1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Yunanistan Özgür Tutsaklarından Şadi Naci Özpolat'ın Mahkeme Savunmasını Yayınlıyoruz

 Sayın Yargıçlar

Sevgili Arkadaşlar

 




01.09.1969 Türkiye Kahramanmaraş doğumluyum Kürt milliyetindenim Alevi bir ailenin çocuğuyum. Faşizm ve sosyalist düşüncelerle çocuk yaşlarda tanıştım. Amcam Mehmet Ali Özpolat polis tarafından katledildiğinde 6 yaşındaydım. Dayım Hamdullah Erbil polis tarafından gözaltına alındığında ağır işkencelerden geçirilip tutuklandığında ve idama mahkum edildiğinde 8 yaşında idim.  1978 yılında Maraş katliamını yaşadık.

Her ikisi de devrimci oldukları için Türkiye faşizme tarafından katledildiler.

1987 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık eğitimine başladığımda  sosyalist düşünceye sempatim vardı. Öğrenciliğim süresince akademik demokratik mücadele içinde yer aldım 1980 faşist cuntasının yaşamın her alanında etkisini sürdürdüğü yıllardı talebimiz de demokratik hak ve özgürlükler demokratik üniversite gibi demokratik taleplerdi. Bu mücadele içinde 1990 yılında tutuklandım. Faşizm özellikle üniversiteli gençliği hedef alıyordu. İçinde askeri hakimlerin de üye olarak bulunduğu devlet güvenlik mahkemelerinde yargılandım. Toplam 12 yıl hapiste kaldım.

1995, 1996, 1999 ve 2000 yıllarında Ankara, Ulucanlar, İstanbul Ümraniye, İzmir Buca ve en son 20 hapishanede birden toplam 35 devrimci tutsağın silah bomba işkence gibi araçlarla katledildiğini yüzlerce devrimci tutsağın yaralandığı katliamlara tanıklık ettim. 19 Aralık 2000’de Bayrampaşa hapishanesinde 12 devrimci tutsak yakılarak ve kurşunlanarak katledildi. Onlarca devrimci tutsak yaralandı ve yaralanan devrimci tutsaklardan birisi de bendim.

1996 yılında devletin hapishanelere saldırılarını durdurmak için ölüm orucu eylemi yapan tutsaklardan birisiydim. Bu direnişte 12 devrimci tutsak şehit düştü.

2000 yılında tecrit ve işkenceye karşı 7 yıl süren ölüm orucu direnişi yaşandı. 122 devrimci bu direnişte şehit düştü. “F Tipi” diye tanımlanan bu hapishanelerde toplam 4 yıl tecrit ve işkenceye maruz kaldım.

2002 yılında serbest bırakıldım Temel Haklar ve Özgürlükler Dergisinde hak ve özgürlükler mücadelesi içinde yer aldım. Çalışmalara katıldım.

Aynı zamanda Ekmek ve Adalet dergisinde çalışmaya başladım. Haftalık yazılar yazıyordum. 2002 yılında Ekmek ve Adalet Dergisinden gözaltına alınıp işkence gördüm. 2004 yılında Temel Hak ve Özgürlükler Derneği, İdil Kültür Merkezi, Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği, Ekmek ve Adalet Dergisi… Türkiye Faşizminin saldırısına uğradı.  150’den fazla insan gözaltına alındı işkencelerden geçirildi tutuklandı. Ben de 150 kişiden birisiydim. 2 yıl tutsak kaldım sonra mahkemeden serbest bırakıldık. Bu dava polislerin düzenlediği sahte belgelere dayanıyordu. Bunlar mahkemede kanıtlandı, serbest bırakmak zorunda kaldılar.

Fakat tahliye olduktan 6 ay sonra yine aynı şekilde derneklere dergi bürolarına kültür merkezlerine saldırıldı. Yüze yakın insan gözaltına alındı. Bu operasyondan gözaltına alınmadan fakat tesadüfen o gün dernekte olmadığım için gözaltına alınmaktan kurtuldumm.

Türkiye’deki bu baskılar nedeniyle kaçak yollardan Fransa’ya giderek iltica talebinde bulundum.

Fransa iltica talebini reddetti.

Sonra Almanyada denedim, süreç uzadı bu nedenle 2017 yılında Yunanistan’a gelerek iltica talebinde bulundu. Şu anda burada 2025 yılında iltica görüşmesi için verilen randevuyu bekliyorum.

Bunun yanında Yunanistan’da sosyal kültürel demokratik politik faaliyetlere katılıyorum.

Aynı zamanda kitap yazıyorum, dergi yazıları yazıyorum .

Uyuşturucu ile Savaşıyoruz

İdeolojik Propaganda ile Yönetmek

Hukuk ve Adalet

Adımız İsyan- Şiir Kitabı

Almanya Hapishanelerinde Bir Dava Bir Direniş ve Zafer

İsimli kitapları yazdım ve düzenledim.

19 Mart 2020 tarihinde Tzabella 3 adresinden kaldığım derneğe yakın bir sokaktan yürürken gözaltına alındım gözaltında işkence gördüm ve tutuklandım.

