tip Elbise, Erdal Gökoğlu için hapishane idaresi tarafından tekrar keyfi biçimde gündeme getirilmiş buluyor.

Sağlık sorunları bulunan Erdal Gökoğlu'na düzenli B1 vitamini verilmiyor. Son derece kirli hapishane koşullarında kalmaya zorlanıyor.

Belçika devleti Erdal üzerindeki baskılara son vermeli,

tek tip elbise dayatmasına son vermelidir.

Erdal Gökoğlu suçlu değil, devrimcidir.

Erdal Gökoğlu’nun direniş taleplerinin karşılanması için Dortmund Halk Cephesi olarak pazar günleri yaptığımız Birlik Dayanışma kahvaltılarına 14 Mart Pazar günü yapmıyoruz.

Tüm Halkımızı, 14 Mart Pazar Günü, Erdal Gökoğlu'nun Taleplerinin Karşılanması İçin Açlık Grevine Çağırıyoruz.

Yaşasın Direniş!

Tek Tip Elbiseye Hayır!

Erdal Gökoğlu'nun Talepleri Karşılansın!

Dortmund Halk Cephesi

Dev-Gençli üçler, Sevcan, Seher Adıgüzel ve Betül Varan'ın özgürlüğü için başlatılan kampanya çerçevesinde onlara mektup kart yazıldı. Rengârenk kartlarla dışarının havasını onlara taşımaya çalıştık. Sevcan'ın, Seher'in küçüklüklerini bilen, büyüdüklerine tanık olan amcaları, teyzeleri de onlara mektup yazarak selamlarını iletti. Toplamda 15 mektup yazıldı.

Tutsaklarımızı yalnız bırakmayalım. Herkesi başta Sevcan, Seher, Betül olmak üzere tutsaklarımıza mektup, kart yamaya çağırıyoruz.

 




7 Mart 2021 günü Wuppertal'de bir ailede kahvaltı yapıldı. Kahvaltıda Sevcan, Seher ve Seher için yapılacaklar üzerine sohbet edildi. Sevcan ve Seher Wuppertal'de büyümüş oranın sokaklarını adımlamış genç kızlarımız. Onları yalnız bırakmayacağız. Her etkinlikte onlara özgürlük isteyeceğiz. Daha 8 Mart etkinliği üzerine konuşuldu. Kahvaltıdan sonra etkinlik için hazırlıklar yapıldı.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Wuppertal'de yapılan bir etkinlikle kutlandı. Wuppertal Neumark'ta saat: 17.00 de başlayan etkinliğin bulunduğu alan sahne içinde uygundu. İnsanlar yavaş yavaş gelmeye başlayınca sahneden de Kürtçe, İtalyanca şarkılar söyleniyordu. 8 Mart'la ilgili konuşmalar yapılırken, bir yandan da bir masada Sevcan ve Seher için imza kampanyası yapılıyordu. Sevcan ve Seher Adıgüzel'in annesinin de konuşma yaptığı etkinliğe yüzlerce insan katıldı. Sevcan ve Seher'e özgürlük istendi. Konuşma da ülkemizdeki AKP faşizminin mücadele eden kadınlara yönelik baskı ve katliamları ve devrim mücadelesinde şehit düşen kadınlar, Grup Yorum üyesi Helin Bölek, halkın avukatı Ebru Timtik ve Ankara Yüksel caddesinde 1000'lerce gündür işi, emeği için direnen Yüksel Direnişçisi kadınlar ve Sevcan ve Seher anlatıldı ve tüm politik tutsaklara ve tutsak kadınlara özgürlük istendi.

Etkinlikte yüz adet bildiri dağıtıldı. 8 Mart etkinliği yaklaşık bir buçuk saat sürdü.




Bizler Avrupa dev- gençliler olarak 09 Mart 2021 Salı günü, saat 15:00’de Yunanistan devrimci tutsağı Dimitris Koufontinas için Yunanistan başkonsolosluğu önünde olacağız. 50 günü aşkın açlık grevinde bulunan Dimitris Koufontinas’ın tek talebi bulunduğu hapishanedeki kötü şartlarından dolayı başka bir hapishaneye sevk edilmesidir.

