GÜNDEM

1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Son sözümüzü Kızıldere'de o kerpiç evde söyledik biz; asla faşizme teslim olmayacak, asla faşizmle uzlaşmayacak, onların himayesine girmeyecek, karşılarında hizaya gelmeyeceğiz!

On yıllardır yalan demagojilerle dosyalar hazırlıyorlar, on yıllardır operasyonlar, talimatlarla tutuklamalar, türlü işbirlikçiler-ajanlar yaratıp yalan ifadelerle insanları tutukluyorlar ama kendileri de çok iyi farkındalar ki tüm bu yaptıkları karşısında Halk Cephesi geleneği bir kez olsun geri adım atmamış, içine kapanmamış, uzlaşı belirtisi göstermemiş, faşizmin belirlediği çizgiye bir adım yönelmemiştir. Aynı taktik, aynı heves, aynı vasat çaba; bugün yine bir yığın yalan, komplo, hayal ürünü suçlamalarla dosyalar hazırlanmış, kurumlar, evler basılmış, sokaklardan insanlar kaçırılmıştır. AKP faşizmi çok iyi bilmektedir, bir kere daha hatırlatmış olalım;

120 Kişi Değil Milyonlarız, Sizin Sonunuz Olacağız!

Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!

Komplolarla Tutuklanan Devrimciler Serbest Bırakılsın!

Baskılar Bizi Yıldıramaz!

 

Çayan Halk Cephesi

Son günlerde ve kısıtlamaların geldiği bir dönemde Okmeydanı esnafı halk düşmanı polisler tarafından birçok esnaf şikayetçi. halk düşmanları gün içerisinde düzenli olarak tekel bayileri, restoranlar vb. birçok iş yerini taciz ederek esnaf üzerinde baskı uygulamaya çalışmaktadır. kısıtlama uygulamalarına uydukları hâlde halk düşmanları esnaflara giderek iş yeri sahiplerine keyfi GBT uygulaması yaparak Okmeydanı esnafını sürekli taciz etmektedir. halkımızın gün içerisinde kazandığı paraya göz diken katiller bu mahalleden bir gün defolup gideceksiniz. kısıtlamalar getirerek insanların ekonomik ve maddi sorunlarını, borçlarını çözecekleri hâlde halkımızı sömürüyor ve esnafa akılları sıra korku vermeye çalışıyorlar. buradan halk düşmanlarına söylüyoruz. Okmeydanı esnafını taciz etmekten vazgeçin!

Okmeydanı halkı sizin kirli ve çirkin yüzlerinizi çok iyi biliyor.

 Okmeydanı halkın ve devrimcilerindir, halk düşmanlarının değil!

Okmeydanı Esnafını Taciz Etmekten Vazgeçin

Okmeydanı Halk Cephesi

İzmir’de Tramvaylarda Çalışan Kadın Güvenlikçiler Duraklarda Tuvalet Olmadığı İçin  Altlarına Bez Bağlamak Zorunda Bırakılıyor Kapitalizmin Odağında KAR Vardır Kar İçin Her Değeri Ayaklar Altına Alır Vahşi ve Ahlaksızdır!

Bu Ahlaksız Düzeninizi Her Şeyiyle Yerle Bir Edecek,

İnsanın İnsan Tarafından Sömürülmesine Son Verip

HALKIN İKTİDARINI KURACAĞIZ!

Halk Okulu 55. Sayısını İndirmek İçin Tıklayınız...

Halk Okulunun Tüm Sayılarına Ulaşmak İçin Tıklayınız

Sahibi ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü: İrfan YILMAZ

Adres: Hobyar Mah. Cemal Nadir Sok. Büyük Milas Han, No:24 İçkapı No:220 Fatih/İSTANBUL

Ofset Hazırlık: Ozan Yayıncılık

Adres: Zübeyde Hanım Mah. Fevzi Çakmak Cad. 1297. Sokak No: 1 Daire: 1 Sultangazi / İSTANBUL

Mail: kanattan2@gmail.com Tel: (0212) 419 31 96 ISSN: 2687-4075

Baskı: Kalmak Ofset Matbaacılık Yüzyıl Mahallesi Massit, Matbaa ve Amb. San. Sit. 5. Cad, No-7 Bağcılar / İSTANBUL

Sayı: 55

Tarih: 29 Kasım 2020

İçindekiler:

* Kapitalizm, Halka ve Halka Ait Her Değere Düşmandır!

* Halkın Hukuk Bürosu: Ebru Timtik Ölümsüzdür, Aytaç Ünsal Onurumuzdur! Aytaç Ünsal’ın Tedavi Gördüğü Eve Yapılan Polis Baskını Keyfidir!

* 30 Yıllık Bir Çınar Halkın Hukuk Bürosu: Dünya Tarihinde Avukatlık Mesleği

*KEC: Direnen ve Direnişleri Destekleyen Devrimci Kamu Emekçileri Sendikalardan Tasfiye

Edilemez!

* KESK Tarafından Kayyum Atanan Hatay Eğitim Sen’in Seçilmiş Yöneticilerinden Pelin Akbaş Yeşil,Hem 12 İlde Yapılan Halk Cephesi Operasyonu Kapsamında Gözaltında Yaşadıklarını Hem De  Çalıştığı Kurumdan Ve Sendikadan İhracını Anlattı:

* Tutsak Yüksel Direnişçisi Nazan Bozkurt Kendisi Tutsakken Üyesi Olduğu Büro Emekçileri Sendikası’ndan İhraç Edilişini Anlatıyor...

* Halkın Hukuk Bürosu ‘ndan Yüksel Direnişçileri’nin 9 Aralık’ta Görülecek Duruşmasına Çağrı

* Röportaj: Stajyer Avukat Naim Feyzullah Eminoğlu: “Dünyadaki Avukatlar Ebru Timtik İsmi İle Halkların Mücadelesine Ortak Oldu.

* Yoksulluk ve Adaletsizlik: Yüksel Direnişçileri Adalet İstiyor, İşini İstiyor, Adil Yargılanmak İstiyor! 9 Aralık’ta Duruşmada Direnişçileri Sahiplenelim!

* DİH: Katliam ve Sömürüden Başka Bir Şey Vermeyen Bu Düzene Karşı İşçi Meclislerinde Örgütlenmeli Ve Hesap Sormalıyız! Berat Albayrak’ın İstifası, oligarşinin Krizini Çözmeye, Suçlarını Gizlemeye Yetmez!

