1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Halkın Hukuk Bürosu: Ölüm orucu, yaşam ormanının "Yangın Alarmı"dır.


Tek tek ağaçlardan, yaşamlardan oluşmuş bir ormanın özgür ve kardeşçe yaşama umududur. Kaybettiklerimiz, kaybediyor olduklarımız, kaybedeceklerimiz için bir tehlike uyarısıdır.

Yangın faşizm, alev adaletsizliktir.
Ölüm orucu direnişi ne kundakçıdan ne alevden merhamet ister; onun talebi dayanışmadır.
Hep beraber kurulacak onurlu, adil, özgür bir yaşamı; bu uğurda kendi ömürlerini feda edebilecek kadar değerli bulanların harcıdır.
Yaşam çok kıymetli. Ancak bu tespiti, onu; yemek, içmek, uyuyup uyanmak, nefes almaktan ibaret çıplak biyolojik yaşama indirgemiyorsanız böyledir. Yaşam, adil, özgür, onurlu yaşamak için kıymetlidir. Aksi halde, nefes alıp vermekten ibaret bitkisel canlılığa tapmış olursunuz. Biyolojik “bitkisel” hayata tapma kültürü; siyaseti, umudu, direnişi peşinen toprağa verip, faşizmin yapay solunum makinesine bağlı yaşamayı kar saymaktır. Yaşayan ölü olmaktır.
Ölüm orucu ölmeyi isteyenlerin değil; onurlu bir yaşamı, uğrunda ölmeyi göze alacak kadar sevdiğini göstermek isteyenlerin direnişidir. Ölümü defalarca göze aldık, gerektiğinde hiç tereddüt etmeden yine alırız.
İbrahim, Helin ve Mustafa aynı kendilerinden önce onlarcası gibi, sadece yaşıyor olmayı kâr, yaşamı ticaret, siyaseti alışveriş kabul etmedikleri için direnerek öldüler. Avukatlıklarını yapmaktan onur duyduk, hep duyacağız; aileleri bizim ailemiz, mücadeleleri ve adalet talepleri asla vazgeçmeyeceğiz hederimiz, umudumuzdur.
Onların arasına şimdi Avukat Ebru Timtik de eklendi. Gözlerini açmış, kılıcını adaletsizlere çekmiş, cübbesi sırtında bir adalet tanrıçası olarak yerini aldı. Avukatlığın hak savunuculuğu olduğunu ve hakkını aramanın her şartta mümkün olduğunu göstererek aramızdan ayrıldı. Avukat Ebru Timtik dünya halklarının direnme hakkına, hak arama özgürlüğüne canıyla sahip çıktı. Devrimci avukatlık halka yöneltilen bütün saldırılara barikat olmaktır. Ebru da bu barikatın en önünde durdu.
Dünyanın dört bir yerinde yaşamlarını adalet talebiyle feda edenlere selam olsun.
Bize avukatlık yaptırmama hayalleri kuranlara; cübbemizi çıkarma hayalleri kuranlara gösterdi ki Ebru devrimci avukatlık geleneği, uğruna yaşamımızı verebileceğimiz bir gelenektir. Elimizden her şeyimizi aldığınızı mı düşünüyorsunuz? İşte, karşınıza canlarımızı cübbe yaparak çıkıyoruz ve diyoruz ki; gerekirse öleceğiz ama yaşamlarımızı ve mücadelemizi değersizleştirmenize izin vermeyeceğiz. Avukat Ebru Timtik, dünya üzerinde adaletin peşinde kim varsa, hakkını arayan kim varsa onlara ve bize yol göstermeye devam edecektir.
Avukat Ebru Timtik’in ölümünün ardından, direniş süresince sustuktan sonra konuşmaya başlayan İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Cumhurbaşkanının neden korktuğunu biliyoruz. Ebru’nun gösterdiği yoldan, hak arama mücadelemizden korkuyorlar. Ebru’nun gösterdiği yolu yürüyüşünden korkuyorlar. Ebru hak arama mücadelesinde faşizme direnmenin bir yolunun her zaman mutlaka bulunabileceğinin kanıtıdır bütün yaşamıyla. Faşizme asla teslim olmamanın abidesidir Avukat Ebru Timtik.
Avukat Ebru Timtik stajyerine, öğrencisine, kardeşine, arkadaşına, yoldaşına son nefesine kadar nefes oldu ve bedel ödeyerek can pahasına Avukat Aytaç Ünsal’ın tahliyesini sağladı, onun canına can oldu.
Ölüm orucu elbette muhataplarından talepte bulunur. Talepleri bazen kabul edilir, bazen reddedilir, bazen sürüncemede bırakılır.
Ölüm orucu eyleminin gerçek doğası faşizmin yangınına karşı, dayanışma, direniş ve mücadele çağrısıdır. O nedenle sesini duyurup, talebini geniş kitlelerin talebi haline getirebildiğinde direnişçinin önünde tek ve zor bir soru kalır: Başardık mı? Soru da cevap da siyasaldır. Eğer direniş, binlerce avukata hep bir ağızdan “Adalet İstiyoruz” dedirtmişse; yangını ülkenin ve mesleğin en ücra köşesine kadar duyurmuşsa, enternasyonal ilgiyi, desteği, dayanışmayı harekete geçirmişse başarmıştır. Avrupa Birliği emperyalizmine bile "Türkiye de adil yargılanma hakkı yoktur" dedirtmişse başarmıştır. Adli yıl açılışının temel konusu haline gelip faşizmin avukatlığa dönük politikalarını teşhir etmişse başarmıştır.
