1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Halkın Hukuk Bürosu Enternasyonal: Faşizm Saldırıyor Avukatlar Direniyor


Faşizm Koşullarında Hakların Tek Güvencesi Direniştir
Ebru Ve Aytaç İşte Bunun İçin Direniyor
Mevzilerimizi Korumak İçin Direnmekten Başka Yolumuz Yoktur
Faşizmin karakteristik özelliğidir; kendinden olmayana, kendisine biat etmeyene yaşam hakkı tanımaz. Önünde sonunda teslim almak, biat ettirmek için her yolu dener. Bugün barolara yönelik tasfiye saldırısıyla, Ankara’da buna direnen avukatlara yönelik polis saldırısıyla faşizmin bu gerçek yüzü bir kez daha açığa çıkmıştır.
AKP faşizmi halkı teslim almak için herkese saldırıyor. Emeğiyle üreten, yaratan, alın teriyle geçinen işçiye, memura, üç kuruşa mahkum ettiği emekliye saldırıyor. Doğasını, toprağını, dağlarını, dereleri savunan köylüye saldırıyor. Halkın haber alma hakkını savunan, bunun gereğini yerine getirmeye çalışan gazetecilere saldırıyor. İş isteyene, ekmek isteyene, adalet isteyene saldırıyor. Öğrenciye saldırıyor, siyasetçiye saldırıyor… Yetmiyor bu saldırılar karşısında halkın haklarını savunan avukatlara da saldırıyor. KısacaHalkın Hukuk Bürosu Enternasyonal: Faşizm Saldırıyor Avukatlar Direniyor

Faşizm Koşullarında Hakların Tek Güvencesi Direniştir
Ebru Ve Aytaç İşte Bunun İçin Direniyor
Mevzilerimizi Korumak İçin Direnmekten Başka Yolumuz Yoktur
Faşizmin karakteristik özelliğidir; kendinden olmayana, kendisine biat etmeyene yaşam hakkı tanımaz. Önünde sonunda teslim almak, biat ettirmek için her yolu dener. Bugün barolara yönelik tasfiye saldırısıyla, Ankara’da buna direnen avukatlara yönelik polis saldırısıyla faşizmin bu gerçek yüzü bir kez daha açığa çıkmıştır.
AKP faşizmi halkı teslim almak için herkese saldırıyor. Emeğiyle üreten, yaratan, alın teriyle geçinen işçiye, memura, üç kuruşa mahkum ettiği emekliye saldırıyor. Doğasını, toprağını, dağlarını, dereleri savunan köylüye saldırıyor. Halkın haber alma hakkını savunan, bunun gereğini yerine getirmeye çalışan gazetecilere saldırıyor. İş isteyene, ekmek isteyene, adalet isteyene saldırıyor. Öğrenciye saldırıyor, siyasetçiye saldırıyor… Yetmiyor bu saldırılar karşısında halkın haklarını savunan avukatlara da saldırıyor. Kısaca; AKP faşizmi, temsil ettiği sınıfın, tekellerin ve sermayenin çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapıyor. Ve bunun önünde duran, durma potansiyeli olan herkese saldırıyor.
Bu saldırılardan -teorik olarak da “hak savunucuları” olan- avukatlar da nasibini alıyor. AKP faşizmi bugün tek tek avukatları ve avukatların meslek örgütleri olan baroları teslim almak, biat ettirmek için her yolu deniyor. Bunun son örneği Avukatlık Kanunu’nda yapılmak istenen çoklu baro sistemini öngören değişikliklerdir. Bu taslakla özellikle Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde birden fazla baro kurulmasının önü açılıyor. Yani büyük ve iktidara muhalif barolara alternatif, faşizmin keyfiliklerini ve hukuksuzluklarını meşrulaştırmanın aracı olacak barolar kurulmasının önü açılıyor. Bunun anlamı şudur: AKP faşizmi, biat ettiremediği, önünde eğilmeyen, faşizmin keyfiliklerine, hukuksuzluklarına sessiz kalmayan barolar yerine AKP’li avukatlardan oluşan barolar kurmayı hedefliyor. Bugün barolar ve avukatlar bu yasa taslağına karşı bu yüzden direniyor. Avukatların meslek örgütü olan, avukatların haklarını savunması ve savunmaya yönelik bu saldırıya karşı durması gereken Türkiye Barolar Birliği başkanı Metin Feyzioğlu ise AKP ile işbirliği yaparak bu saldırıyı meşrulaştırıyor.