16 ay tutsaklıktan sonra mahkemeye çıkartıldık. Hakkımızda hazırlanan iddianamede benim ve burada bulunan arkadaşlarım örgüt üyesi olduğumuz silah bulundurduğumuz iddia ediliyordu ve cezalandırılmamız isteniyor.

Peki bu iddianame hukuki belge ve delillere dayanarak mı oluşturulmuştur?

Yoksa Türkiye faşizmi baskısıyla Yunanistan devletinin siyasi tercihleriyle yapılan bir operasyon sonucu siyasi olarak mı oluşturulmuştur ?

İddianamede burada yargılanan 11 kişiden hiçbiri için örgüt üyeliği delili sunulamamaştır. Çünkü yoktur. İddianamede suç diye tanımlanan silah bulundurma eylemiyle 10 kişinin bağı kurulamamıştır.

O halde neden “terör ve örgüt üyeliği” iddialarıyla açılmıştır bu dava ?

Bunun tek somut cevabı siyasi nedenlerledir. Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu TV100 kanalında 2020 tarihinde katıldığı programda yaptığı açıklamada diyor ki “Yunanistan’daki operasyon bizim isteğimizle yapıldı.”  Bu operasyonun siyasin nedenlerde yapıldığı iddianamesinin bu siyasi operasyona hukuk kılıfı giydirme çabası olduğunun daha açık anlatımı olmamıştır. Süleyman Soylu çok açık söylemiştir.

Bu Yunanistan devleti için de aşağılayıcı bir durumdur. Türkiye faşizminin isteğini yerine getirerek iradesini Türkiye faşizmine teslim etmiştir.

Yine Türkiye faşizmi 18.06.2020 tarihli bir belge ile bu davada tutuklu bulunan İsmail Zat’ın sorgunusunun yapılmadığını Yunanistan Adalet Bakanlığından istiyor. Yunanistan Adalet Bakanlığı

Bu isteğe dayanarak İsmail Zat’ı ifade vermeye çağırmıştır. Türkiye devleti adına İsmail Zat’ın iş birlikçiliğe çağırmıştır. Yunanistan devletine iltica etmiş devrimcilerin Türkiye faşizmi adına sorgulanması ve işbirliği dayatılması Yunanistan devletinin görevi midir ?

Hayır bu örnek de bu davanın Türkiye faşizminin isteği ile siyasi nedenlere açılmış bir dava olduğu düşüncesini destekliyor.

Polis ve savcılık buradaki 11 kişinin illegal örgüt üyesi olduğu sonucuna nasıl ulaştılar ?

İddianameye göre bir örgüt hiyerarşik bir yapıdır. Fakat ne polis ne de savcı buradaki 11 kişinin arasında hangi hiyerarşik ilişki olduğunu açıklayamamıştır.

Sinan Oktay Özen’e “yöneticilik görevi” adfediliyor ama tek bir delil sunulmuyor.

Sinan Oktay Özen yönetici olarak hangi kararları aldı ? Kimlerle aldı ? Kimlerle hangi talimatları verdi ?   ve benzeri soruların tek bir cevabı yoktur.

Sinan Oktay Özen dışındaki 10 kişinin görevleri nedir ? Hiyerarşik yapı içinde hangi konumda ne görevleri vardır  ?

Bu sorunların da herhangi bir cevabı yoktur.

Bu örgüt kimlerle hangi toplantıları yaptı ? Hangi kararları aldı ?

  Bu soruların da herhangi bir cevabı yoktur. Örgüt üyeliği iddiasına hiç kimse herhangi bir kanıt gösterememiştir. Dolayısıyla iddianamedeki “örgüt” iddiası polis ve savcılığın fantezisinden ibaret kalıyor.

Yine iddianamede deniyor ki  “ Yapılandırılmış grup bir suçun işlenmesi için duruma bağlı olarak kurulmayan sürekli faaliyetle bulunmak amacı ile kurulan gruptur. Üyelerin suç örgütüne katılımı arzu etmeleri ve daha örgütün kuruluşundan ya da buna katılımlarından itibaren faaliyetlerinin birden fazla terör eyleminin zamana yayılarak işlenmesi yoluyla ve bu faillerin ayrıntıları daha planlanmışken bunların gerçekleşeceğini önceden kabul etmiş olmaları gereklidir. “

İddianameye bakıyoruz ne sürekliliği olan bir eylemcilik ne de tek bir eylem yoktur. Böyle bir plan da yoktur iddia da yoktur.

Örgüt üyeliği ile tutuklanan bizlerin örgüte katılımımıza ilişkin bir bilgi belge yoktur.

Tek bir talimat verme talimat alma yerine getirme örneği yoktur.

Kısacası dosyada bir örgüt iddiası var ama tek bir delil yoktur. Polisin savcıların fantezileri burada yargılama konusu yapılmıştır.

“Terör Örgütü” iddiası dosyadan çıkarılmalıdır.

 

Burada Yargılanan 11 Kişinin Silahlarla Bağı Nedir ?