* Dev-Genç: Amerikancı Eğitim Sisteminin Yarattığı Sonuç: “İyi Eğitimli 100 Gençten 59’u Yurtdışına Gidiyor”

* Faşizm Hainlerden, İhbarcılardan Medet Umuyor; Ancak Sonuç ‘Asılsız İhbarlar’Faşizmin Halkı Hainleştirme, Onursuzlaştırma Planı, Tıpkı Düzenleri Gibi Tarihin Çöplüğünü Boylayacak! Halk Faşizmin Haini- İhbarcısı Olmuyor!

* Ramo Dizisi, Direnişimiz ve Zaferimizle Yarattıklarımızı Değerlerimizi Kullanıyor İzin Vermeyeceğiz!

* Grup Yorum Şarkı Sözü: Halay Başı

* Devrimcilik:

* Savaş ve Biz: Faşizmin İmha Saldırıları, Baskınları, Tutuklamaları Bizi Durduramaz!

* İçimizden Biri...

* Çünkü...

* Hayat Okulundan:

* Didem Akman Mektup

* Haberler...

* Avrupa’da Halk Okulu...

* Bize Ölüm Yok

Fransa’nın Nancy şehrindeki Özgürlük Komitesi tarafından 24 Kasım günü Türkiye ve Avrupa’daki tutsaklara toplu mektup gönderildi.

 

Korona virüsün yayılma hızına ve insan sağlığı üzerindeki etkisine bakıldığında genel çapta ‘koruyucu önlemlerin’ artırılmasını sağlamak adına pandemi ilan edildi. Bu pandemi ile tüm dünyadaki emperyalistler ise halkların özgürlüğünü kısıtlamak, karşısındaki halkın taleplerini karşılıma yerine baskıcı, tecrit politikaları ile baskı kurmaya çalışmakta. Bu baskıcı uygulamalardan nasibine alanlardan biri de tutsaklardır! Avrupa, Türkiye ve tüm dünyadaki tutsakların tecrit içinde tecrit yaşatılmaktadır. Bu tecriti ancak mektuplarla kırabileceğimizi unutmayalım. Nancy Özgürlük Komitesi üyeleri Avrupa ve Türkiye’deki tutsaklara gönderdikleri mektup ve kartlar ile yalnız olmadıklarını gösterdi.

 

Nancy Özgürlük Komitesi; Devrimci tutsakların bu pandemi döneminde yalnız olmadıklarını sizlerde bizim yaptığımız gibi tutsaklara mektup veya kart göndererek gösterebilirsiniz. Tutsaklığın bu zor koşullarını ve anlarına eklenen pandemi sürecinin tutsaklar üzerinde ne kadar da zor anlar yaşattığını unutmamalıyız! Tutsaklara mektup ve kart göndererek onlara destekte bulunalım!


Hasan Ferit Gedik emekçileri 26 Kasım günü Stuttgart’ta, 30tane Bizim Mahalle dergisi 16 tane Halk Okulu dergisini esnaflara ve posta kutularına ulaştırdı.

Hasan Ferit Gedik emekçileri okumanın okutmanın ne kadar önemli olduğunu şu sözlerle anlatırlar: 'Tabağımızda ne varsa kaşığımıza o gelir.' Okumak ufkumuzu geliştirir, okumak bizi daima ileriye götürür.

Bizim Mahalle ve Halk Okulu dergilerini OKUYALIM OKUTALIM, HALKIMIZA ULAŞTIRALIM!

Hasan Ferit Gedik Emekçileri






 Yüksel Direnişi 1479. Gün akşam açıklamasını gerçekleştiren Merve Demirel Açıklamasında şunları söyledi;

"Bizler 4 yıl önce KHK’ların çok büyük haksızlıklara yol açacağını söylemiştik. Nitekim KHK ile işlerine son verilen ve işlerini geri isteyen arkadaşlarımız tutuklandılar. Ancak bizleri yıldıramadılar. Onlar ceza evinde, bizler burada direnmeye, haklı mücadelemizi sürdürdük.

Onların 9 Aralık'ta Ankara'da mahkemesi

var. Bizler biliyoruz ki, arkadaşlarımız suçsuzdur.

Onları bu adaletsizliğin elinden alacağız. “diyor

 




"Adalet" diyor, büyük insanlık; "Kazanmak zorunda olduğumuz bir idealdir"

Söz konusu olan, "büyük insanlık" idealidir.

Bir diğer ifadeyle, insanlığı tarihin her basamağında

"Büyük" kılan, iste bu ideale sahip olmasıdır.

Sahip olması ve asla vazgeçmemesidir.

Kim görmüş, "büyük insanlığın" adalet

Özleminden vazgeçtiği bir dönemi?

Ateşi bile, tanrıların keyfine bırakmayıp adaletli kullanım için yeryüzüne indiren, suretine Prometheus adını veren bir "büyük insanlık “tır bizimkisi.

"Adalet nedir?" sorusunun yanıtı basittir.

"Adalet, toplumsal eşitliğin olduğu bir toplumsal yapıda herkesin hak ettiğine kavuşmasıdır…"

"Özgürlüğün sevdalısı değilsek bu dünyada bir hiçiz."*

İşte bu söz her adaletsizlikte kalbimizde atıyor.

Çünkü; "Özgürlük adaletten başka bir şey değildir" diyen Voltaire’e hak veriyoruz. Özgürlük sevdası içimizde; adaletse yüreğimizde bir harlanıp bir dinen ama daima yanan bir özlem…

 

Ekmek su kadar insanın yaşaması için gerekli olan adalettir, adaletin olmadığı yerde yaşamaz insanlık, adaletsizlik karşısında her zaman adalet için mücadele eden adaletin öncüleri olmuştur. Kim görmüş insanlığın adaletten vazgeçtiğini. Kadim Anadolu toprakları tanıktır yüzyıllardır adalet için mücadele eden tarihe adını ‘adalet savaşçısı’ olarak yazdıran direnişçileri.

Uygarlıklar kurulmuş, savaşlar yapılmış, yakılmış-yıkılmış. Yeniden elleri ile kurularak ilerlemiştir insanlık; insanlığın tarihi boyunca yapılan savaşlar, toplumlar, uygarlıklar, krallıklar saraylar… hiçbiri adalet talebinden daha önemli olmamıştır. Hepsi tarih kitaplarının tozlu sayfalarında yerini alırken, tarihe adalet mücadelesi veren insanlığın belleğinden halen taze bir ışık olarak parlamaktadır.