Talebi haklı ve meşrudur. Bizler de Avrupa Dev- Gençliler olarak Dimitris Koufontinas’la dayanışma içerisindeyiz. Tüm halkımızı sahiplenmeye çağırıyoruz.

Dimitris Koufontinas Yalnız Değildir!

Saat: 15:00

Yer: Yunanistan Konsolosluğu Stuttgart 70178 Haupstätter Str. 54

7 Mart Pazar günü Duisburg ‘da geçen hafta olduğu gibi bu haftada adalet talebi ile meydandaydık. Eylemimiz 8 Mart Dünya Emekçi kadınlar günü kutlaması ile birleştirdik bu hafta.

Eylem ‘de 3 kez Adalet talepli bildirimiz okundu. Grup Yorum'un Diren Yoldaş, zafer halayı ve halkın avukatları şarkıları çok sesli bir şekilde meydanda çalındı.

Almanca Seher Adıgüzel Sevcan Adıgüzel Betül Varan'a Özgürlük, Politik tutsaklara özgürlük, Grup Yorum halktır susturulamaz sloganları atıldı.

Bildiri dağıtımında Almanlardan dahi grup yorumu tanıdıklarını söyleyenler oldu. Iraklı gençler Helin Bölek'i tanıdıklarını Kürt kızı olduğunu grup yorumu da sevdiklerini söyledi. Yine bir başkası ne yapabiliriz nereye yazabiliriz dedi. Yine iki Alman bizi aradıklarını bulamadıklarını çok sevindiklerini yorumu çok sevdiklerini anlattılar.

Haftaya tekrar görüşmek üzere meydandan ayrıldık.

Duisburg Adalet İstiyoruz Komitesi


Erdal Gökoğlu kendi hakları için 35 gündür B1 almadan açlık grevinde. Tek Tip Elbise dayatmasına karşı 35 gündür hücre hücre eriyen Erdal abinin açlığına bizde ortak oluyoruz. Erdal abinin talepleri kabul olana kadar yarından itibaren dönüşümlü süresiz açlık grevindeyiz. Ayrıca her gün Brüksel'deki Saint-Gilles hapishanesinin önündeyiz.

Erdal abi diyor ki "Bunca işinizin, gücünüzün, sorunun içinde sizlerin de canını sıkmak istemezdim. Ama sorumlusu ben değilim. Anlaşılan 2017'de yarım kalan çarpışmayı sürdürmek istiyorlar. Hay hay. Bence mahsuru yok. Ben devrimciyim. Onların dayatmalarına boyun eğecek olsaydım bunları yaşamazdım. Onlar da ben de biliyoruz ki mesele bir elbisenin (TTE) çok çok üstünde. O halde hodri meydan".

Nerede bir haksızlık, zulüm ve karşısında bir direniş varsa Dev-Genç oradadır. Biz de Dev-Gençliler olarak tarihimizden ve şehitlerimizden aldığımız güçle hodri meydan diyoruz.

Örgütlü Kadın Güçlü Kadındır!

Direnen Kadın Güçlü Kadındır!

Kadınları Sömüren, İkinci Sınıf Gören Bu     

Düzendir!

Kadın İçin De Sorunlarının Çözümü Sosyalizmdedir!

“Kadının özgürlüğü, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, yalnızca emeğin sermayenin boyunduruğundan kurtulmasıyla olacaktır.”

Clara Zetkin

160 yıl önce bugün 8 Mart 1857'de New York’taki Cotton tekstil fabrikasında çalışan 40 bin kadın işçi, 16 saatlik işgününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış talebiyle greve başlar.  O zamana kadar en kitlesellerinden biri olan bu kadın eylemini durdurmak, sendikaların ve diğer işçilerin dayanışmasını engellemek için, fabrika sahibi ve kolluk kuvvetleri binlerce kadın işçiyi fabrikaya kilitler. Çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u yanarak yaşamını yitirir.

