1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

İşçilerin, Emekçilerin Emeğinin Karşılığı “Ölmeden Yaşayın” Denilecek Bir Ücret Değildir! Emeğimizin, Alın Terimizin Karşılığını İstiyoruz, Alacağız

 

Her yıl belirlenen asgari ücret belirleme ve belirlenen ücret ile emekçileri açlığa mahkûm etme çalışmalarının birisine daha başlandı. Disk-Ar’a göre Türkiye’de 19.7 milyon ücretli çalışan var. Bu rakamın yüzde 57’si olan 9.7 milyon işçi ise asgari ücret ve asgari ücretin yüzde 20’inden fazla bir maaş ile çalışıyor. Bu yıl belirlenen asgari ücrete göre ülkemizde ki 9.7 milyon işçinin yaşam koşulları belirlenmiş olacak. Tabi bu belirlenen ücrete bağlı olarak ise diğer ücretlerde çalışanların maaşı da aynı zamanda belirlenmiş olacak. Aslında bu görüşmenin sonucu olarak emekçilerin 1 yıllık yaşam düzeyi belirlenecek. Bundan dolayıdır ki biz emekçilerin ekonomik mücadelesinde asgari ücretin belirlenmesi önemli bir yere sahiptir.

AKP’nin iktidar da olduğu dönem boyunca asgari ücret hep açlık sınırı altına kalmıştır. Geçen yıl belirlenen asgari ücrete devlet desteği olan AGİ ile birlikte işçinin eline geçen para açlık sınırının altında olduğu devletin istatistik kurumu olan TÜİK verilerinde dahi geçmektedir. TÜİK’e göre Ekim 2020 itibari ile 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2.482 liradır. Bu rakam sadece 4 kişilik bir ailenin gıda harcamasını yansıtmaktadır. Eşi çalışmayan 2 çocuklu bir ailenin eline geçen asgari ücret ise 2.435 liradır. Yani AKP’nin işçilere reva gördüğü ücret açlıktan ölmeden, sürünerek yaşayın demektir. Korona salgını süreci içinde milyonlarca emekçinin eline kısa çalışma ödeneğinden kaynaklı ise mevcut asgari ücretin yarısı oranında bir para geçmiştir. Durum bu iken AKP’nin Çalışma Bakanı Selçuk “Ülkemizde açlık kalmamıştır, artık refahı paylaşıyoruz” şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.

Her gün işsizlik artarken, milyonlarca işçi ise korona bahanesi ile kısa çalışma ödeneği ile bin lira gibi sadaka diye tabir edilecek bir ücret ile yaşaması beklenmektedir. Tüm bu durum karşısında ise her gün bir yerlerde işçiler yaşadıkları bunalımların sonucu intihar etmektedir. AKP’nin çalışma bakanı olan Selçuk’un “Açlık yoktur” açıklaması yaptığı günlerde bir işçi koluna “İŞ, AŞ” yazarak intihar etti. Her gün basından bu şekilde haberler duyulmaktadır. AKP’nin çalışma bakanı ve AKP’liler emekçilerin, halkın aklı ile alay edercesine açlık ve işsizlik yok şeklinde açıklamalar yapmaktadır. Ortada Selçuk’un söylemi ile paylaşılan bir refah varsa eğer bunu paylaşanın halk olmadığı bir avuç asalak patron ve temsilcisi AKP olduğu ortadadır. Halka bin lirayı reva gören AKP, Cengiz Holding’in milyonlarca liralık vergi borcunu silmekte, 16 bin liralık ihalelere 16 milyon lira bedel ödemiş gibi göstererek devlet bütçesini tekellere akıtmaktadır. AKP ile refahı paylaşanlar, işte bu kesimlerdir.  AKP’nin bakan ve milletvekillerinin yalan ve demagoji ile gerçekleri çarpıtmaya çalışması boşunadır. Halk tenceresine bakıp dibini, evinin içine bakıp kendi yaşamını görüyor.

