1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Dortmund Halk Cephesi: Deprem Değil AKP Öldürüyor

bak göçük altında bizimkiler

hayat verecek bir el bekler

birlikte gülmeyi, birlikte sevmeyi

birlikte paylaşmayı

birlikte yürümeyi bilenler

kardeşlik duygularıyla koşup geldiler

birlikte öldüler

"ayrımız gayrımız yoktur" dediler

sildiler gözyaşlarını birbirlerinin

yaralarına merhem oldular

...

Grup Yorum

30 Ekim tarihinde yine evlerimiz başımıza yıkıldı. İzmir'de 7.0 büyüklüğünde bir devrem yaşandı. Yine yıkıntılar altında kalan, üç kuruş daha ucuz olsun diye girdiği evlerde kalan yoksul halk oldu. Şu ana kadar yıkıntılar altından çıkarılan ölü sayısı 92 kişi. Daha da çıkarılmaya devam ediyor. Yıkılan büyük bina sayısı 20 olmasına rağmen enkaz hala kaldırılamadı. Demek ki yüzlerce bina çökse hiçbir yere yetişilemeyecek. Zaten madenciler, gönüllü çalışanlar sayesinde, onların canı gönülden çalışmaları sayesinde insanlar çıkartılabiliyor. Oysaki bizim memleketimizde Kızılay denilen bir kurum var. Ülkemiz deprem kuşağında olduğu için, deprem vergisi toplanıyor. Bu gibi durumlar için başımızı sokacak bir çadırımız olsun diye, bu tip durumların finansmanlığını yapıyoruz yıllarca. Ama deprem oluyor, sel oluyor yine bizlerden bağış toplanıyor. Neden? Çünkü verdiğimiz deprem vergileri yenmiş bitirilmiş. Yine başımızı soktuğumuz binalara dayanıksız oldukları halde ruhsat veriliyor ve mezarımız yapılıyor. Deprem için toplanma alanlarına bile AVM'ler diktiler. Deprem sırasında sığınacağımız bir arazi bile yok. Üstüne üstlük bunlar tamamen insan eliyle, sömüren AKP iktidarı eliyla yapıldığı halde, yine yaşanan felaketin sorumlusu Allah oluyor. Ölenler dinden çıkmış, gavur, ama tüm bunları hazırlayanlar Müslüman... Her bir fırsatı kullanan AKP, deprem gibi bir olay karşısında aynı topraklarda birlikte yaşadığı insanların acılarına sevinecek kadar insanlık dışı tipler yarattı. Onurlu bir bilim adamı diyor ki: "Deprem öldürmez, yoksulluk öldürür. Siz hiç göçük altında kalan bir zengin ya da ünlü gördünüz mü görmezsiniz. Çünkü depremde yoksullar ölür."

Öyledir zaten. Yıllardır bunu söylüyoruz, bilim bunu doğruluyor. İnşaat firmalarına rüşvet karşılığı ruhsat veren AKP'de bunu gayet iyi bilir. Onun için kendi yandaşının çaldığı çimentoyu belgelediği için Mimar Alev Şahin'i işinden etti. Yetmedi tutukladı. Yandaşları malzemesi çalınmış inşaatlar yapsınlar diye susturmak istedi. Oysa Alev Şahin daha önce merkez üssü Düzce olan deprem gibi bir depremde insanlarımız göçük altında kalmasın diye direndi, buna engel olmaya çalıştı. Şimdi kim sorumlu bugün göçük altında kalan insanlarımızın ölümünden? Burada en masumu deprem. Çünkü hepimiz biliyoruz bizim memleketimiz deprem kuşağında olduğunu. Bu bilinen bir gerçek. Yapılması gereken depreme dayanıklı konutlar, yapılar inşaa etmek, hatta bu doğal yer hareketleriyle birlikte yaşamayı öğrenmek. Onun içinde bu gerçekliğe kafa yormak, ona uygun projeler geliştirmek ve inşaat firmalarını bu gerçekliğe uymadığı zaman en ağır şekilde cezalandırmak. Ama öyle değil. Biz daha inşaat halinde taşeron çalıştırıldığımız için ölüyoruz. Ölmezsek yemeğimizden böcek çıkıyor. Bunu da teşhir ediyorsak işimizden oluyoruz. Zaten işsizken de daha ucuz, belediyenin bile "içinde yaşanamaz" raporu verdiği yerlerde oturmak durumunda kalıyoruz. O halde bu kader mi? Düpedüz cinayet.