Tarihin ve ezilen halkların hafızasına kadınların mücadeleci kimliklerinin reddedilemez oluşu bu tarihle not düşülür.

Bugüne kadar kadınlara dair bütün sorunların, kadın cinayetlerinin, kadınlara dayatılan eşitsizliğin, aşağılamanın temel sebebi faşizmin varlığıdır. Bu temel çelişkiyi çözmeliyiz. Faşizmle mücadele etmeliyiz. Düzende var olan sorunlar düzen içinde çözülemez. Örgütlenmeliyiz. Adaletsizlikler karşısında, eşitsizlik karşısında, sömürü düzeni karşısında mücadele etmeliyiz.

Sınıf savaşı gerçeğini hiç unutmamalıyız. Yaşamın her alanında sınıfsal temelde düşünmeli, tavrımızı ezilen, sömürülen sınıftan yana almalıyız. Bu bakış açısıyla sürmektedir ülkemizde ve dünyada kadın mücadelesi. Bu temelde direnme geleneklerine yeni halkları kadınlar da eklemiştir. Direnmek ve sosyalizm inancı kadının gücünü, yaratıcılığını, üretkenliğini ortaya çıkarmıştır. Bugün bu direnme geleneğine yeni halkalar ekleyen halkın türküleri için gencecik ömrünü veren Grup Yorum emekçisi Helin Bölek ve adil yargılanma hakkı ve halkın adalete olan hasreti için ömrünü veren Halkın Hukuk Bürosu avukatı Ebru Timtik hücre hücre eriyerek ölümsüzleşmiştir.

Onların kararlılığını, bağımsız ve özgür Türkiye inancını, adalet taleplerini mücadelemizde yaşatacağız.

Güçlü Kadın Direnen Kadındır!

Selam Olsun Mücadele Eden, Faşizme Baş Eğmeyen, Direnen, Tutsak Düşen, Yaşamını Halkı Ve Vatanı İçin Veren Tüm Kadınlarımıza!

Direnişler Meclisi

Süryani aktivist Sami Grigo Baydar, Augsburg savcısından Facebook'ta "LIKE" iddiasıyla ceza aldı!

26 Şubat 2021'de Avrupa Süryani Halk Meclisi'nden Sami Baydar, Augsburg savcısından polise "hakaret" iddiasıyla ceza ve günlük 90 faizle 3.600,00 para cezası aldı.

Süryani aktivist Sami Grigo Baydar, 14 Aralık 2020'de Facebook'ta kendisini "Türk kökenli polis memurlarının" ziyaret ettiğini belirttiği bir paylaşım yapmakla suçlanıyor.

Karar ayrıca, Baydar'ın polis memurları ile Türk askeri jandarma JİTEM'in gizli servisi arasında bir bağlantı kurduğunu iddia ediyor. Sami Baydar'ın bilinmeyen birinin yorumuna atıfta bulunduğu iddia ediliyor:"Bana göre, iki polis Jitem üyesiydi ve bozkurtlar zaten aktif olarak Alman hükümet hizmetlerinde yer alıyorlar."

Savcılığa göre, Baydar bu yorumun "Beğen" tuşuna bastığı için bu ifadeyi onayladıgını göstermiş oldu. Augsburg savcılığı şimdi bunu hakaret suçu olarak görüyor.

İkinci iddia, Baydar'ın 5 Ocak 2021'de kendisine yönelik olan suikast girişiminde polisi tam anlamıyla suçladığını veya en azından sorumluluğu paylaştığına işaret etmesidir. Münih'ten Sami Baydar ve avukatı Mathes Breuer, bu cezaya itiraz etti.

Avrupa'daki Süryani Halk Meclisi Süryani aktivist Augsburg'lu Sami Grigo Baydar'a karşı Bavyera yargısı tarafından hedef alınan yargılamaları eleştiriyor.

Federal savcılık, federal hükümet adına Sami Baydar'ı sadece düşüncesinden dolayı soruşturuyor.