 

Ülkemiz ve Anadolu toprakları bunun en güzel örneğidir, Ege’nin kekik kokan sularının tepesinden insanlığa ateşi armağan eden Prometheus’tan, Anadolu’nun yiğit kahramanlarına her daim var olmuştur adaletin savaşçıları.

Pir Sultan’dan Bedreddin’e, Köroğlu’ndan Dadaloğlu’na kadar efelerimiz, eşkıyalarımız adalet için mücadele etmiştir Anadolu topraklarında.

 

Yıllar öncesinden bugünlere dayanan adalet mücadelesi her daim devam ediyor. Adalet mücadelesinin karşısında karanlığın titanları var olmuştur. Ülkemizde yoksul halkın adalet mücadelesi karşısında “AKP” adı verilen iktidar ve onun paralı uşakları, kolluk kuvvetleri, savcıları, hakimleri vardır. 2015 yılında kendi iç çelişkileri sonucunda 15 Temmuz darbe bahanesi, ardından OHAL sürecini getirdiler.

OHAL sürecinde iktidar açıktan faşizmi halka ve devrimcilere uygulamaktan çekinmedi. Yasal-demokratik kurumların basılması, mühürlenmesi, kapatılması… gazetelerin yasaklanması, kanalların karartılması, sokakta yürüyen insanların kaçırılıp tutuklanması, devrimcilerin teker teker hapishanelere doldurulması.

AKP iktidarı muhalif gördüğü her kesime saldırdı, sadece halkın öncüleri devrimcilere değil; devrimcilere selam verenlere bile saldırdılar, gözaltına aldılar, tutukladılar.

AKP iktidarı ‘adalet’ adı altında açıktan saldırdı ve tüm yargı mekanizmasını kendisine bağladı, mahkemelerde mahkemeye ara verip telefona çıkan savcılar, hakimler, TEM şube polislerinin gözlerine bakarak karar verenler.

Açıktan halka saldıran faşizm, mahkemelerinde, ‘sözde’ adalet sarayı özünde faşizmin yasalarını hayata geçiren saraylarında faşizmin hukukunu uyguladılar.

Savcıları, TEM şube polisleri ile iftiracılar yaratarak devrimcileri sahte dosyalar ile tutukladılar, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verdiler. Halk için mühendislik yapan halkın mühendisleri, gençliği, kamu emekçilerini, avukatlığını yoksul halkın adaletini uygulamak için yapan Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının büroları basıldı. Haklarında arama kararları çıkartıldı, terör listelerine alındı, devlet televizyonlarında ve kanallarında, gazetelerinde açıktan hedef gösterildi. Bunu da devletin İçişleri Bakanı olan ve tek işi halka ve devrimcilere karşı mücadele etmek olan Süleyman Soylu yaptı.

Soylu açıklamalarında; “Şehir yapılanmasında ise bu örgütü ayakta tutan bu örgütün avukatlarıdır. Şu anda içerde olan bu avukatlar, meslek imtiyazlarını kullanarak finans ve operasyon dahil her şeyi yönetiyorlardı. Bugün geldiğimiz noktada, DHKP-C'nin üst düzey teröristlerinin tamamını temizledik,”

 

Halkın Hukuk Bürosu’nun Ankara ve İstanbul’da bulunan büroları basılarak avukatlar işkence ile gözaltına alındı, savcılığa dahi çıkartılmadan tutuklama kararı verildi haklarında, AKP faşizminin yargısında mantığın hukukun olmadığını, emirlerin direkt olarak devlet tarafından verildiğini tüm dünya gördü.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan avukatlardan 17’si, bir yıl tutuklu kaldıktan sonra 10 Eylül 2018’de mahkeme karşısına çıktı, hepsi 14 Eylül’deki duruşmada tahliye edildi, 15 Eylül’de hapishaneden bırakıldılar. Ancak savcı tahliyelerine itiraz etti ve mahkeme ertesi gün 12 avukat hakkında tutuklamaya dönük yakalama kararı çıkardı. 16 Eylül 2018 Pazar günü İstanbul 37. ACM mahkemesi karşısına çıkarıldılar. Salonun içerisinde tem şube polisleri duruşmanın aleniyeti açısından salondan çıkarılmadılar. Mahkemeyi ve yaşanan hukuksuzluğu protesto etmek için kimlik bildiriminde bulunmayan “sanık” avukatlar bir kez daha tutuklandı.

19 Eylül 2018 günü Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), avukatlar hakkında tahliye kararı veren heyeti dağıttı. Bundan sonra yapılan duruşmalarda (3-5 Aralık 2018) yargılama usulleri hiçe sayıldı. 4 Aralık’taki duruşmada önce izleyiciler ve gazeteciler, ardından müdafi avukatlar, nihayetinde de sanıklar duruşma salonundan atıldı ve yargılama sadece mahkeme heyeti tarafından yapıldı.

Karara en sert tepkilerden biri İstanbul Barosu’ndan geldi. Baro’dan yapılan açıklamada, “İstanbul Barosu olarak bu vesile ile ifade etmekteyiz ki, Türk yargılama tarihi böyle bir yargılamaya ilk kez tanık olmaktadır… İstanbul Barosu ve avukatlar olarak adalet ülküsünden asla vazgeçmeyeceğiz. Susmayacağız. Tek başımıza kalsak da…” denildi.

Halkın Hukuk Bürosuna yönelik bu saldırılar bir geleneğin bitirilmek istenmesiydi. Devrimci avukatlara bu yüzden saldırıyorlardı, Halkın Hukuk Bürosu ilkeleri ve gelenekleri olan devrimci bir ahlak ve görgü çerçevesinde çalışan bir hukuk bürosudur önce devrimci kesimleri hedef alan faşizm saldırılarını da bunları düşünerek sürdürmüştür. Tasfiye edilmeye çalışılan bitirilmeye çalışılan devrimci avukatlık geleneğidir. Bu saldırıların devamında da barolara kadar sürmüştür bu saldırılar. Baroları tehdit eden, açıklamalar söylemler sözde hukuk devletinin gerçek yüzünü açıkça göstermiştir. Bu saldırılar bugün Halkın Hukuk Bürosundan sonra daha açık bir biçimde gösteriyor, devletin tek bir muhalefete bile tahammülünün olmadığını.

