1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Liseli Dev Genç’ ten Eğitim Yazısı

         


                  EBA, HALK ÇOCUKLARININ    OKUMAMASI İÇİN HAYATA GEÇİRİLEN BİR                                                                     UYGULAMADIR!

AMAÇLANAN DÜZENE UYGUN KAFALAR YARATMAK VE ASALAK PATRONLARA RANT KAPISI SAĞLAMAKTIR

Görünürde korona virüs Covid-19 salgını nedeniyle sekteye uğrayan düzenin eğitim sistemine bir alternatif olarak şekillendirilen EBA(Eğitim ve Bilişim Ağı), aslında halk çocuklarının okumaması için uygulamaya konmuş bir düzenlemedir.

Düzenin yaratmak istediği, “gençlerin eğitimleri aksamasın”, “gençler, salgın koşullarında da eğitimlerine devam edebilsinler” algısı, hiçbir şekilde gerçeği yansıtmamaktadır. Tamamen yalan ve demagojiden ibarettir. “Uzaktan eğitim”, eğitim hakkımızın büsbütün gasp edilmesidir!

Emperyalizmin yeni sömürgesi olan ülkemizde, geçmişten bugüne, birbirinden farklı politikalarla halk çocuklarının okumaması adına her türlü yol denenmiştir. Bu çürümüş düzen, halk çocuklarının okumasını asla istemez. Bu düzende halk çocukları için biçilen tek rol, sömürü düzeninin bir parçası olmaktan ibarettir. Düzenin eğitim sistemi, hiçbir halk çocuğuna gelecek güvencesi vermez-veremez!

Her şey sınıfsaldır. Sınıflar üstü hiçbir şey yoktur. Şüphesiz ki eğitim sistemi de bu gerçeklikten bağımsız değildir; eğitim de sınıfsaldır. İki sınıf vardır; burjuvazi ve proletarya. İktidarın işbirlikçi burjuvazinin(Sabancılar, Koçlar, Ülkerler, Eczacıbaşılar…) elinde olduğu, emperyalizmin yeni sömürgesi olan ülkemizde eğitim, insan yapma-şekillendirme aracıdır, yani düzene uygun kafalar yetiştirmek içindir. Burjuvazi, uzun ya da kısa vadede, çıkarlarına hizmet etmeyecek hiçbir kurum ve kuruluşu kendi elleriyle inşa etmez, hiçbir politikayı hayata geçirmez. “Uzaktan eğitim”, sömürü düzeninin devamlılığına hizmet etmesi için hayata geçirilen, asalak patronların kârını gözeten, halk karşıtı bir politikadır.

Tarihte yapılan ve yapılmayan her şey bir damara hizmet eder; ya ilerici olana, devrime ya da gerici olana, düzene. “Uzaktan eğitim” ile yapılmak istenen, halk çocuklarının eğitimden uzak kalmasının önüne geçme, eğitim için gerekli imkân ve olanakları yaratmak değil; aksine, salgın koşullarından doğan ortamı fırsata çevirerek, mevcut eğitim sistemindeki adaletsizliği arttırıp eşitsizliği derinleştirerek, halk çocuklarını büsbütün işsizlik, açlık ve yoksulluk temelleri üzerinde şekillenen bir geleceğe mahkûm etmektir.

Burjuvazi, tarih sahnesine çıktığı günden bu yana, her daim sınıf kiniyle hareket etmiştir. Ezilen emekçi dünya halkları, tarih boyunca sömürücü egemen sınıflar tarafından hor görülmüş, aşağılanmaya çalışılmıştır. Halka “baldırı çıplaklar” derler, hele bir isyan etmeye dursun anında “ayaklar baş mı olacak” derler, yani derler de derler! Burjuvazi, halk çocuklarına düşmandır. Burjuvazinin gözünde halk çocuklarının zerre kadar bir değeri yoktur. Onun tek derdi kar hırsıdır. Bu uğurda milyonlarca halk çocuğunu geleceksizliğe mahkûm etmekten bir an bile tereddüt etmez.