Polis, Sinan Oktay Özen’i evden bir çana ile çıkarken görüyor, sonra çantanın dolu olduğunu yorumluyor ve bu çantayla tekrar eve girerken görünüyor. Eve operasyon yapılıyor, silahlar buluyor. Herhangi bir başka kanıt belirtilmeden gözaltına aldığı 11 kişi bu silahlardan sorumlu tutuyor.

Bu iddiayı güçlendirmek için açıkça yalan söylüyor. Diyor ki “ Sinan Oktay Özen ile Özpolat ve Halil Demir evin önünde buluştular. Önce Özen eve girdi arkasından onlar eve girdi”

Oysa kamera kayıtlarında herşey net olarak görünüyor. Benimle Halil Demir’in eve girişimiz saat 21.07 iken Özen’in eve girişi 21.10’dur. Halil Demir ile birlikte eve eliyor ve zile basıyoruz sonra giriyoruz. Özen bizden 3 dakika sonra geliyor anahtarını çıkarıyor gibi bir hareketi oluyor kapıyı açıp giriyor.

Polis bunu görmemiş olamaz fakat bu beni bu davaya dahil etmek ve silahlarla eve getirilişini birden çok kişinin bilgisi dahilinde olduğunun iddia edebilmek için yalan söylüyor.

Polisin mahkemede verdiği ifadelerde görüldü Anıl Sayar ve silahların birada tek bir yerde bile görülmüyor ama sanki Sinan Oktay Özen’le birlikte silah getirmişler gibi ifade veriyor. Diğer kişilerle silahlar arasında bir bağ kurulamıyor bile.

Fakat dosyada 11 kişi bu silahları bulundurmak ile suçlanıyor.

Bu hukuksuzluklar keyfiliktir. Bize deniyor ki hiçbir kanıt hiçbir delil olmadan insanları yıllarca hapis yatırabiliriz.

Sözkonusu silahların eve getirilmesinin sorumluluğu Sinan Oktay Özen tarafından üstlenilmiştir. Dolayısıyla Sinan Oktay Özen dışındakilere yönelik suçlama dosyadan çıkartılmalıdır.

 

09.08.2018 tarihinde Kullanın Silahla Bu Tarihte Hapishanede olan Kişilerin Nasıl İlişkisi Olabilir ?

 

İddianamede diyor ki “Atina’da 09.08.2018” tarihinde Panteleimonas bölgesinde Alkamenous Cad. No: 92-96 adresinde silah kullandılar.. bir tabanca ile ateş ettiler. “

Bu iddianın delili nedir ? Dosyada delil yoktur. Tek bir tabanca 11 kişi tarafından nasıl kullanılabilir ?

Açıklaması yok.

 

Söz konuşu tarihte bu 11 kişi içinden Halil Demir, Ercan Gökoğlu, Hazal Seçer, İsmail Zat, Anıl Sayar, Burak Ağarmış ve ben hapishanedeyiz. Tutuklu olarak yargılanıyoruz. Bu operasyonu yapan da aynı polis teşkilatıdır. Nasıl olur da hapishanedeki insanların dışarıda silahla, bir silahın kullanılmasından suçlayabilirler ?

Böyle bir mantıksızlık nasıl iddianame haline getirilmiştir ?

Bu ciddiyetsizliğin reddedilmesi istiyorum.

 

Biz Hırsız Değil Devrimciyiz

Kimlik Çalmayız Hırsızlar Türkiye’de İktidardalar Halktan Çaldıkları Milyar Dolarlar Belgelidir.

 

Kimlik çaldığımız belgelerde sahtecilik yaptığımız iddia ediliyor ?

Kim yapmış bunu ? Ne somut isim var ne yer var ne zaman var ? Ne sahte kimlik yapmanın araçları var

Niye Yunanistan polisinin aklına hemen hırsızlık geliyor. Bugüne kadar hangi devrimci hırsızlık yapmış da aklına hırsızlık geliyor.

Devrimcileri hırsızlıkla suçlamak için ancak özel bir düşmanlık duyuyor olmaları gerekir.

Hırsızlar halkın emeğini çalan kapitalistlerdir.

Onlar biz değiliz.

Hırsızlar Tayyip Erdoğan, Süleyman Soylulardır. Evlerinde çelik kasalarda ayakkabı kutularında çaldıkları milyon dolarlar belgelendi ama hapishanede değil iktidardalar.

Sahte belge suçlamaları da delilsiz suçlamadır. Eğer faili tespit edilmemişse bu polis ve savcılara herkesi suçlama hakkı vermez. Bu suçlamaları da kesinlikle reddediyorum.

Polis haklarında böyle bir delil bulamadığı için çantalardan çıkan iki küçük bıçağı silah diye tanımlıyor. Bunlar Omonia’dan satın aldığım piknikte kullandığım ve çantamda bu nedenle bulunan bıçaklardır. Sürekli üzerimde taşıdığım da polis uydurması bir iddiadır.

Tesadüfen o gün çantamdadır hepsi bu yasadığı bir madde değildir, silah değildir.

 

Emperyalizm Çıkarlarına Uymayan Her Kişi Kurum Ve Örgüt Devleti Terörist İlan Edip Saldırı Hedefi Haline Getiriyor

 

Amerikan emperyalizmi Irak’ta Afganistan’da Libya’da, bombalarla  binleri katlediyor ve “Terör” hedefi vuruldu diyor.