 

Tablo, iktidarın yargıya açık müdahalesini gösteriyor. Mahkeme heyeti kamuya açık duruşmada delilleri tartışıp avukatların tahliyesine karar verdi ancak iktidar müdahalesiyle bu karar değiştirildiği gibi hakimler de sürüldü.

Yerine getirilen hakimler anında tutuklama kararı vererek Halkın Hukuk Bürosu avukatlarını tutukladı, her bir duruşma faşizmin aklının mantığının olmadığını, iktidarın direkt talimatının uygulandığını, bu davada içişleri bakanı Süleyman Soylu ve bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı vardı.

10 saat içinde tekrardan tutuklanan Halkın Avukatları’na onlarca yıl hapis cezaları verildi.

Amaç; halkın avukatlık geleneğini bitirmek, halkın direngen damarını yok etmekti. Adalet savunucuları olmaz ise halk direnemezdi, sesini çıkaramazdı.

 Torunlar İnşaat, Soma, Ermenek, Dilek Doğan, Berkin Elvan, konduları başına yıkılan yoksul halkımız, Hasan Ferit Gedik, Gezi, Kürdistan’da katledilen soykırıma işkenceye, katliamlara uğrayan Kürt halkımız… eğer Halkın Avukatları dışarıda olur ise bu davalarda katilleri, hırsızları, koruyamazlardı.

 Bir gece yarısı gelip kızınızı katledebilirler ve avukatlarını tutuklayıp sizi ‘terörist’ ilan edebilirlerdi, Anadolu’da annesinden-babasından kalan üç beş kuruş ile gelip iki göz gecekondusunu yapan halkımızın evini rahatça başına yıkabilir kaçak kentleşme diyebilirlerdi.

Avukatlığı mafyalara, tecavüzcülere, katillere, uyuşturucu satıcılarına hizmet etmek için tasarlıyorlardı kafalarında ve bunun karşısında bedeller ödeyerek demokratik haklarını kazanan, sokakta, üniversitede, gecekonduların içinde, cübbesi ile halkın sofrasına bağdaş kuran Halkın Hukuk Bürosu avukatları vardı ve bu avukatlardan birisiydi Ebru Timtik, bunlardan birisiydi Aytaç Ünsal.

 

"işte sanki dağ yeli

ve işte sanki meltem kimse toz konduramaz

kesip attığımız tırnağa bile sen en güzel kızısın

bütün galaksilerin bense tözüyüm, Prometheusu ya

kara sevdanın..."

 

5 Nisan Dünya Avukatlar Günü’nde Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal kendilerine dayatılan ‘sessiz ölüm’ politikalarını kabul etmeyerek süresiz olarak sürdürdükleri açlık grevi eylemini ölüm orucu direnişine çevirdiler.

Halkın Hukuk Bürosu avukatlarına karşı yürütülen öylesine açıktan bir savaştır ki, Halkın Avukatları’nı öldürmek-yok etmek üzerine kurulmuştur. Ancak direniş, tüm bu saldırı politikalarını yerle bir etti. Halkın Avukatı Ebru Timtik, bu savaşta HHB adına kendi ifadesiyle “Hodri meydan” demişti Akın Gürlek’e:

“Ölüm orucunu ben tercih etmedim. Halkın avukatlarını ölüme, sizin de dahil olduğunuz yargı sistemi mahkûm etti. Mesleki ve siyasi olarak bizi öldürmek istedi. Ben sadece bunun şekline karar verdim. Direnerek mi olacak? Yoksa sessiz sedasız mı?”

 

Ölüm orucu direnişi ile tecrit hücrelerinden adaletin kıvılcımını yaktılar yüreklere, iki avukat mesleklerini onurları ile yapabilmek, Soma’da yerin yedi kat altında katledilen emekçilerin hakkını savunabilmek için ölüm orucuna başladılar.

Halkın Avukatları ölüm orucu direnişine başladığından itibaren dünyanın her yerinden dayanışma ve destek eylemleri yapıldı. İki avukat, avukatlık yapabilmek için haklarında devlet tarafından talimat ile verilen cezaların kaldırılması için ölüm orucuna başladılar.

Ölüm orucu direnişi sırasında Grup Yorum üyeleri, tutsak üyelerinin serbest bırakılması ve konser yapabilme hakkı için ölüm orucu direnişi yapıyorlar ve yine halkın yiğit evladı Koçak Mustafa adil yargılanma hakkı için ölüm orucu direnişi yapıyordu.

Müvekkillerinden hiçbir zaman ayrı değildi Halkın Avukatları. Zaten ölüm orucu direnişini müvekkilleri, halkı için yapıyorlardı, adalet isteği sadece kendileri için değil, tüm bir halkın adalet talebiydi.

Aysel Ana’nın adalet talebiydi, Berkin’in kara kara gözlerinin sorulacak hesabıydı onların adalet direnişi.

Bu düzen tüm alt ve üst yapı birimleri ile adaletsizdir. Halkımızın yaşamının hemen hemen her anında adaletsizlik vardır, bu adaletsizlik AKP faşizminin açıktan saldırması ile daha iyi görülmüştür.

Faşizm safları çok net bir şekilde belirlemiştir; ya faşizme karşı direneceksin ya da faşizme boyun eğeceksin. Bunun az ve çok şekerlisi yoktu. Ya direneceklerdi halkın avukatları ya da faşizme teslim olacaklardı. Ne tarih kitapları yazar bizim faşizm karşısında boyun eğdiğimizi ne de halkımız buna inanır. Halkın Avukatları ölüm orucu kararını alarak faşizmi daha o karar ile yerle bir etmişlerdir.

Siyasi ve ideolojik olarak kazanan bizlerdik, emperyalizmin tüm politikalarını alt üst ediyorduk.

Siyasi zafer’in ne olduğunu anlatıyordu ölüm orucu direnişi.