Ülkemizdeki eğitim sistemi gerek teknik, gerekse de ekonomik anlamda olsun korona virüs Covid-19 salgın hastalığının üstesinden gelebilecek bir nitelikten yoksundur. Düzenin korona virüs Covid-19 salgın öncesi eğitim sistemindeki aciz durumu zaten ortadayken, salgın koşullarında başarılı bir pratik sergilemesi beklenemezdi. Halkımız “görünen köy kılavuz istemez” diye boşuna demiyor.

“Uzaktan eğitim”, gerek öğrenciler, gerek öğretmenler, gerekse de ailelerin omuzlarına çok sayıda yeni sorunlar yüklemiştir. Eğitim hakkının gaspının yanı sıra, altından kalkması son derece güç, ama bir o kadar da zorunlu kılan bir ekonomik külfeti de beraberinde getirmiştir.

Güya, “gençler eğitimlerinden uzak kalmasınlar” düşüncesinden yola çıkılarak hayata geçirilen “uzaktan eğitim” ile ilkokulundan üniversitesine kadar tüm öğrencilere internet üzerinden eğitim verilmeye devam edilecekti. Bunun için AKP faşizminin Milli Eğitim Bakanlığı(MEB), müfredatı yeniden şekillendirerek korona virüs koşullarında alternatif bir eğitim modeli anlayışıyla “uzaktan eğitim”i uygulamaya soktu. Milyonlarca halk çocuğu bu sayede, bulundukları evlerden, internet aracılığıyla derslere bağlanacaktı…

Faşizmin, özellikle de salgın koşullarında “uzaktan eğitim” üzerine reklamını yaptığı her şey koca bir yalandan ibarettir. Faşizm, doğası gereği halka düşmandır, halkın çıkarlarına hizmet edecek hiçbir politikayı hayata geçirmez. Faşizm, halk çocuklarını açlığa ve yoksulluğa mahkûm edebilmek için ya gerici, yoz, bilim karşıtı, niteliksiz eğitim sistemiyle düzene uygun kafalar şekillendirmeyi-yaratmayı ya da halk çocuklarının okumaları önünde türlü engeller yaratarak eğitimsiz-bilgisiz bir toplum yaratmayı amaçlar. Bu iki farklı yöntem de, temelde aynı amaca hizmet eder; sömürü düzenin devamına. Çünkü faşizm bilir ki eğitimli ve örgütlü bir halk, yenilmezdir! Aynı zamanda halk çocuklarını, kendi yoz düzen kültürüyle de zehirlemeye çalışır. Ki, halk çocukları kendi öz kültürleriyle, gelenekleriyle, değerleriyle, ahlaklarıyla örtüşen bir düşünceyle değil de; kirli, çürümüş, kokuşmuş, bozuk, bencilliğin ön planda olduğu yoz düzen düşünce yapısıyla yetişsin...

Milyonlarca halk çocuğunun eğitimini bu denli önemseyen(!) AKP faşizmi, “uzaktan eğitim” uygulamasına katılabilmek için gerekli imkân ve olanakların yaratılması konusunda neler mi yaptı? HİÇBİR ŞEY! AKP faşizmi ilk olarak, uzaktan eğitim ile hem öğretmenler, hem öğrenciler hem de aileler cephesinde “yeni bir heyecan” yarattığının propagandasını yaptı. Ancak işin aslı hiç de öyle değildi… Hem öğretmenler, hem öğrenciler, hem de veliler için “yeni bir kaygı”, “yeni bir ekonomik külfet”, “yeni bir dert”ti söz konusu olan…

Uzaktan eğitim için gerekli olan internet, tablet, bilgisayar vb. ihtiyaçlardan doğan masrafların tamamı, açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilen halkımızın omuzlarına yüklendi. Aynı evde birden fazla uzaktan eğitim alan halk çocuğunun olduğu haneler için, durum çok daha kötüydü. Hele ki daha evlatlarına tek bir tablet alacak parayı dahi bulamayıp da, çocuklarına kendi telefonları aracılığıyla EBA’ya katılma imkânını ancak yaratabilen veliler için, durum çok ama çok daha kötüydü…