Ülkemiz emekçilerinin yaşadığı bu süreçte asgari ücret belirlenme çalışmaları yapılmaktadır. Geçtiğimiz yıl içinde asgari ücret belirlenirken bir şeyleri lütfedermişçesine “Jestimizi yaparız” diyen bizzat AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan, “Ülkede Yoksulluk Yok” diyen AKP’li Çalışma Bakanı Selçuk’un açıklamalarından, AKP MKYK Üyesi ve Milletvekili Ahmet Sorgun, salgın koşullarındaki ekonomiye ilişkin “krizin olmadığını... İşsizlik konusundaki şikâyetlerin de gerçeği yansıtmadığını ve asıl meselenin “iş beğenmeme” olduğunu söylemesinden AKP’nin bu süreç içinde kimin safında ve nerede olacağı baştan bellidir. Oysa somut durum ortadadır. Açlık almış başını gidiyor ve işsizlik her geçen gün artmaktadır. AKP ise halka bir şeyleri lütfeder gibi açıklamalarda bulunmaktadır. Oysa Türkiye’nin imzacısı olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Anayasası’nın girişinde “İşçinin ve ailesinin yalnızca geçimini temin eden ücret, insanca yaşamaya yeterli bir ücret değildir. İşçinin insanca yaşaması için yeterli ücrete sahip olması gerekir.”  denilmiştir. Yani kendi yasalarına ve imzacısı oldukları metinlere baksalar dahi bir şey lütfetmediklerini göreceklerdir. Fakat faşizm için yasalar ve imzacısı olduğu sözleşmeler işçi ve emekçilerin başında bir sopa niteliği gördüğü müddetçe anlamlıdır. Bunun dışında kalan yasalların ayaklar altına alınması, kabul edilen sözleşmelerin diplomatik metinler olarak çiğnenmesi normal ve gerekli olandır. Bundan dolayıdır ki sürekli örnek aldıklarını söyledikleri Avrupa ülkeleri içinde asgari ücretli kişi sayısı en yüksek olan ve en az ücret veren ülke Türkiye’dir. Bu tür açıklamalar ile bizlere bir şey lütuf ediyormuş gibi göstererek emekçilerin bilincini bulandırmaya çalışmaktan öte bir şey yapmamaktadırlar. Biz emekçiler ise lütuf değil, sadaka değil, alın terimizin emeğimizin karşılığını istiyoruz.

Sendikalar İşçilerin Ekonomik Demokratik Mücadelesine Öncülük Etmek İçin Vardır, Gereğini Yerine Getirmelidir!

Bu yıl gerçekleşecek olan görüşmelerin öncesinden başlayarak asgari ücret için işçi sendikaları açıklamalarda bulundu. DİSK en düşük asgari ücretin 3.800 lira olması gerektiğini söyledi. En son ise 3 işçi konfederasyonu (DİSK, Türk-İş, Hak-İş) bir bildiri başlığı altında “ASGARİ ÜCRET İNSAN ONURUNA YARAŞIR BİR GEÇİMİ SAĞLAMALIDIR” diyerek ortak açıklamada bulundurlar. Asgari ücretin en düşük kamu personeli maaşına denk olması gerektiğine bu metinde vurgu yapıldı. Fakat bununla birlikte bu sendikalar nasıl insan onuruna yaraşır bir ücret mücadelesi vereceklerini ise açıklamamışlardır. İnsan onuruna yaraşır bir asgari ücret elbette biz işçi ve emekçilerin en temel hakkıdır. Bu hak ise işçilerin emekçilerin sadece karınlarının doyacağı şekilde hesaplanmaz. Burjuva hukukunda dahi bu hak tanınmıştır.  Ücretlerin belirlenmesinde her ne kadar ülke durumu göz önüne alınsa da esas faktör işçi ve emekçilerin örgütlülük ve mücadele düzeyidir. Bu zamana kadar emekçiler tüm hakları gibi insan onuruna yaraşır ücret haklarını da mücadele ile kazanmışlardır.

Peki, Sendikalar Bu Mücadeleyi Nasıl Sürdürecekler?