56 ilin baro başkanı baroları tasfiye etmeyi amaçlayan bu saldırıya karşı demokratik haklarını kullanarak tepkilerini göstermek için geçtiğimiz 19 Haziran’da “Savunma Yürüyor” sloganıyla Ankara’ya yürüyüş başlattı. Baro başkanlarının bu yasal, demokratik, meşru eylemleri de AKP’nin emrindeki polis tarafından önce barikatla, ardından baro başkanlarına ve desteğe gelen avukatlara polisin fiziki saldırısıyla engellendi. Avukatlar tekmelendi, yumruklandı, yerlerde sürüklendi. Barolar ve avukatlar bu saldırıya da direnişle karşılık verdi. Gündüz yakıcı sıcağa, gece yağan yoğun yağmura rağmen direnmeye devam ettiler. Çünkü artık bu saldırılara karşı direnmekten başka yol olmadığı bir kez daha görüldü. Ve sonunda direniş kazandı. Polis barikatları kaldırıldı. Baro başkanları ve avukatların yürüyüşlerine devam ettiler.
Elbette barolara, avukatlara yönelik saldırı da direniş de yeni değildir. AKP faşizmi avukatları hizaya getirmeye, avukatlığı kendi çizdiği sınırlar içine hapsetmeye dönük politikasını hayata geçirmeye 12 Eylül 2017’de halkın avukatlarına yönelik saldırılarıyla başladı. Önce halkın avukatlarına saldırdı, devrimci avukatlığı tasfiye etmek istedi. Bunun için halkın avukatlarından 17’sini yalanlarla, komplolarla tutsak etti. Kendi uydurdukları gizli tanıklarla, iftiracıların yalanlarıyla, kendi hukuklarını da yok sayarak 17 avukata 159 yıl ceza verdiler.  Bu saldırı yalnızca halkın avukatlarına yönelik bir saldırı değildi. Bir bütün olarak avukatlığa saldırıydı. En başından beri bunu ifade ettik. Halkın avukatları bir barikattır, bu barikat yıkılırsa faşizmin saldırılarından herkes nasibini alacak dedik. Halkın avukatları bu barikatı daha da güçlendirmek için direnişi seçti. Halkın tutsak avukatları Ebru ve Aytaç yüzlerce gündür açlıklarıyla işte bunun için direniyor. Ebru ve Aytaç’ın adil yargılanma hakkı için, özgürce avukatlık yapabilmek için başladıkları ve aylardır sürdürdükleri ölüm orucu direnişiyle bugün baro başkanlarının ve avukatların meydanlardaki direnişi bu nedenle birbirinden bağımsız değildir.
Ebru ve Aytaç’ın direnişi bugün baro başkanlarına da avukatlara da bu saldırılar karşısında direnme gücü veriyor, moral oluyor, yol gösteriyor. Bu gerçeği kimse inkar edemez. Hukuksuzluklar, keyfilikler, adaletsizlikler karşısında hak savunucusu avukatlar ve barolar da dahil olmak üzere herkesin sustuğu, halkın bir bütün olarak karanlık ve sessizlikle teslim alınmaya çalışıldığı bir dönemde Ebru ve Aytaç’ın direnişi karanlık denizin ortasında bir deniz feneri işlevi görüyor. Ebru ve Aytaç yaktıkları direniş ateşiyle bugün baro başkanlarının da avukatların da yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Onların sesine Ebru ve Aytaç’ın sesi de ekleniyor. Şuna inanıyoruz ki; bu iki direniş birbirini besleyecek, direnişler büyüyecek ve zaferle sonuçlanacak!