Ülkeleri işgal ediyor yönetim değiştiriyor  “Terörist” ülke ilan ediyor.

AKP faşizme sokakta 14 yaşında bir çocuğu Berkin Elvan’ı katlediyor, 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ın bedenine 17 kurşun sıkıyor. Terörist diye açıklıyor.

Dilek Doğan’ın evinde katlediyor “terörist “ diye açıklıyor.

Terör emperyalizm faşizmin katliamlarına gerekçelendirilme yapılmak isteniyor.

Bir günde 20 hapishanede 28 devrimci tutsağı katlediyor “teröristler” diyor ve tepkilerin önüne geçiyor. İtiraz edeni “teröristlere destekle” “terör övücülüğü “ ile suçluyor.

“Terör” kelimesi emperyalizmin faşizmin pisliklerini örten bir örtü olarak kullanılıyor.

Yasal partiler kapatılıyor, gerekçe “ terör”

Devrimciler haksız hukuksuz tutuklanıyor gerekçe “terör”

Gazeteciler, yazarlar, sanatçılar, mühendisler, milletvekilleri, hakimler, savcılar tutuklanıyor gerekçe “terör”

Terör dendiğinde her türlü haksızlık hukuksuzluk meşru görülüyor.

Bu davada ne bir eylem var ne de bir illegal örgüt faaliyeti var ama 16 aydır hapisteyiz gerekçe “terör”

İddianamede

Birincisi Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi isimli örgüt “terör örgütü” değildir.

İkincisi Bizler “terör örgütü” üyei olmakla suçlanıyoruz.

Her iki suçlamada da temelsiz hukuksuz asılsızdır.

Birincisi DHKP-C terörist bir örgüt değil tersine devrimci bir örgüttür. Türkiye’de terörist eylemlerin altında DHKP-C değil Türkiye faşizmi imzası vardır. Türkiye faşizminin örgütlediği faşist ve dinci çetelerin imzası vardır.

 

İkincisi dosyada bizlerin DHKP-C örgütü üyesi olduğumuz iddiasının da bir delili yoktur. Bu da polis uydurmasıdır bir iddiadır.

Devrimci demokrat sosyalistlerle terör kavramı yanyana kullanılamaz.

Peti terör nedir ve kimler teröristtir ?

Bugün dünyanın herhangi bir ülkesinde hukuki ölçülere dayanan bir terör tanımı yapılabilmiş değildir.

Eğer hukuki bir tanım yapacak olursanız bu tanıma göre Suriye’deki Libya’da emperyalist ülkeler ve işbirlikçileri tarafından silahlandırılan kitle katliamları yapan örgütlerin neden terör örgütü diye tanımlandığını açıklayamazsınız.

Örneğin Birleşmiş Milletleri resmi olarak tanıyan Libya, Irak  Suriye gibi ülkelere askeri saldırılar düzenleyen şiddet yoluyla bu ülkelerde rejim değişikliği yapan NATO’nun terör örgütü olmadığını açıklayamazsınız.

Emperyalist Amerika işbirlikçileri Türkiye Suudi Arabistan gibi ülkelerin Suriye’de örgütledikleri ağır silahlarla donatılmış güçler neden terörist değil de devrimci diye tanımlanıyor ?

Bu örgütlerin her birinin elinde binlerce onbinlerce Suriyelinin kanı vardır ve bu örgütlerin katliamlarını sorgulamıyor yargılamıyor resmi kabul görüyorlar.

Türkiye’de kamp kuruyorlar Avrupa’da örgütleniyorlar.

 

İddianamede “terör örgütü terör eylemi” tanımı yapılıyor.

Ülkeye veya uluslararası kuruluşa yönelik ciddi tehlike yaratacak şartlar altında veya şekilde ya da yaygınlıkta ve bir halka ciddi şekilde korkutmak ya da resmi makamı uluslararası kuruluşu herhangi bir fiil işlemeye ya da üstlenmeye zorlamak veya bir ülkenin ya da uluslararası kuruluşun temel anayasal siyasal veya finansal yapısına zarar vermek amacı ile ağır suç veya genel tehlike yaratan herhangi bir suç veya kamu düzenine aykırı suç işleyen kişi işlenen fiil için öngörülen cezanın aşağıdaki şekilde artırılması ile cezalandırılır.

Bu terör tanımını kabul edersek Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Türkiye, Suudi Arabistan, Ürdün, Katar başta olmak üzere çok sayıda ülkenin emperyalizm saldırı örgütü NATO’nun geçmiş yılları bir yana bırakırsak en son Libya’da ve Suriye’deki saldırıları terör faaliyeti sayılmaktadır.

 

 Aksi Libya’nın, Suriye’nin meşru bir ülke sayılmaması demektir ki bu da Birleşmiş Milletler kararını yani kendi kararlarını yok saymaları anlamına gelir.

 Çünkü bu ülkeler Birleşmiş Milletler üyesidir.