Hemen her fırsatta zam üzerine zam bindirilen elektrik, doğalgaz, su faturalarının yanına, bir de internet faturaları eklenmişti artık. Tablet, bilgisayar vb. teknolojik materyaller ise işin cabası… AKP faşizminin tüm foyası, daha en başından ortaya çıkmıştı. Faşizmin tek derdi, asalak patronların kârlarına kâr katmaktı. Yine bu süre zarfı içerisinde dilinden düşürmediği “yeni normal” ile halkın sırtına yüklediği bunca faturayı, yine halkın gözünde normalleştirmek istedi. Neydi “yeni normal” ile anlatılmak istenen? Yani eskiden ülkemizde açlık, yoksulluk, işsizlik ve adaletsizlik vardı ve bu gayet normaldi; şimdi ise artan oranda bir açlık, yoksulluk, işsizlik ve adaletsizlik var ve bu da “yeni normal”… Düzen sorunsuz-risksiz bir iktidarın, halkı mahkûm etmek istediği insanlık dışı yaşamı, halkın gözünde normalleştirmekten geçtiğini çok iyi biliyor! Çünkü faşizm gayet iyi biliyor ki, eğer insanlar böylesi bir onursuzca yaşamı reddederlerse, kendilerine dayatılan insanlık dışı bu yaşamı “anormal” karşılarlarsa, bu durum kendi düzeni için son derece ciddi bir tehdit unsuru oluşturacaktır.

Covid-19 salgınından dolayı birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de eğitime 16 Mart’tan itibaren ara verilmiş ve “uzaktan eğitim” uygulamasıyla 2018-2019 eğitim-öğretim yılı “tamamlanmıştı”…

İlerleyen süreçte MEB, Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda 21 Eylül tarihinde okul öncesi ve ilkokulların birinci sınıfını aşamalı olarak yüz yüze eğitime başlatma kararı aldı. Devamında ise 5 Ekim’de uygulamalı meslek liseleri, 2 Ekim’de ilkokulun bütün sınıfları, 8. Ve 12. Sınıflar, 2 Kasım tarihinde ise 5. Ve 9. Sınıflarda yüz yüze eğitime başlaması kararı alındı. Aradan geçen bunca zaman dilimi içerisinde hâlâ internet sorununu dahi çözemeyen sayısız yoksul aile var.

AKP faşizmi, bundan sonraki süreçte halka karşı işlediği tüm suçlara, “Bilim Kurulu” aracılığıyla, meşru zemin yaratmaya çalıştı. İşsizliğe, açlığa, yoksulluğa ve adaletsizliğe mahkûm ettiği milyonlarca halkımıza utanmadan, sıkılmadan, yüzleri bir nebze olsun kızarmadan “evde kal” diyebildiler. Covid-19 koşullarında yaşanılan tüm sorunları “maske”, “mesafe” ve “temizlik” konularına indirgeyip, hastalığın yayılmasının sorumluluğunu da yine halkımızın omuzlarına yükleyebildiler. Oysa sorunun temelinde yatan mesele ne maske, ne sosyal mesafe ne de temizlik meselesiydi; asıl sorun düzen sorunuydu! Düzen, tabiatı gereği her duruma, her koşula ve her olaya kâr odaklı baktığı için, hastalığa karşı da insan odaklı yaklaşmadı ve neticesinde bir çözüm üretmedi. Tastamam düzenin uşaklığı görevini üstlenen “profesörlerin” ağızlarından çıkan halk karşıtı söylemlerle, bilimsellik adına halkımız büsbütün açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilmek itendi ancak hayata geçirilen politikaların, faşizm cephesinden üretilen propagandaların bilimsellikle uzaktan yakından bir alakası yoktu; hepsi anti-bilimseldi!

İçerisinde bulunduğumuz süreçte ise yeniden büsbütün “uzaktan eğitim”e geri dönülmüş durumdadır. Geride bırakılan süreçte milyonlarca halk çocuğunun eğitim hakları gasp edilmiş, üstüne üstlük, bir de arsızca, sınava tabii tutulmak istenmişti!