 

Ölüm orucu direnişi boyunca…

Grup Yorum’un, Mustafa'nın, Halkın Avukatlarının, Özgür Tutsakların

Ölüm Orucu Direnişini Desteklemek İçin Türkiye Ve Avrupa’da;

* 7.865 Eylem, Gösteri, Açıklama Yapıldı,

* 1881 Video Çekimi Yayınlandı,

* 3000 Kişi Destek Açlık Grevi Yaptı

* Dünyanın 51 Ülkesinden 2951 Devrimci, Parti Ve Örgüt Temsilcisi, Sanatçı Ve Şair Enternasyonalist Dayanışma Gösterdi,

* Dünya genelinde 110 Ülkeden 2 Milyon Avukatı Temsil Eden Uluslararası Avukatlar Birliği (UIA)

* Avrupa’dan Milyonlarca Avukatı Temsil Eden Hukuk Örgütü Avrupa Barolar Konseyi (Ccbe)

* * Türkiye’deki 79 Barodan 39’u Adil Yargılanmak Talebiyle Ölüm Orucu Yapan Halkın Avukatları Ebru Timtik Ve Aytaç Ünsal’ın Haklı Mücadelesine Destek Verdi, Adalet İstedi

 

Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal zorla müdahale tehditti ile hastaneye kaçırıldılar.x

 Bir hücrenin içerisinde kapının önünde askerleri ile psikolojik işkenceye başladı faşizmin mengele artığı doktorları.

 Işıkları söndürmeyerek günün 24 saati klimayı çalıştırarak adalet için bir deri bir kemik kalmış, hücreleri eriyen direnişçilere işkence yaptılar.

 Aytaç Ünsal’ın hücresinin önünde faşizmin ahlakını temsil eden komutanları ve askerleri döner ekmek yediler, ne yemek yiyeceklerini konuştular.

Siyonist İsrail, Filistinli tutsaklar açlık grevi yaparken hapishane önünde mangal yapıp dumanını mazgal deliklerinden vermişlerdi. Düşmanımız aynıydı; İsrail siyonizmi ve AKP faşizmi emperyalizmin işkenceci sadık köpekleriydi.

Bu koşullarda son anına kadar direndi Ebru Timtik ve ölüm orucunun 238. Gününde şehit düştü. 42 yıllık yaşamında ölümsüz karanfiller kervanına katıldı.

 

Heval Ebru Timtik bir mektubunda kendisini şöyle anlatıyordu;

Fatma Kızı Ebruyum

“Kendimin tarihi gördüğüm adaletsizliklerin tarihidir. Babamı 7 yaşında kaybettim. Kardeşlerim 5-3 ve 6 aylıktı. Anam daha 22 yaşındaydı. O güne kadar bolluk içinde büyüdüm. Ama sonra Elazığ’a taşındık ve dul-yetim maaşı ile geçinme günleri başladı.

Anneme sorardık “Anne biz fakir miyiz, zengin mi?” “Biz orta halliyiz kızım niye fakir olalım. Bizden kötüleri var.” deyip mahalledeki zor durumdaki kimseleri gösterirdi. Bizim “çok şükür iyi kötü maaşımız vardı.” “İşsiz olan var sakat olan var.” Fakat mahallemizde çalışmak zorunda olan çocukları, okulumuzda çocukların birbirinde farklı pabuçlarını, öğretmenin birbirinden farklı yaklaşımlarını ve sofradan sofraya farkı görmemek olanaksızdır.

Bende gelişmiş iyi, güzel, ahlaklı ne varsa annemdir.

22 yaşında ilkokul mezunu bir kadındı. Yaşamı önce köyde sonra Elazığ ve İstanbul’da geçti. Ama art arda ya gebe ya da bebekli olduğu için sokağa çıkacak vakti yoktu. 22 yaşında eşini kaybedince gidip yeni bir evlilik yapması istenince reddetti. Evlatlarına sarıldı. Biz biraz büyüyünce de çimento fabrikasında çalışmaya başladı. Henüz devlet fabrikasıyken çalışıyordu orada. Ve biz yolsuzluğu gördük. Bürokratların ve öbür yiyicilerin nasıl devlet fabrikasını sömürdüklerini gördük. Annemle aynı işi yapan diğer iki kişinin annemin 2 katı ücret aldığı bu yerde ücret adaletsizliğini gördük. Çünkü onlar kadrolu annem sözleşmeliydi. Asgari ücrete tamam demek zorundaydı. Müdürün kendisini aşağıladığı koşullarda da istifa edip işten çıktı. Evlere temizliğe gitti. Tabii biz de beraberinde. Parayla yaptığım ilk iş ev temizliğidir. Sonra tatillerde İstanbul’a gidip tekstilde kısa süreli çalıştım. Pazarlamacılık yapmayı denedim bana göre değildi.

Üniversite yıllarımda radyoculuk yaptım. Radyo ve televizyon spikerliği, reklamcılık vs. yaptım. Evde börek, poğaça yapıp kahvede satarak para kazandım. Bir ara ev yemekleri yapan bir lokanta açtık Elazığ’da.

Avukat olmayı hiç istemedim. Tesadüfen Selçuk Bey’i tanımak, 19 Aralık Katliamı’nda yakılan yaralanan insanları tanımak bana bu mesleğin başka türlü de yapılabileceğini gösterdi. Okulu bitirmeye öyle karar verdim.

Henüz öğrenci iken 90’lı yıllarda yakılan, boşaltılan köylerden uzakta hayat kurmaya çalışan hemşerilerimin yoksul evlerine gittim. Onların evlatları kayıp bir nesil olmaya mahkum edilmişti. Çiftçilikten, hayvancılıktan başka iş bilmeyen kadınlar erkekler şehirde ne iş yapacak? Uzatmayayım tahmin edersiniz sizde.

İşte onların acıları, ezilmişlikleri bende tarih ve sınıf bilincini gelişmesine yardımcı oldu. İstanbul’a gidip Halkın Hukuk Bürosunda avukatlık yapmaya başladım. Çağdaş Hukukçular Derneğinde yöneticilik yaptım. Hep emekçilerin, demokratik haklarını kullanmak isteyenler, öğrencilerin, yurtseverlerin, devrimcilerin avukatlığını yaptım.

Benim kişisel tarihim adaletsizliklerle doludur.

Müvekkillerimin aldığı haksız, adaletsiz cezalara anaların, eşlerin isyanlarıyla doludur.

Yüzüme umutla ve beklentiyle bakanlara gereği gibi cevap verememenin eksikliğiyle doludur.

Annemden izin istedim. “Sana söz vermiştim, kiradan kurtaracaktım seni. Ama benim çalışma tarzımda para biriktirmem olanaksız. Ama istersen ne yapar eder sözlerimi yerine getiririm.” dedim.