Sonuç olarak diyoruz ki; avukatlık mesleğine ve avukatlara yönelik saldırı halkın avukatlarına yönelik saldırıyla başlamış, şimdi baroları hizaya getirme saldırısıyla son noktasına varmıştır. Bu saldırıya karşı da, Ebru ve Aytaç’ın yaptığı gibi, direnmekten başka yol yoktur. Başta İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları olmak üzere ülkemizdeki 56 baro başkanının, AKP faşizminin baroları tasfiye etmeye yönelik saldırısı karşısında başlattıkları Ankara yürüyüşü bu nedenle haklı ve meşrudur. Bu yürüyüşün engellenmesine karşı avukatların direnişi haklı ve meşrudur. Bu direnişi desteklemek, direnişe omuz vermek her avukatın, her hak savunucusunun hakkı ve görevidir. 
Faşizme Karşı Omuz Omuza!
Direne Direne Kazanacağız!
Yaşasın Direniş Yaşasın Zafer!
Selam Olsun Direnen Avukatlara,
Selam Olsun Yolu Açan, Yolu Aydınlatan Ebru Ve Aytaç’a!
Haklıyız Kazanacağız!

Halkın Hukuk Bürosu-Enternasyonal Büro; AKP faşizmi, temsil ettiği sınıfın, tekellerin ve sermayenin çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapıyor. Ve bunun önünde duran, durma potansiyeli olan herkese saldırıyor.
Bu saldırılardan -teorik olarak da “hak savunucuları” olan- avukatlar da nasibini alıyor. AKP faşizmi bugün tek tek avukatları ve avukatların meslek örgütleri olan baroları teslim almak, biat ettirmek için her yolu deniyor. Bunun son örneği Avukatlık Kanunu’nda yapılmak istenen çoklu baro sistemini öngören değişikliklerdir. Bu taslakla özellikle Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde birden fazla baro kurulmasının önü açılıyor. Yani büyük ve iktidara muhalif barolara alternatif, faşizmin keyfiliklerini ve hukuksuzluklarını meşrulaştırmanın aracı olacak barolar kurulmasının önü açılıyor. Bunun anlamı şudur: AKP faşizmi, biat ettiremediği, önünde eğilmeyen, faşizmin keyfiliklerine, hukuksuzluklarına sessiz kalmayan barolar yerine AKP’li avukatlardan oluşan barolar kurmayı hedefliyor. Bugün barolar ve avukatlar bu yasa taslağına karşı bu yüzden direniyor. Avukatların meslek örgütü olan, avukatların haklarını savunması ve savunmaya yönelik bu saldırıya karşı durması gereken Türkiye Barolar Birliği başkanı Metin Feyzioğlu ise AKP ile işbirliği yaparak bu saldırıyı meşrulaştırıyor.
56 ilin baro başkanı baroları tasfiye etmeyi amaçlayan bu saldırıya karşı demokratik haklarını kullanarak tepkilerini göstermek için geçtiğimiz 19 Haziran’da “Savunma Yürüyor” sloganıyla Ankara’ya yürüyüş başlattı. Baro başkanlarının bu yasal, demokratik, meşru eylemleri de AKP’nin emrindeki polis tarafından önce barikatla, ardından baro başkanlarına ve desteğe gelen avukatlara polisin fiziki saldırısıyla engellendi. Avukatlar tekmelendi, yumruklandı, yerlerde sürüklendi. Barolar ve avukatlar bu saldırıya da direnişle karşılık verdi. Gündüz yakıcı sıcağa, gece yağan yoğun yağmura rağmen direnmeye devam ettiler. Çünkü artık bu saldırılara karşı direnmekten başka yol olmadığı bir kez daha görüldü. Ve sonunda direniş kazandı. Polis barikatları kaldırıldı. Baro başkanları ve avukatların yürüyüşlerine devam ettiler.