Ayrıca, Bavyera göçmenlik yetkilileri sistematik olarak Baydar ile Facebook veya Instagram'da arkadaş olanlara Baydar'a olan ilişkilerini soruyor. Etkilenenlerin birçoğu Baydar'a bunu bizzat bildirdi.

Sami Baydar, Recep Tayyip Erdoğan'ın faşist AKP rejimine karşı çıkıyor ve sol görüşlü aktivistlerle, Grup Yorum ve Türkiye'deki halkın avukatlarıyla ve faşist AKP iktidarı ile yakın işbirliği içinde olan Almanya'da takip edilenlerle dayanışma içinde olduğu için yargılanıyor.

Sami Baydar baskılara boyun eğmeyecek. Demokratik haklar ve sosyalist bir gelecek için sömürü ve baskıya karşı mücadeleye devam edecek.

Avrupa Süryani Halk Meclisi

Selam Olsun Bizden Önce Geçene

Selam Olsun Dosta, Hasa, Çile Çekene

Selam Olsun Dayanana, Düşene

Yüreğim Yürektir, Bakma Gözüm Yaşına

(Gülten Akın)

Komplo bir dosyadan gözaltına alındım, ardından evim hapishaneye çevrildi. Peşinden mesleğimden açığa alındım ve fırsat bu fırsat sendikamdan ihraç edildim!

İçinde birçok hukuksuzluğu barındıran bir süreçti yaşadığım. Her gün yaşanan hukuksuzluklardan sadece biriydi. Bunları zaman zaman paylaştım, anlatmaya çalıştım. Malumunuz yine zor süreçlerdeyiz. Adaletsizlik ve hukuksuzlukta zirvedeyiz. O kadar çok örneği var ki...Hatta bir basın emekçisi de yaşadıklarımı anlattığım yazıya cevaben, gündem o kadar yoğun ki halkımız bu bilgiyi ne yapsın demişti! Hukuksuzluklarla dolu gündem var ortada ne yapsaydım iki Milletvekilinin “iyi bir avukat tut!” tavsiyesiyle (zaten çok iyi avukatlarım, iyi ki varlar) süreci bekleyerek ve seyrederek mi geçirseydim!

Kelepçeyi takmam hukuksuzluğu kabul ettiğim anlamına gelmiyordu. Önce yaşadığım süreci basın- kamuoyu ile paylaşmış, ardından imza kampanyası başlatmıştım. Suçlu değilim neden eve kapatılayım diyerek ev hapsinin kaldırılması için çabalamalıydım, o güne kadar “her gün bir şey yapmalıyım” diyordum. Kendimden çok kızım içindi çabam. Yarın bir gün büyüyüp de sorarsa anne neden bir şey yapmadın diye? Nasıl bakardım yüzüne.

Evden de direniş olur mu? Olur! Yeter ki isteyelim. Koşuluna göre, illaki bir yol, yöntem bulunur. Direnmek adaletsizliği, hukuksuzluğu reddettiğiniz anda başlar bence. Emek harcar, çabalarsınız güzel günlerin geleceğine inançla. Ben de haklılığımdan aldığım güçle çabaladım, emek harcadım.

Bir yanda evin hapishane olmaktan çıkmasına karşı, diğer yanda sendikamdan ihraç ediliyor olmamıza karşı çabalıyordum (Bu konudaki gelişmeleri biliyorsunuz) ve böyle bir süreçte dedemi uğurladık sonsuzluğa. Yoğun bakıma yatırılmadan bir önceki gün görüntülü konuşmuştuk, “kızım üzülme sakın geçecek bu günler” demişti. Bu konuda dedemin de çabaladığını biliyordum. Ölmeseydi o “iyi bir avukat tut” diyen Milletvekiline diyecek iki çift lafı vardı.

Elektronik kelepçenin kaldırılması ve evimin hapishane olmaktan çıkmasının ardından dedemin mezarını ziyarete gittim ve “bak geldim dede, özgürüm” diye fısıldadım, yine gideceğim ve fısıldayacağım: “işime de geri döndüm”.