Örneğin emperyalist Amerika başta olmak üzere İngiltere, Fransa gibi emperyalist ülkelerin NATO’nun CIA’nın, Latin Amerika’da Afrika’da Ukranya, Balkanlar Ortadoğu, Asya’da yani dünyanın dört bir yanında örneğin Yunanistan’da, Türkiye’de Venezuella’da, Bolivya’da örgütlediği darbeler ve iktidar değişiklikleri neden terörizm değildir ?

CIA’nın dünyanın dört bir yanında işlediği binlerce cinayet neden terörizm değildir.

İran’lı generel Kasım Süleymanı 3 Ocak 2020’de Irak’a ABD’nin güze saldırısı ile katledildi. ABD’nin istediği kişiyi öldürme hakkı var mı ? Neden

Türkiye faşizminin on binlerce insanı katletmesi neden terörizm sayılmıyor ?

Türkiye faşizmi sadece son 40 yıl içinde 60 bin Kürt, Türk, Arap ve tüm milliyetlerden halkımızı politik nedenlerde katletmiştir. Bu Türkiye devletini neden terörist devlet yapmıyor ?

Biliyoruz ki bu eylemlerinde emperyalist ülkeler sivil halk da dahil olmak üzere yüzbinlerin milyonların katledilmesinden doğrudan ya da dolaylı yollardan sorumludur.

Peki emperyalizm ve işbirlikçilerinin bu eylemleriyle neyi hedeflediler ve ne sonuç elde ettiler ?

Bugün artık emperyalizm demokrasi götürme yalanlarına sanıyoruz ki kimse inanmıyor

Neden ?

Çünkü emperyalizm işgal ettiği hiçbir ülkeye biçimsel olarak bile demokrasi götürmekle ilgilenmediğini bugünün Libya, Afganistan, Ukranya, Irak tablosundan biliyoruz. Emperyalizmin amacı işbirlikçi iktidarlar kurmak sömürücü yağma ve talan olmuştur.

Türkiyeli bir devrimci olarak iddia ediyoruz ki Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’nin tarihinde halka yönelik bir katliam saldırı yoktur. Devrimcilerin ilkesi halka zarar vermemektir. Halka zarar veren bir eylemleri yoktur.

Türkiye’de bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm istemek terörizm değildir.

ABD emperyalizmi DHKP-C örgütünü terör örgütü diye tanımlarken diyor ki “Amerika’nın Afganistan’a müdahalesini eleştiriyor.” “Bir emperyalist ülkenin işgal ve katliamlarını eleştirmek terörizm değildir”

Bu davada terör iddiası ile yargılanmamız hukuki değil siyasi bir kararın sonucudur.

Fakat siyasi karara dayanarak yargılamanın yapıldığıı bu alan bir mahkemedir. Yani siyasi değil hukuki kararlar alması gereken bir yerdir.

Mahkemeniz tümüyle emperyalist sistemin çıkarları çerçevisinde yapılan “terör” tanımını temel alan bir iddianameyi reddetmeli dosyadan terör örgütü tanımını çıkarmalıdır. Bu bir hukuk kurulu olmanın gereğidir.

Emperyalizmin terör demogojisinin çarpıcı örneklerinden birisi Kürt Hareketidir. Kürt Hareketi Suriye’de ABD’nin işbirlikçisi Türkiye’de terörist sayılmaktadır. Aynı talepler aynı program aynı ideoloji ile hareket eden örgütün bir yerde terörist bir yerde devrimci sayılmasının tek açıklaması terör tanımının emperyalist çıkarlar çerçevisinde şekillendirilmesidir.

Amerikan emperyalizmi her yıl terör örgütleri terörist ülkeler terörist kişiler listesi açıklıyor.

Buna daha doğru bir tanım kullanabilirler.

Örneğin “Amerikanın düşmanı ülkeler, düşmanı örgütler, düşman kişiler” listesi diyebilirler.

Fakat Amerikan emperyalizmi “Düşman” diye tanımladığı güzlerle tek başına savaşma gücüne sahip değildir. Terörist ülke, kişi, örgüt, tanımı da bu nedenle uydurulmuştur. Amerika  bu tanımla diyor ki “Bunlar ortak düşmanlarımızdır” ve bunu dünyaya demogoji ve zorla kabul ettirmeye çalışıyor.

Örneğin on yıllardır Amerika’nın terörist ülkeler listesinde yer alan Küba eğer sosyalizmden vaz geçerse ülkeyi ABD emperyalizmine açarsa bir günde demokratik ülke ilan edilebilinir.

Çok çarpıcıdır dört bir yandan askeri üsleri, savaş gemileri, ordusuyla yer alan halkların üzerine bombalar yağdıran Amerika, Latin Amerika başta olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerine doktor gönderen halklara sağlık hizmeti sunan Küba’ya “terörist” diyor.

Kore Demokratik Cumhuriyeti, Küba, İran, Irak, Suriye , Libya gibi ülkelerin terörist ilan edilip saldırıya uğramasının ortak nedeni kapılarını ABD emperyalizminin sömürü ve işgaline kapatmaları oldu.

Oysa bakın artık Sudan terörist ülke sayılmıyor.

Neden çünkü emperyalizmin çıkarları çerçevesinde dayatılan anlaşmalara imza attı.