Ölen biz olsakta bu depremde de yıkıntılar altında kalan bu düzenin kendisidir. Her biri tek tek, yaptıkları her şeyin hesabını halka vermekten kurtulamayacak. İzmir'deki depremden sonra da ne "gavurluğu kaldı İzmir'in, ne de göçük altında kalanların hakettiği... İşte bu zihniyet, halkın acılarına saygı göstermez. Oysa İzmir halkı dayanışması ile birbirinin yarasını sarmayı başardı. Elinde bir tas çorbası olan onu getirdi enkaz alanına battaniyesi olan onu... Günlerdir uykusuz çalışıyor gönüllüler... Kendi hakları için direnişte olan madenciler koştular o alışkın elleriyle enkaz çalışmasına. En çok onlar bilir göçük altında kalmanın acısını. Bu devletten, bu AKP'den bize fayda yok der gibi kendi yarasını sarmaya çalışıyor. Göçük altında kalmayanlar, sevinemiyorlar yaşadıklarına... Çünkü onlar insan... 3 yaşındaki Elif bebeğin yaşamak için tuttuğu parmak bir emekçinin parmağı. Kurtarma çalışmalarını şova dönüştüren bakanların parmağı değil. Minik cansız bedenleri göçük altından çıkardıktan sonra gözyaşlarını tutamayan gözler bizim. Ölen biziz, acı çeken, ağlayan, kurtarmaya çalışan biz. Peki ne işe yarar devlet?

Hamasi nutuklar atmaya. Bu gerçekleri yüzlerini söylediğimizde biz had bildirmeye, çalmaya, çırpmaya, katilimiz olmaya... Ama yaralarımızın sarılmasına asla katılmamaya... Olsa olsa bundan prim yapmaya yarayan bir devlet bir düzen var karşımızda... Sırtımızda yük, boynumuzda yağlı urgan, tepemizde ceberut, katilimiz bir devlet... Ve buradan kendine hiçbir sorumluluk almayan... Çünkü bizim devletimiz değil. Katillerin, hırsızların, arsızların, yalancıların devleti karşımızdaki... Ama bu böyle gitmeyecek bilesiniz... Ölmeyi, her gün tecrübe edinen bizler, yaralarımızı kendimiz sarmayı tecrübe edinen bizler, halkın ellerimizden başka ellerin bize şifa olmayacağını tecrübe eden bizler, böyle düzenleri yıkmayı, yerine yenilerini koymayı da bizzat öldüğümüz kadar tecrübe edineceğiz. Bütün acılarımızın yarattığı güçle, küçük Elif'in yaşama tutunduğu umutla dikileceğiz bu namussuzların karşısına ve her şeyin ama her şeyin hesabına depremlerde ölenlerimizin hesabını da ekleyeceğiz... İşte o zaman bu enkazların altında kim kalacak hep birlikte göreceğiz. Dahası bu sonu biz yaratacağız...Şimdi yaralarımızı sarma zamanı... Güzel İzmir'imize bir dost eli uzatma, acılarını kendi acılarımızdan tanıma zamanı…Tüm İzmir'e, İzmirlilere geçmiş olsun diyor yakınlarını kaybeden insanlarımıza başsağlığı diliyoruz...

Deprem Değil, Yoksulluk Öldürür!

Yoksulluğun Sebebi Hırsız AKP İktidarıdır!

Kahrolsun Faşizm Yaşasın Halkın Dayanışması

Halkız Haklıyız Kazanacağız!

Almanya Halk Cephesi

 

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.