Avukatlığımızı yapan; meydanlarda, salonlarda, sosyal ağlarda sesimize ses olan, bizimle aç kalan, hırpalanan, gözaltına alınan bütün dostlarımıza, müvekkillerimize selam olsun. Sesimizi duyan; faşizme biat etmediğimizi, asla mücadeleden vazgeçmeyeceğimizi bilenlere, ses verenlere, omuz verenlere teşekkür ederiz. Faşizme karşı direnenlere selam olsun.
Müvekkillerimize, bize, mesleğimize, halkın hak arama mücadelesine sahip çıkacakları sözünü veren; yanımızda durarak asla yalnız yürümeyeceğimiz taahhüdünü veren, hukuksal mücadelemizi sürdürmeye kefil olan ve siyasal dayanışma gösteren tüm dostlarımızın; baro başkanlarımızın meslektaşlarımızın, aydınların, milletvekillerinin, kitle örgütü temsilcilerinin, uluslararası avukat ve hukuk örgütlerini temsil eden yoldaşlarımızın çağrısına kulak veriyoruz.
Ölçümüz, faşizmin tutumu değil, ona karşı direnenlerin dayanışması ve güvencesidir. Faşizme karşı bildiğimiz ve bulabildiğimiz her yolla, bütün gücümüzle mücadele etmeyi sürdüreceğiz.
Davamız bir yargı yerinde görülmedi. Dün başka işlerle uğraşırken bize saldırtmak üzere getirildikleri daireden, bugün başka hesaplarla, başka saldırılar için yeni dairelere gönderilmiş kişileri yargıç, bulundukları yerleri mahkeme kabul etmedik, etmeyeceğiz. İstanbul Adliyesinde üç yılda üç ayrı mahkemeye aynı seyyar heyeti gezdirme rezilliği hukukla açıklanamaz.
Direnişimiz Türkiye’de yargının çöküşünü, çürüyüşünü ortaya koyabildiği ve asla bu çürümeye teslim olmayacak olanların varlığına işaret ettiği ölçüde başarılı olmuştur. Yargıtay, Avukat Aytaç Ünsal hakkında verilen tahliye kararında “infaz durdurma ve temyiz incelemesi sonunda” ifadelerini kullanılarak dosyamızın onanması ihtimalini akıllara getiriyor. Direnişimiz bu dosyayı dünya halkları nezdinde mahkum ettiği ölçüde başarılı olmuştur.
Avukatlık bize faşizm tarafından tanınmış bir imtiyaz, lütuf değil bizim hak arama kimliğimizdir. Müvekkillerimizi hiçbir koşulda terk etmeyeceğiz. Avukatlığımızın değeri hakkında karar verecek olan müvekkillerimiz ve meslektaşlarımızdır; faşizm değildir. Her zaman ve her yerde doğru bildiğimiz gibi yoksulların, ezilenlerin, sosyalistlerin, devrimcilerin, yurtseverlerin, halkın avukatlığını yapmaya devam edeceğiz.
238 günlük açlığıyla ölümsüzleşen Avukat Ebru Timtik ve 215 günlük açlığıyla Avukat Aytaç Ünsal hiçbir biçimde teslim olmama irademizin açık ve güvenilir bir göstergesidir. Faşizmi normalleştirmeyeceğiz, yargı varmış gibi, anayasa yürürlükteymiş gibi, yasalar bağlayıcılığını sürdürüyormuş gibi yapmayacağız. Yoksullara dayatılan bu zulüm düzenini kabul etmeyeceğiz. Yaşamımızın ve mücadelemizin değeri, halka yönelmiş düşmanlığa barikat olabilmek, umudu ve direnişi büyütmekten geçiyor.
Biz bu mesleği adalet mücadelesi için seçtik. Bürolarımıza, derneklerimize, avukatlık yapma tarzımıza saldırı aynı zamanda mesleğimize saldırıdır. Tehlikede olan mesleğimiz, halkın hak arama mücadelesi ve adalet arayışıdır. Bunun için direndik, direniyoruz ve biz kazanacağız.
Çoklu Baro düzenlemesi, baro özerkliğinin ortadan kaldırılması, iktidara biat etmiş bir avukatlık yaratma gayreti, bu saldırıdan ayrılamaz. Direnişler de aynı mücadelenin barikatlarıdır. Mesleğimizi hiçbir koşulda faşizmin kirli talebine terk etmeyeceğiz.
Tek ölçümüz umudun ve direnişin yükselmesidir. Bedeli ne olursa olsun mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Yaşamın bize öğrettiği bu açık gerçeği mesleğimize uygulamak, halkın avukatlığını tavizsiz ve kesintisiz sürdürmek görevimizdir.
Büromuz halkın adalet mücadelesinin en öndeki barikatı olmayı sürdürecektir. Omuzlarımızda bu mesleğin tarihsel onurunu ve Avukat Ebru Timtik’in devrimci avukatlık mirasını taşırken eğilmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz. Bu zafer hepimizindir. Ebru’nun acısını ve öfkesini, Aytaç'la gelen mutluluğu, gücü, coşkuyu tüm benliğimizle hissediyoruz.
Tüm dostlarımızı zaferin coşkusuyla saygı ve sevgilerimizle selamlıyoruz.
Avukat Ebru Timtik Ölümsüzdür!
Avukat Aytaç Ünsal Onurumuzdur!
Devrimci Avukatlar Teslim Alınamaz!
Halkın Hukuk Bürosu




[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.