Başka analar var evlatlarının derdinde, dedim. Annem hakkını helal etti ve bana yol verdi. “Sizin en doğrusunu yaptığınıza eminim.” dedi.

Devrimci avukatlığı onun izniyle yaptım. Dilerim ki adım adıyla anılsın, mezarım yanıbaşında olsun. Hikayem böyle.

Fatma kızı Ebru’yum.

En sevdiğim şiir yok, şiirleri severim. En sevdiğim şarkı yok. Türkülerden deyiş, ilahi formunda olanları çok severim.

Ağaçları severim. Çiçeklerin hepsini severim yeter ki koparılmasın.

Toprağımı, memleketimi tutkuyla severim.

Beni müvekkillerimin taleplerine ortak eden; bana vekâlet vermiş olmaları ve aynı adaletsizliğe uğramış olmaktır.

Böyle deyip kapatayım. Bizi soran herkese candan selamlar.”

Her daim umutla kalın.

 

Anadolu’nun bütün erdemleri tanımlanmıştı Dersim’in karacası Ebru’da, sade, yalın ve mütevazi bir yaşam. Yaşadım diyebilmek için bütün kötülüklere inat, şiir gibi, türkü gibi. Dağlarda şimdi sesi yankılanıyordu Dersim’in karacasının.

 

Şehitliğinin ardından da düşman ve dost bir kez daha belli oldu, adli tıp kurumunun önüne koşan analar-babalar, yoldaşlar, müvekkiller, meslek arkadaşları. Halk…

İşte Anadolu adalet savaşı veren kızını kucaklıyordu, hep bir ağızdan “Bize Ölüm Yok” diye bağırıyordu meslektaşları…

Düşman cenazeyi engellemek için her yolu denedi, milletvekilleri, sanatçılar, baro başkanları, avukatlar, müvekkilleri barikat oldular Ebru’yu vermemek için, 3 tane sahte cenaze aracı ile halkın üzerine gaz bombaları, tazyikli sular, plastik mermiler ile saldırdı faşizmin kolluk kuvvetleri.

İstanbul Barosu’nda anması yapılacaktı; cenazeyi kaçırdılar. Gaziantep Baro Başkanı cenaze aracına atladı yoldaşının peşinden, işte buydu zaferi bizlere getiren düşmanı alçaltan.

İstanbul Barosu’nda balkondan sallandırılan Ebru’nun fotoğrafının olduğu pankartın altında binler haykırdı.

 

Alnımızda dalgalanan

Bayraklar adına

Bayraklarda yaşayan

Ölümsüzlük adına

Durmak yok bu koşuda

Teslim olmak yok

Ağıt yok dilimizde

Dizlerde titreme yok-

Kaç güneş sönerse

Sönsün içimizde

Hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü

Ya şafak sökerken

Ya güneş yükselirken

Sizin sesiniz olup

Sizi haykıracağız

BİZ KAZANACAĞIZ

BİZ KAZANACAĞIZ!…"

 

İstanbul’un emekçi halkının yaşadığı, yıllardır direnişin, mücadelenin en önemli yerlerinden olan Gazi Mahallesi.

Gazi’nin kondularını kaç kere adımlamıştır Ebru Timtik, kaç kişinin sofrasına bağdaş kurmuş, kaç ananın bağrına kafasını dayamıştır?

İşte Gazi Mahallesi’nde, Ebru’yu katledenler ve Ebru’nun ailesi, yoldaşları, dostları, müvekkilleri…

Cemevi’nin her yerini kuşatan polislere karşı bir adım bile geri atılmadan, içeriye girilmiştir.

Ölülerden korkan bir düşman cenaze kitlesinin Gazi Mezarlığı’na toplu gitmemesi için gazlarla, plastik mermiler ile saldırdı.

Ebru’nun yoldaşlarını cübbeleri ile sarılmışlardır; Ebru’ya son görevlerini yapmanın onuruyla.

Bir fotoğraf karesi ki Türkiye’de avukatlık mesleğini tüm çıplaklığı ile dünyaya tanıtmıştır, cübbeleri ile Ebru Timtik’in tabutunu sırtlayan meslek arkadaşları, yoldaşları faşizme karşı direnmenin onurunu simgeliyorlardı.

 

Fatma Kızı Ebru, Dersim’in karacası “bana tüm bunları öğreten beni büyüten annemim yanına gömülmek isterim…” demişti ve annesinin kucağına gömüldü. Şimdi onların yattıkları yerden yarın yeni yeşillikler büyüyecek.

 

Ebru Timtik’in şehitliğinin ardından ÇHD davasında yargılanan avukatlarla ilgili kararını açıklayan Yargıtay 16. Ceza Dairesi, avukatlar Barkın Timtik, Selçuk Kozağaçlı ve Ezgi Çakır hakkındaki hükümler hariç diğer cezaların onanmasına hükmetti.

Avukat Ebru Timtik ölüm orucunda hayatını kaybettiği için onunla ilgili karar verilmesine yer olmadığı ifade edildi. Ölüm orucunu sona erdiren ölüm orucu direnişçisi Avukat Aytaç Ünsal’ın ise tedavisi bitene dek infazı ertelenecek. Barolara avukatlara ve savunmaya karşı mücadele başlatıldı ve Halkın Hukuk Bürosu davasında da tüm hukuksuzlukları ile yaşananlar ile birebir gösterdi. Savunmanın yargılandığı bir dosya izledik, neden savunma yaptınız diye Türkiye’de avukatlar yargılandı.

Ebru Timtik’in şehitliğinden sonra tüm dünyada avukatlar Paris, Brüksel, Barselona, Roma, Atina, Fransa’nın tüm şehirlerinden, avukatlar baro önlerinde bir dakikalık saygı duruşu yapıp Ebru Timtik’i andılar.

* Halkın Avukatları “Canımızı Cübbe Yaptık Ve Halkımızın Avukatlığını Yapmaya Devam Ediyoruz!” Dediler

 

Emperyalizme direnen, adaletsizliğe, baskıya, sömürüye, ırkçılığa karşı olan ülkelerin, örgütlerin, önderlerin ve hatta tek tek kişilerin “terörist” ilan edildiği ve aynı zamanda devrim dalgasının gerilediği bir dönemde Anadolu topraklarında boy veren direniş

* Ülkemiz ve dünya soluna emperyalizmin ve faşizmin saldırıları karşısında çaresiz olmadığımızı, direnmenin bir hak ve görev olduğunu, faşist kuşatmayı yarmanın mutlaka bir yolu olduğunu, gösterdi.