Örneğin Venezüella’nın seçimle yönetime gelen hükümeti terörist sayılırken Bolivya’da darbe ile iktidar değişikli yapmaya çalışan Amerika demokrasi sayılıyor. Eğer bu darbe girişimleri başarılı olsaydı darbeyle iktidara gelen yönetimlere “demokrasi” denilecektir. Tıpkı onlarca ülkede darbeyle yönetime gelen iktidarlara demokrasi dendiği gibi.

Amerika’nın Bolivya’da Eva Morales’e karşı yaptığı darbenin sorumlularından Tesla ve Spacex  CEO’su Elon Musk Twitter hesabından “kime istersek darbe yaparız” açıklamasını yaptı.

Tarih; 26.07.2020 Elon Musk’ın gözü Bolivyanın zengin lityum kaynaklarında.

 

Peki ölçü nedir ?

Seçimler ve Parlemento mu ?

Hayır çünkü öyle olsa idi Küba ve Kore Demokratik Cumhuriyeti, Suriye, Ukrayna, İran, Venezuella,, Bolivya gibi ülkeler terörist ilan edilmezdi. Tersine askeri darbelerle iktidara gelenler ve onların arkasındaki Amerika terörist sayılırdı.

Peki Ölçü Nedir ?

Yaptıkları katliamları işkenceler halklara karşı işledikleri suçlar mı ?

 

Hayır bu da olamaz çünkü eğer böyle olsaydı Türkiye, Amerika, Peru, Kolombiya, Filipinler, Guantemala, her yıl binlerce siyahi Amerikalıyı öldüren Amerika..

Ve bunlar gibi onlarca ülke demokrasi sayılamazdı.

 

Yönetim Biçimleri Mi Ölçü ?

Hayır bu da olamaz eğer belirleyici olan yönetim biçimi olsa idi faşizmle yönetilne ülkeler Suudi Arabistan, Katar, Ürdün gibi Amerika’nın işbirlikçisi krallıklar terörist ülke ilan edilirdi. Ama bu krallıklara terörist ülke denmediği gibi Amerikan operasyonlarının işbirlikçileri olduklarını biliyoruz.

Ne yandan bakarsak bakalım emperyalizmin terör tanımını tutarlı bir ölçüye oturtamıyoruz. Geriye tutarlı tek bir tanım kalıyor.

“Amerika başta olmak üzere emperyalist çıkarlara göre hareket etmeyen teröristtir”

Bu tanım gerçeği açıklıyor. Emperyalizmin pratiğiyle uyum sağlıyor.

Fakat bu tanımı da biz dünya halkları kabul etmiyoruz. Ne hukuk adına ne de siyasi olarak bu tanımı kabul etmiyoruz. Böyle bir terör tanımını kabul etmemek dünya halklarının kendisini inkar etmesi demektir.

Kuşkusuz böyle bir tanımı kabul etmiyoruz.

Böyle bir terör tanımını kabul etmemekle emperyalist işgal ve sömürünün sonucu olarak her yıl on milyonların açlıktan ölümünü savunmak onaylamak demektir. Milyonların emperyalist işgallerle katledilmesini onaylamak demektir.

Böyle bir onursuzluğu elbette kabul etmiyoruz.

Tekrar belirtelim ki iddianamede DHKP-C üyesi olduğumuz iddia ediliyor fakat buna tek bir kanıt gösterilemiyor.

Bununla birlikte yine de belirtmek isteriz ki DHKP-C ve diğer Türkiyeli devrimci örgütler hakkında terörizm suçlaması yapılamaz.

Türkiye’de 60 bin insan polis ve asker kurşunları ile bombalarıyla katledildi. Bunun sorumlusu Türkiye’li devrimciler değildir.  Tersine faşist Türkiye devletidir.

Türkiye’de her yıl binlerce kişi hastalıklardan, binden fazla kişi trafik kazalarından binden fazla kişi güvenliksiz çalışma koşullarından nedeniyle binlerce kişi uyuşturucudan ölüyor. Bunların sorumlusu devrimciler değil Türkiye faşist devletidir. Türkiye’yi sömügeleştirmiş olan emperyalist tekellerdir. Yerli işbirlikçileridir. Devrimciler bu asalaklardan halkı korumak için mücadele ederler.

Türkiye’nin bugün 50 milyon yoksul 20 milyon aç insanı var. Açlık nedeniyle ölümler yaşanıyor. Bunun sorumlusu faşist sistemdir. Emperyalist ve işbirlikçi tekellerdir. Devrimciler açlık ve yoksulluğa son vermeden mücadele ederler.

Devrimciler değil Türkiye faşist devleti teröristtir.

Gerçek teröristler emperyalistler ve işbirlikçileridir.

Dedikleri nasıl bir terör tanımı yaparsanız yapın dönüp emperyalizmi ve işbirlikçilerini vuracaktır.

Eğer gerek hukuki ve gerekse de siyasi olarak terörü halklara karşı yapılan eylemlerle tanımlarsak bu tanıma ancak tüm emperyalist ülkeler ve onların işbirlikçisi girecektir tüm geçmişlerini halklara karşı işledikleri suçlarla hem de günümüzde işledikleri suçlarla terör tanımını içini dolduracaklardır.