Ben çabaladım siz desteklediniz. Dayanışmayı eksik etmediniz ve bu şekilde geldi zafer.

 Ancak borçluyum hala! Adalete doyuncaya kadar, bitinceye kadar açlık, hiçbir çocuk parmaklıklar ardında kalmayıncaya kadar, çaba ve dayanışma borçluyum, borçluyuz.

Yoksulluktan intihar ediyor, umutsuz kalmışsa halkımız, evine ekmek götüremiyorsa, borçluyum!

Adaletsizlikten ölüyor, nefes alamıyorsak,

400 günü aşkın süredir Gülistan Doku bulunamıyorsa,

Katiller, tecavüzcüler dışarıdaysa hala! Borçluyum!

KHK’lar iptal edilmemiş, kamu emekçileri açlığa mahkûm edilmişse borçluyum!

Soma maden faciasından sorumlu tutuklu kimse kalmazken, sorumluların yargılanması için çabalayan avukatlar tutukluysa,

Çorlu tren katliamında sorumlular yargılanmazken, aileler cezalandırılıyorsa, borçluyum!

En temel demokratik, anayasal haklar dahi kullanılamıyorsa artık borçluyum, hepimiz borçluyuz. Küçük büyük demeden “dayanışma” borçluyuz!

Pelin Öğretmen

Samandağ Eğitim Sen Şubesi Yönetim Kurulu, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” anması çerçevesinde düzenlediği etkinlik kapsamında 7 Mart günü; Şiir, Müzik ve Sinema gösteriminin ardından 8 Mart günü Sendika binasından Abdullah Cömert alanına kadar sloganlar eşliğinde yürüyen kitle, günün anlam ve önemini anlatan basın açıklamasıyla son buldu. Günün anlam ve önemini anlatan konuşmasını yapan Nazire Tamimi şu ifadelere yer verdi.

8 MART’I YARATAN EMEKTİR!

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Dünyanın dört bir yanında sosyalistlerin, devrimcilerin; yüreği adaletten yana atan herkesin, 8 Mart’ta diri diri yakılan kadınlar nezdinde tüm insanlık için, tüm emekçiler için sömürüsüz bir dünya talebini dillendirdikleri gündür.

ABD’nin New York kentinde bir tekstil fabrikasında çalışan 40 bin dokuma işçisi kadın, insan onuruna yakışan çalışma koşulları ve adil bir ücret talebiyle greve gider. Egemenler, kolluk güçleri aracılığıyla grevi kanla bastırır ve çoğu kadın yüz yirmi dokuz işçi yanarak can verir. Bu katliamı takip eden süreçte dünya genelinde ağır çalışma koşullarına karşı tüm işçiler ayaklanır ve üretimden gelen güçlerini kullanarak greve giderler, hayatı durdururlar. Çünkü bilirler ki yaşamın döngüsünü sağlayan, emektir.

Bu olaylardan yıllar sonra 1910’da Kopenhag’da, sendikalar, sosyalist partiler ve çalışan kadın kulüplerini temsilen 17 ülkeden 100 kadın delegenin katıldığı konferansta kadınlara yönelik önemli talepler gündeme alındı. 2. Enternasyonal’de Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart’ın, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anılmasına karar verildi. O gün bugündür 8 Mart, dünya ölçeğinde, emekçi kadınların, sosyalistlerin, devrimcilerin, sermayeye karşı bütün dünya halklarına-emekçilerine birleşme çağrısı yaptığı, kadının kurtuluşunun ancak sınıfsız toplumlarda mümkün olabileceğini haykırdığı bir gün olmuştur.

Vahşi kapitalist sistemin ve onun uşakları iktidarların bütün dünyada, bütün halk kesimlerine olduğu gibi, çifte sömürüye mahkum ettiği kadın cinsine bakış açısı hep aynı olmuştur. Duruma göre dizini kırıp evinde oturması gereken, itaat etmesi gereken kadınlar, kapitalizmin, artan üretim ihtiyacı ile birlikte iş gücüne de duyduğu ihtiyaçtan kaynaklı kitleler halinde üretim sürecine çekilmiş, ucuz iş gücü olarak vahşi kapitalizmin vahşi sömürüsüne maruz kalmıştır. O gün bugündür milyonlarca kadın, sömürü çarkının dişlileri arasında ezim ezim ezilmiştir.