* Suskunluğun, umutsuzluğun ortasında, direnmenin, devrimciliğin meşruluğunu ve solun değerlerini yeniden hatırlatan, moral veren bir dinamizm oldu.

* Direnişin haklılığı ve kararlılığı, ideolojik olarak düzene savrulan, inançsızlaşan pek çok örgütte yeniden direnme ve kazanma umudu yarattı.

* Bize siyasi zafer armağan ederek ölümsüzlüğe uğurladığımız Şehitlerimizin ve direnişçilerimizin kahramanlıkları ve adalet talebi sınırları, okyanusları aştı.

* Direnişin ve direnişçilerin sesi her türlü saldırıya, yasağa, sansür ve engellemelere rağmen Yunanistan’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Latin Amerika’ya ulaştı.

* Anadolu ve dünya halklarının bilincinde, yüreğinde yerini aldı, enternasyonalizmi büyüttü. Tüm dünyada Helin ve İbrahim, Mustafa’nın, Halkın Avukatları Ebru ve Aytaç’ın taleplerinin kabul edilmesi ve adil yargılanmaları için protesto eylemleri düzenlendi, besteler yapıldı, şiirler yazıldı, video çekimleriyle destek ve dayanışma mesajları gönderildi, açıklamalar yapıldı. Devlet yetkililerine mektuplar yazıldı, mailler gönderildi.

* Unutulan, unutturulmaya çalışılan birlik, dayanışma duygularını canlandırdı. Antartika'dan Latin Amerika'ya, Latin Amerika'dan Antartika'ya dünya halklarının kan kardeşliğini tazeledi.

* Direnişin haklılığı ve gücü dünya genelinde büyük bir enternasyonalist potansiyel olduğunu ortaya çıkardı! Aynı zamanda dünya devrimci hareketinin ve ezilen halkların bir enternasyonale ihtiyaçları olduğunu da gösterdi.

* Ülke içinde ve dışında olmak üzere yüzlerce gazete, dergi, ajans ve internet sitesi Ölüm Orucu direnişini yazdı. Röportajlarla geniş yer verdi. Onlarca TV program yaptı.

* Almanya, Amerika, Avustralya, Avusturya, Belçika, Benin, Belerus, Beyaz Rusya, Bulgaristan, Çin, Çek Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Fas, Filistin, Filipinler, Fransa, Haiti, Hırvatistan, Hindistan, Hollanda, İngiltere, İran, İrlanda, İskoçya, İspanya, İsviçre, İtalya, Japonya, Katalonya, Kazakistan, Kıbrıs, Kırgızistan, Kolombiya, Lübnan, Makedonya, Meksika, Moldovya, Norveç, Pakistan, Peru, Rusya, Sırbistan, Slovenya, Suriye, Suudi Arabistan, Togo, Ukrayna, Venezüela, Yugoslavya, Yunanistan ve Türkiye olmak üzere; 51 ülkeden, yüzlerce devrimci, antiemperyalist, antifaşist sol örgüt, yüzlerce hukuk ve insan hakları kurumu, binlerce sosyalist enternasyonalist destek ve dayanışmalarını sundular, direnişin taleplerinin kabul edilmesini istediler.

 

Halkın Avukatları, AKP Faşizminin Göstermelik Yargısına Karşı

110 Ülkeden 2 Milyon Avukatı Temsil Eden Uluslararası Hukuk Örgütlerini Adalet Mücadelesinde Birleştirdi

* Dünya genelinde 110 Ülkeden 2 Milyon Avukatı Temsil Eden Uluslararası Avukatlar Birliği (UIA),

* 24 Ülkenin Avukatları Adına ELDH,

* 10 Ülkenin Avukatları Adına ALD,

* 26 Ülkenin Avukatları Adına IADL,

* Belçika ve Almanya’da 22 Baro Adına OBFG,

* Avrupa’dan Milyonlarca Avukatı Temsil Eden Hukuk Örgütü Avrupa Barolar Konseyi (CCBE) ve

* Türkiye’deki 79 Barodan 39’u adil yargılanmak talebiyle Ölüm Orucu yapan halkın avukatları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın haklı mücadelesine destek verdi, adalet istedi!

* Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosundan (HBB) avukatlar için 20 ülkeden 356 avukat, Turkiye’den 400 avukat olmak üzere TOPLAM 756 AVUKAT DİLEKÇE ile Yargıtay’a başvurarak kararın bozulmasını ve tutuklu avukatların tahliyesini istedi.

* Savunmaya Özgürlük Koordinasyonunun yaptığı 10 günlük imza kampanyasında Haiti’den Suudi Arabistan’a, İtalya’dan Pakistan’a, ABD’den Japonya’ya 46 ülkeden 11 bin 633 kişi ve kurum temsilcisi Ölüm Orucundaki tutuklu avukatlar Timtik ve Aytaç Ünsal’ın taleplerinin kabul edilmesi için imza verdi. Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın tahliye edilmesini ve adil yargılama koşulları sağlanmasını istediler.

* Avrupa Barolar Birliği (CCBE); Uluslararası Avukatlar Birliği (UIA); İtalya Barolar Birliği; yerel baro ve demokratik kurumlardan oluşan 22 hukuk örgütü hazırladıkları 135 sayfalık raporda “Ulusal ve uluslararası kamuoyunda meşruiyeti olmayan, hukuksuzluklarla dolu dosyada adil yargılanma koşulları sağlansın!” dedi.

* Türkiye’den ve dünyanın birçok ülkesinden 365 avukat Ölüm Orucundaki tutuklu Halkın Avukatları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın tahliye edilmesi çağrısında bulundu. Adil yargılanma hakkının tesis edilerek, tutuklu avukatların tahliyesi istendi.

* Belçika’da; Uluslararası Af örgütü, Avrupa Barolar Konseyi CCBE, Sınır Tanımayan Avukatlar, Brüksel Barosu, Liege Barosu, Demokrasi için Avukatlar Sendikası ve Hakimler Sendikası Derneğinin 5 Nisan avukatlar günü ortak düzenledikleri gösteride ve açıklamada “Türkiye’de savunmayı savunuyoruz” açıklaması yaptılar.