Terör bir şiddet eylemidir.

Fakat herhangi bir şiddet eylemi değildir. Terör halklara korku ve dehşet yaratmak kendi iradesine boyun eğmeye zorlayan bir şiddet eylemidir.

Tam da bu nedenle devrimcilik ve terörizm birbirinden çok farklı birbirine karşı kavramlardır.

Devrimcilik halkların iradesine dayanır.

Terörizm ise halkların iradesini teslim almaya halkları iradesizleştirmeye köleleştirmeye dayanır.

Örneğin:

-Tüm emperyalist işgallerde halklara karşı büyük bir terör uygulamış halklar boyun eğmeye zorlanmıştır.

-Tüm faşist iktidarlar halklara karşı büyük terör uygulayarak iktidara gelmiş iktidarları boyunca terörü sürdürmüşlerdir.

-Amerika emperyalizme başta  olmak üzere emperyalist ülkelerin Küba, Nikaragua gibi sosyalist ülkelerde örgütlendiği çetelre de Libya, Suriye’de Irak.. gibi küçük burjuva diktatörlüklerine karşı örgütlendiği çetelere de halklara karşı terör uygulamış bunu temel faaliyet yöntemi olarak kullanmıştır.

Emperyalizm ve işbirlikçilerinin halklara karşı terör suçlarının burada sıralayabilmek nedeniyle olmak değil fakat kimi örnekler vererek somutlayalım.

Öncelikle belirtelim ki günümzde terörün kaynağı emperyalist sömürgecilik ve emperyalist güçlerle işbirlikçi iktidarların halklara boyun eğdirme çabasıdır. Terörü uygulayan ve uygulatan bu güçlerdir.

ABD ve İşbirlikçilerinin Suçlarına Örnekler:

 

-           1921’de Nikaragua’yı işgal etti Ulusal Muhafızlar isimli başını faşist Somozo’nun çektiği terör örgütünü kurdu. 40 yıl sürecek terör dönemini başlattı. Sabotajlar, suikastler yaptı.

-           Somoza diktatörlüğünü kurdu Sandino ve 300 Nikaragualıyı katletti.

-1945’te Japonyanın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atom bombası atarak 250 bin kişiyi vahşice katletti. Nükleer silahlanma yarışını başlattı.

-1956-1959 yılları arasında Küba’da ABD’li danışmalar ve işbirlikçileri diktatör Batista güçlerinin operasyonlarında 60000 kişiyi katletti.

-1965’de Endonazya’da ABD işbirlikçisi Suherto eliyle 1 milyon komünist ve ilerici Endonazya’lı katledildi.

-Yine 1965’de Dominik’e indirdiği paraşütçüleri aracığılıyla 10 bin Dominikli’yi katletti.

-1975 yılında Vietnam’dan çekilmek zorunda kaldığında geride 2-3 milyon ölüm Vietnamlı ve attığı 638 bin ton bomba ile yıkılmış bir Vietnam bıraktı.

-1970-75 yılları arasında Kamboç’ya ve Laos’ta 1 milyon kişiyi katletti.

-1973’te Şili CIA darbe örgütlendi. 30 bin kişi katledildi.

-1983’te Lübnan binlerce Lübnanlı’yı katletti. Lübnana günlerce bomba yağdırdı.

-1983’te Grenada’yı işgal etti yüzlerce kişiyi katletti.

-1986’da Libya’yı bombaladı 1000’e yakın sivili katletti.

-1989’da Panama’ya asker çıkardı 56 bin Panamalı’yı katletti.

-1991’de Irak’ı bombaladı. 100 binin üzerinde insanı katletti.

 

-Honduras’da Nikaragua’da kaçmış olan halk düşmanı faşistleri “özgürlük savaşçıları” adını vererek örgütledi. Nikaragua’da katliam ve sabotaj yaptırdı.

Bir çok Latin Amerika ülkesinde Ulusal Muhafızlar adı altında ölüm mangaları örgütlendi. Silahlandırdı halkların üzerine salıp katliamlar işkenceler yaptırdı.

-2001’de Afganistan’ı işgal etti. İşgal halen sürüyor sivil halk da dahil olmak üzere on binlerce Afganlı’yı katletti.

-2003’de Irak’ı işgal etti işgal boyunca 1.5 milyon Irak’lıyı katletti. Sayısız işkenece ve tecavüz suçu işledi.

-Daha yakın geçmişte 2011 yılından itibaren Libya’da ve Suriye’de doğrudan örgütlendiği terörist örgütler aracılığıyla yüzbinleri katletti. Libya devlet başkanı Kaddafi’yi linç ederek öldürdü. Libya’yı bombaladı Suriyeyi bir yıkıntı haline getirdi.

 

Bugün de ABD emperyalizminin önderliğinde NATO 14 Haziran 2021’de yaptıkları NATO zirvesinde Çin ve Rusya’yı baş düşman ilan etti. Karadeniz’de 30 ülkenin katıldığı tatbikatı dünyaya yeniden kan gölüne çevirebilecek gerginliği tırmandırıyor.