Elbette barolara, avukatlara yönelik saldırı da direniş de yeni değildir. AKP faşizmi avukatları hizaya getirmeye, avukatlığı kendi çizdiği sınırlar içine hapsetmeye dönük politikasını hayata geçirmeye 12 Eylül 2017’de halkın avukatlarına yönelik saldırılarıyla başladı. Önce halkın avukatlarına saldırdı, devrimci avukatlığı tasfiye etmek istedi. Bunun için halkın avukatlarından 17’sini yalanlarla, komplolarla tutsak etti. Kendi uydurdukları gizli tanıklarla, iftiracıların yalanlarıyla, kendi hukuklarını da yok sayarak 17 avukata 159 yıl ceza verdiler.  Bu saldırı yalnızca halkın avukatlarına yönelik bir saldırı değildi. Bir bütün olarak avukatlığa saldırıydı. En başından beri bunu ifade ettik. Halkın avukatları bir barikattır, bu barikat yıkılırsa faşizmin saldırılarından herkes nasibini alacak dedik. Halkın avukatları bu barikatı daha da güçlendirmek için direnişi seçti. Halkın tutsak avukatları Ebru ve Aytaç yüzlerce gündür açlıklarıyla işte bunun için direniyor. Ebru ve Aytaç’ın adil yargılanma hakkı için, özgürce avukatlık yapabilmek için başladıkları ve aylardır sürdürdükleri ölüm orucu direnişiyle bugün baro başkanlarının ve avukatların meydanlardaki direnişi bu nedenle birbirinden bağımsız değildir.
Ebru ve Aytaç’ın direnişi bugün baro başkanlarına da avukatlara da bu saldırılar karşısında direnme gücü veriyor, moral oluyor, yol gösteriyor. Bu gerçeği kimse inkar edemez. Hukuksuzluklar, keyfilikler, adaletsizlikler karşısında hak savunucusu avukatlar ve barolar da dahil olmak üzere herkesin sustuğu, halkın bir bütün olarak karanlık ve sessizlikle teslim alınmaya çalışıldığı bir dönemde Ebru ve Aytaç’ın direnişi karanlık denizin ortasında bir deniz feneri işlevi görüyor. Ebru ve Aytaç yaktıkları direniş ateşiyle bugün baro başkanlarının da avukatların da yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Onların sesine Ebru ve Aytaç’ın sesi de ekleniyor. Şuna inanıyoruz ki; bu iki direniş birbirini besleyecek, direnişler büyüyecek ve zaferle sonuçlanacak!
Sonuç olarak diyoruz ki; avukatlık mesleğine ve avukatlara yönelik saldırı halkın avukatlarına yönelik saldırıyla başlamış, şimdi baroları hizaya getirme saldırısıyla son noktasına varmıştır. Bu saldırıya karşı da, Ebru ve Aytaç’ın yaptığı gibi, direnmekten başka yol yoktur. Başta İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları olmak üzere ülkemizdeki 56 baro başkanının, AKP faşizminin baroları tasfiye etmeye yönelik saldırısı karşısında başlattıkları Ankara yürüyüşü bu nedenle haklı ve meşrudur. Bu yürüyüşün engellenmesine karşı avukatların direnişi haklı ve meşrudur. Bu direnişi desteklemek, direnişe omuz vermek her avukatın, her hak savunucusunun hakkı ve görevidir. 
Faşizme Karşı Omuz Omuza!
Direne Direne Kazanacağız!
Yaşasın Direniş Yaşasın Zafer!
Selam Olsun Direnen Avukatlara,
Selam Olsun Yolu Açan, Yolu Aydınlatan Ebru Ve Aytaç’a!
Haklıyız Kazanacağız!
Halkın Hukuk Bürosu-Enternasyonal Büro

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.