Sorumuzun cevabını ise Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın daha tespit komisyonun ilk toplantısından sonra yaptığı açıklamadan okuduk. Ergün Atalay “İşveren ve hükümetin, tebessüm ettirecek, evet diyeceğimiz bir rakam getireceğini umut ediyoruz ve bekliyoruz. Bu rakamı getirirlerse masada bunlarla beraber hareket ederiz. Bunun dışında kabul edilmeyecek bir rakama ne evet deriz ne de konuşuruz. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda grev hakkı gibi bir yaptırımımız yok. Çünkü bunların yüzde 99’u bizim üyemiz değil”.  Bu açıklama ‘sonucu baştan belli olan bir görüşme bu’ demenin dolambaçlı halidir. İşçi sınıfının yüzünün gülmesini patronun ve devletin insafına bırakan bir sendika ne kadar işçi ve emekçilerin haklarını savunabilir. Sendikanın görevi üyesi olsun olmasın emekçilerin ekonomik demokratik haklarını almak için mücadele etmektir. Fakat Ergün Atalay “asgari ücretliler sendikalıda değil, grev hakkımız yok” diyerek sorumlu olmadıklarını ve işi patron ve devletin insafına bıraktığını özet olarak söylüyor. Zaten Türk-İş gibi bizzat devlet tarafından kurulmuş bir sendikadan aksini de beklemek mümkün değildir. Geçtiğimiz yıl yapılan 500 bin işçiyi ilgilendiren sözleşmeye imza atarken AKP’li Selçuk’a “Uzasa işi karıştıracağız, en azından kapattım böyle” dediğini açık unutulan mikrofon ile tüm Türkiye halkları duymuştur. Diğer sendikalarda aslında belli rakamlar söylese de Ergün Atalay ile aynı düşünceyi paylaştıkları birlikte imzaladıkları bildiriden anlaşılıyor. Ne DİSK’in ne Hak-İş’in bu açıklama dışında işçi ve emekçilerin ekonomik demokratik mücadelesine öncülük edecek bir planı yoktur. Göstermelik olarak yapılan bir kaç basın açıklaması dışında emekçilerin “Hak Verilmez, Alınır. Zafer Direnerek Kazanılır” sloganının altını dolduracak eylem ve düşünceden yoksundurlar. DİSK yöneticileri için ise artık direnmek ve “hak verilmez alınır” sözü bir slogandan ibarettir. Onlar da Ergün Atalay ve diğer sendikalar gibi patron sendikacısı konumundadırlar. Yüzbinlerce işçinin işten atıldığı bir süreçte dahi sesiz kalıp susmuşlardır. Bu gün yüzlerce işçi “iş aş” diyerek intihar ederken bu tepkiyi örgütlemek gibi bir niyeti ve düşüncesi yoktur. DİSK iş yeri temsilcisi Melike Şahin sendikal faaliyeti gerekçe gösterilerek işten atılırken Arzu Çerkezoğlu onu işten atan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ile açılışlar yapmıştır. Yine DİSK üyesi olan ve sendikal faaliyet nedeniyle işten atılan Mahir Kılıç 150 gündür açlık grevindeyken CHP yöneticileri ile boy göstermiştir. DİSK Genel Kurulu’nda direnen bir işçiyi dillerine almazken CHP yöneticilerinin nutuk atmasına izin vermişlerdir. DİSK/Genel-İş Başkanı Remzi Çalışkan bizzat kendi sendikasında işçi olan Oya Baydak’ı işten atıp işten atılmaya karşı direndiği için linç örgütlemiştir.

İşçiler Emekçiler Kendi Emeğimize, Alın Terimize Sahip Çıkmak İçin Meclislerde Örgütlenelim!

AKP’nin patronlar için alabildiğine yasalar çıkardığı, kıdem tazminatı gibi en temel haklarımızı dahi kaldırmak istediği, en ufak hak mücadelemizi dahi gaz ve coplarla susturmaya çalıştığı bir süreci yaşıyoruz. Asgari ücret açlık sınırı altındayken “açlık yok” diyen çalışma bakanları ile AKP ülke yönetmektedir. İşçileri temsil etmesi gereken sendikalar ise bu durum karşısında hiçbir ses çıkarmamaktadır. Devletin kurduğu ve patron yanında olan, buna alternatif olarak çıkan ama mevcut hali ile patron sendikası haline gelmiş olan sendikalar emek mücadelemize öncülük etmiyor, edemezler. Biz emekçilerin bu gün düne göre daha örgütlü olması gereken bir süreç yaşıyoruz. Gerek ekonomik haklarımız, gerek sosyal haklarımız için mücadele etmemiz gerekmektedir. Hiçbir hakkımızı mücadele etmeden kazanmadık. Mücadele ederek kazandık ve mücadele ederek koruduk. Ekonomik haklarımız içinde mücadele etmekten başka hiçbir çıkar yolumuz yoktur. Biz işçilerin ekonomik mücadelesi de dâhil olmak üzere her türlü mücadelesi ancak doğu bir önderlik ile başarıya ulaşır. Bu gün bu önderlik işçi komiteleri, işçi meclislerinde* bir araya gelmek ile sağlanabilir. Elbette bugünden asgari ücreti belirleyecek güçte değiliz. Fakat bunun mücadelesini vererek, bir araya gelerek kendi söz ve karar hakkımızı kullanarak meclisler ile örgütlenebiliriz. Bizzat kendi emeğimiz üzerinde kendi söz hakkımızı kullanacağız, emeğimizin belirlenme sürecinde alın terimizi bir avuç asalak patronun ve patron sendikacısının insafına bırakmayacağımız tek yer meclislerdir.

İşçiler emekçiler, işyerlerimizde bir-iki kaç kişi ile bir araya gelebiliyorsak o kadar sayıda bir araya gelmeli ve işçi komiteleri kurmalı, komitelerden meclislere varan örgütlenmeler oluşturmalıyız. Birleşerek güç, Mücadele ederek ses oluruz!

İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız!

Sadaka Değil Hakkımızı İstiyoruz, Söke Söke Alacağız!

Devrimci İşçi Hareketi

 

 

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.