“Başarılı” bir süreç söylemlerinin hiçbir gerçekliği yoktur. Milyonlarca halk çocuğunun yanı sıra eğitim emekçileri; bağlantı kopması vb. nedenlerle yaşanan teknik aksaklıklar, internet erişimi sorunları, EBA’daki eksiklik ve aksaklıklar, MEB’in yeniden şekillendirdiği eğitim programının “uzaktan eğitim”e uygun olmaması, teknolojik donanım yetersizliği, dijital araçların yetersizliği gibi pek çok sorunla karşı karşıya kaldılar.

Gerek öğretmenler, gerek öğrenciler, gerekse de aileler “uzaktan eğitim”in verimsiz olduğu noktasında hemfikirler.  Öğrenciler hiçbir şekilde verim alamamaktadırlar. Ki verim alınması da mümkün değildir. Zaten faşizmin de böylesi bir kaygısı yoktur. Aksine, faşizm her şeyi daha da anlaşılmaz kılmak adına uğraş verir. Bir sınıf ortamında dahi verimli bilgi aktarımında başarı sağlanamazken; bir bilgisayar, bir tablet ya da bir telefon üzerinden başarı elde edilmesi mümkün olabilir mi; hele ki böylesi bir müfredat ve böylesi çarpık bir düşünceyle…

Aynı evde birden fazla kişinin uzaktan eğitim görüyor olması ise karşılaşılan sorunları kat be kat arttırıyor. Örneğin “uzaktan eğitim” gören iki halk çocuğunun olduğu bir evde, derse katılım sağlayabilmek için en az iki materyal zorunlu oluyor çünkü dersler aynı saatte başlıyor! Ev yaşamı büsbütün buna göre şekillenmek zorunda kalıyor. Her ders saatinde, her öğrenci için bir oda!

Öğrencilerin yaşadığı diğer sorunlara bakacak olursak; internet kotasının yetmemesi, derslerin çakışması ve evlerinde gerekli teknolojik donanımlara sahip olmaması, evlerinin ders ortamına uygun olmaması, “uzaktan eğitim”e katılımın yoğunluğundan kaynaklı sistemsel çöküşlerin yaşanması, sık sık bağlantı kopma sorunlarının yaşanmasından kaynaklı derslerin bölünmesi vb. sorunlar karşımıza çıkmaktadır.

Faşizmin “uzaktan eğitim”i, eğitimdeki fırsat eşitsizliğini arttırmaktadır. Ücretsiz internet, ücretsiz bilgisayar, ücretsiz tablet en haklı ve meşru istekler olarak karşımıza çıkıyor. Faşizm bu sorunların hiç birine çözüm üretmez, üretemez. Çünkü zaten faşizm, bu sorunların ana kaynağıdır. Bizlere dayatılan böylesi bir yaşamı reva görmemiz isteniyor. Buna asla izin vermeyeceğiz! Düzenin bozuk eğitim sistemine karşı tek alternatifimiz, halk için eğitim mücadelesini yükseltmekten geçiyor. Milyonlarca liseli gençlik başta olmak üzere, açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilmek istenen halkımızın “uzaktan eğitim”den kaynaklı düzene karşı beslediği haklı öfkeyi örgütleyecek ve savaşımızı büyüteceğiz!

Sonuç olarak;

1-) “uzaktan eğitim”, halk çocuklarının okumaması, eğitim haklarının gasp edilmesi için uygulamaya konmuş bir uygulamadır.

2-) “uzaktan eğitim” ile amaçlanan, düzene uygun kafalar yaratmak ve asalak patronların kârlarına kâr katmaktır.

3-) Düzen, Covid-19’a bir çözüm üretemediği gibi eğitim sistemindeki sorunlara da bir çözüm üretemiyor.

4-) Normal koşullarda dahi başarılı bir pratik elde edilemeyen düzenin eğitim sistemiyle, Covid-19 koşullarında başarılı bir sonuç elde etmek imkânsızdır.

5-) ”uzaktan eğitim”e katılabilmek için gerekli olan internet, tablet ve bilgisayar gibi imkân ve olanaklar, halka ücretsiz olarak sunulmalıdır.

6-)Liseli Dev-Genç saflarında örgütlenelim ve bu adaletsiz eğitim sistemine karşı birlikte mücadele edelim!

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.