Başta kadınlar, tüm emekçiler olmak üzere, geniş halk kesimlerinin çıkarlarının nerede olduğunu görmek açısından siyasi iktidarın son birkaç yıldaki faşizan politikalarına bakmak yeterlidir. Demagoji, yalan, baskı ve şiddet politikalarıyla ayakta kalan AKP iktidarında 2002’den bu yana ülkemizde fuhuş, kumar, uyuşturucu, kadına şiddet, taciz, tecavüz; hakkını arayan herkese yönelik tehdit, şantaj, gözaltı, işten çıkarma, terörist ilan etme, katletme politikaları hız kesmeden artmış ve bu şiddet politikalarıyla bugüne gelinmiştir.

AKP, iktidara geldiği günden 2020 Mart ayına kadar en az on beş bin beş yüz elli yedi kadının yaşam hakkı ihlal edildi. İktidar, Türkiye’deki kadın cinayetleri oranının son üç ayda yüzde yirmi dokuz düştüğünü açıklarken gerçek sayılar vahim gerçeği ortaya çıkardı. 2020 yılının ilk on ayında 397 kadın öldürüldü. 2021’in sadece ocak ayında 34 kadın sistemin yarattığı şiddet kültürünün kurbanı oldu.

Hazırlanan raporlara göre Türkiye’de kadın cinayetlerindeki son on yedi yıldaki artış, yüzde üç yüz kırk dörtlere vardı. Bu rakamlara ulaşılmasının temelinde iktidarın ve mensuplarının kadınlara yönelik kullandığı ötekileştirici ve cinsiyetçi dil yatmaktadır.

Faşizm, sermayenin çıkarlarını güvence altına almak adına halka yönelik şiddetin, terörün ta kendisidir. Sindirme politikasının adıdır.

Her şey karşıtını yaratır. Dolayısıyla faşizm, direnişlerin de dört bir yanda boy vermesine vesile olmuştur. Haziran direnişi, Cargiil Direnişi, Sibaş Direnişi, Yüksel, Düzce Direnişleri, kadınların sokak gösterileri bunlardan sadece bazıları.

Faşizm varsa, ona karşı direnmek bir haktır. Ülke genelinde birçok işyerinde işçiler, direnerek işlerine geri döndüler. KHK zulmüne direnen yüksel direnişçileri şu an hala tutsak. Halkın Sanatçısı Helin Bölek, Avukat Ebru Timtik, faşizme karşı direnmenin bedelini hayatlarıyla ödeyen iki devrimci, sosyalist kadındır.

Unutmayalım ki egemen sınıflar, güçlü bir sınıf bilincine, güçlü bir iktidar bilincine dolayısıyla güçlü bir sınıf kinine sahiptirler. İktidarları tehlikeye girdiğinde tüm sınıf kinleriyle saldırırlar.

Kadını, erkeği, çalışanı, işsizi ile tüm halk kesimleri, bu kini unutmamalıdır. Bu kinin yarattığı acı ve gözyaşını tüm benliğiyle hatırlamalıdır. Hatırlamak siyasi bir eylemdir. Sormaktır, sorgulamaktır, hesap sormaktır. Sınıf kinine karşı sınıf kini ile davranmaktır.

Tüm emekçilerin; haksızlığa, zulme uğrayan her kesimden insanın, iki kat ezilen, sömürülen, şiddete maruz kalan kadının kurtuluşu, faşizme karşı örgütlü bir mücadeleyle mümkündür. Kadının kurtuluşu, emeğin en yüce değer kabul edildiği SOSYALİZM’ dedir.

Yaşasın 8 Mart Yaşasın Mücadelemiz

Kadın Erkek El Ele Mücadeleye

 

 



Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.