* Demokrasi için Avukatlar Sendikası temsilcisi Konsolosluğa, “Tutsak meslektaşlarımızın serbest bırakılmasını talep ediyoruz” denilen bir mektup verdi.

* 18-20 Mart günlerinde İstanbul’da yapılan ÇHD ve Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının duruşmasına, Brüksel Barosu, Liege Barosu, Belçika’daki 11 baro ve 11 Alman Barosunun oluşturduğu avukat örgütlenmesi OBFG, Avrupa Barolar Konseyi CCBE ve Uluslararası Avukatlar Birliği UIA’dan olmak üzere çok sayıda Avrupalı hukukçu katıldı.

6 Belçikalı avukattan oluşan gözlemci heyette yer alan ve bütün duruşmaları takip eden Sibylle Gioe; “Göstermelik Davadan İzlenimler” başlığı ile adaletsizliği anlattı.

* Türkiye’deki Avukatların %80’ini Temsil Eden 20 Baro, 15 Haziran’da, “Adalet sağlansın, Ebru ve Aytaç yaşasın!” diyerek meslektaşları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın adil yargılanma taleplerini sahiplendi. 

* Halkın avukatlarına verilen haksız cezaya ve hukuksuzluklara ilişkin Türkiye’deki 39 baro ortak açıklama yaptı: Yüzlerce avukat destek ve dayanışmalarını sunan açıklamalarıyla birlikte; mahkemeler ve adliyeler önünde “adalet nöbeti” tuttular, “savunmaya özgürlük” ve “adil yargılanma” taleplerini haykırdılar. Bütün hukuki itiraz yollarını kullandılar.

* Halkın Avukatlarının Ölüm Orucu Direnişine Destek, Dayanışma Ve Çağrı İçin Yapılan Kurgu-Video Sayısı: 1104,

* Direnişi Destelemek İçin Yapılan Eylem, Gösteri, Açıklama Sayısı: 1139

* Dünyanın Değişik Ülkelerinden Ve Türkiye’den 130 Avukat Video Çekimleriyle Meslektaşlarıyla Dayanışma İçinde Olduklarını Bildiren Mesaj Gönderdi.

* Direnişin Taleplerini Destekleyen On Binlerce Kişi Facebook, Whatsup, Twitter Üzerinden Destek Ve Dayanışmalarını Sunarak Paylaşım Gösterdiler.

Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın Adili Yargılanma Talepli Ölüm Orucu Devam Ediyor.

Halkın Avukatları Hayatları Pahasına Yol Açmaya Ve Yol Yapmaya,

Adalet Mücadelesinin Nasıl Verilmesi Gerektiğini Göstermeye Devam Ediyor!

Halkları Birleştiriyor ve Enternasyonalizmi Adalet Mücadelesinde Büyütüyor!

Ölüm oruçlarının hiçbir döneminde dünyanın bu kadar ülkesi ve halkı harekete geçmemiştir, bizim bu direnişimiz ile bunu başardık.

 Zafer kan ve can bedeli gelmiştir, Ebru Timtik ve ölüm orucu şehitleri dünya halklarına en temel haklarımız için bile kan ve can bedeli direnmek gerektiğini gösterdi.

Bir avukatın avukatlık yapabilmek için ölüm orucu yapması gerektiğini gösterdik. Konser yapabilmek için türküler söylemek için ölüm orucu yapmak zorunda kaldığımızı gösterdik.

Bugün ölüm orucu direnişçileri tüm dünyada solu birleştirmiştir. Direniş birleştirir, büyütür ve zafere götürür, direnişi devam ettiren direnişçilerin kararlılığı ve uzlaşmazlığıdır.

Bugün ölüm orucu direnişçileri ve şehitler bunu başarmıştır.

Bu bütün ezilen halklar tarafından saygıyla ve bütün halkımız tarafından sahiplenilip coşkuyla karşılanmıştır.

Adalet savaşı artık damarlarımıza işlenmiş, adalet damarlarımızda akan kan ebrudur, Mustafa’dır, İbrahim ve Helindir.

"Ya Adalet Ya Ölüm" diyenler tercihlerini halkların adil bir dünyada yaşamaları için yapmışlardır.

Prometheus’tan beri cezasız bırakmamış düşman, halk için halktan yana olanları.

 Ama vazgeçmemişler, dönmemişler. Bu uğurda yola çıkanlar; gerektiğinde ölmek de düşmanın suratına çarpılan tokat olmuş.

Gelecek kuşaklara gurur ve övünç kaynağı… “ve serüvenciler düşer yollara” Fatma kızı Ebru’da direnişi ile adalet mücadelesinin bayrağını bizlere devretmiştir.





 Aynı kuşatmalardan

                          geçtik seninle

  Düşmanın üstüne

                           yürüdük birlikte!

 Alaca karanlıklarda

 Şafak atan gözlerimizle!

 

 Başkaldıran sevdaları

                   büyüttük yüreğimizde

 Başeğmeyen

                   sevdaların ezgileriyle!

 Umudu kuşandık

                   işkence delhizlerinde

 Süngü ucunda

                   sorguya götürenlere!

 

 Görülmüştür damgalı

                     mektuplar değil

 Rüzgarlar taşır

                      seni bana!

 Özlemler çiçeklenir

                      direnen akşamlarda

 Türkülerin şavkı vurur

                      yiğit meydanlarına!

 

 Başkaldıran sevdaları

                   büyüttük yüreğimizde

 Başeğmeyen

                   sevdaların ezgileriyle!

 Umudu kuşandık

                   işkence delhizlerinde

 Süngü ucunda

                   sorguya götürenlere!

 

 25.11.2020

 Yunanistan-Atina

   

                             Hasan BİBER

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 






 

 

 

 

 

 


Turan Aktaş işi ekmeği onuru için direniyor, hukuksal olarak kazanılmış olan hakkını almak Şişli CHP Belediyesi önünde direnişine devam ediyor.

Turan Aktaş’ın direnişinin 352. Gününde direniş alanından yayınladığı mesaj

“Günaydın direniş dostları bugün 352’ci günümüz CHP ve Şişli Başkanı Muammer Keskin işçi düşmanlığına devam ediyor demek ki emek düşmanı işçi düşmanı olarak düzen partisi AKP’nin ortağı CHP’yle de mücadele edeceğiz.”

Yaşasın Yüksel Direnişi

Yaşasın Şişli Direnişi

Yaşasın Bakırköy Direnişi

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.