 

Emperyalist ABD ve diğer Ülkeler dünyanın dört bir yanından askeri güç kullanılarak sistem değişikli dayatıyor, çıkarlarına aykırı iktidarları deviriyor, halka dayanamayan Amerika’dan, Avrupa’ya emperyalist güçlere atanmış yönetimleri iş başına getiriyorlar. Bunu yaparken o ülkeyi yıkıp harabeye çeviriyorlar, yüzbinleri milyonları katlediyorlar. Ve büyük bir utanmazlıka bu davada olduğu gibi direnen tüm güçleri terörizmle suçluyorlar.

Biz diyoruz ki devrimcileri ABD ve ABd emperyalistlerinin terön tanımlarıyla yargılayamazsınız böyle bir yargılamanın hiçbir meşruluğu yoktur.

Devam edelim emperyalizmin suç dosyasına bakmaya

 

İngiltere’nin Suçlarına Örnekler:

 

Bilindiği gibi İngiltere Avrupa kıtasının en batısında küçük sayılabilecek bir ada devletidir. Güneş batmayan imparatorluk diye tanımlanır Neden ?

Çünkü dünyanı bir uçtan öbür uca işgal etmiş ve sömürgüleştirmiştir. II. Paylaşım savaşı 1945’te sona erdiğinde yerini ABD’ye kaptırana kadar dünyanın en büyük sömürgeci gücüdür İngiltere.

Ve söylemeye gerek bile yoktur ki bu sömgürecilik milyonlarca insanın katledilmesini pahasına sağlanmış ve sürdürülmüştür.

Günümüzde de İngiliz emperyalizmi Amerika’nın peşinde işgallere katliamlara katılmış ve katılmaktadır.

-İngilterenin 1850’lerde 1900’lere kadar işgal ettiği ülkelerden bazıları şunlardır.

 

-Hindistan

-Pekin-Çin

-Sudan

-Mısır

-Kenya

-Uganda

-Esten bu/ Anadolu

 

1952-1953’de 30 bin Kenyalı’yı Kenyayı işgal ederek katletti.

 

-1900/1902 arasında  Güney Afrika’da 20 binden fazla Baec’i katletti.

-1919 da 379 Hintliyi bir gösteride katletti.

-1931’de 103 Hintli’yi katletti.

-1927’de Shanghagn’da on binlerce Çinli işçiyi katletti.

-1929’da 200 Filistinliyi katletti.

-1931’de Hindistan’da 500 ton bomba attılar.

-Ekim 1944’te Yunanistan’ı işgal ettiler.

-1945-50 arasında ABD’nin Kore’deki işgalinde yer aldı. 100 bin Korelinin katledilmesinde sorumluluğu vardır.

-İrlanda işgalinin boyunca 3 binden fazla sivil İrlanda’lıyı katletti.

-1976 yılında Suharfa rejiminin Doğu Timo’daki katliamına hem destek verdi 210 bin kişi katledildi.

-1969-80 yılları arasında İngiltere gözaltına katledilen insan sayısı 696’dır.

-ABD’nin Afganistan, Libya, Suriye, Irak gibi ülkelere en son 20 yıl içinde yaptığı işgal ve katliamların suç ortadığıdır.

-Amerika, İngiltere gibi ülkeler dünya halklarına karşı işledikleri suçlarını terör demogojileriyle meşrulaştıramazlar. Kanlı tarihlerinin kanlı pratiklerini temizleyemezler.

 

Almanya Emperyalizminin Suçlarına Örnekler:

Almanya denildiğinde ilk akla gelen temel sorumlu oldukları ikinci paylaşım savaşıdır.

 

1914-1918 I. Paylaşım savaşında katledilen insan sayısı 10-15 milyon arasındadır.

 

1945’e kadar süren II. Paylamış savaşında katlettikleri insan sayısı 55-60 milyondur. Bunun 20 milyonu Sovyetler Birliği vatandaşlarıdır. 600 bin’i Yunanlıdır.

Günümüzde Almanya ABD emperylaizmi ile birlikte işgal ve katliamlarının sorumluluk sahibidir.

Libya, Irak, Afganistan Suriye’deki işgal rejimi değiştirme politikalarını desteklemiştir.

 

Faşizm denildiğinde akla ilk gelen ülkedir. Günümüzde de Alman polisi faşist çeteleri örgütlemekte ve göçmen halklara karşı saldırı katliamlar yapmaktadır.

Beathe Tseheppe davasında bu sorumluluğu ortaya çıkmıştır.

Resmi olarak da kanıtlanmıştır.

 

Fransız Emperyalizminin Suçlarına Örnekler:

 

Fransa özellikle Ortadoğu ve Afrika halklarına karşı yönelik saldırı işgal ve katliam suikast sabotaj ve sömürüde önde gelen emperyalistler ülkedir.

-1920’de 90 bin askerle Şam’ı işgal etti. Anadolu’da Antep ve Maraş’ı işgal ederek binlerce kişiyi katletti. Yüzlerce köyü yaktı.

 

-1956’da İngiltere ile birlikte Süveyş kanalını işgal etti.

-Vietnam’ı işgal etti daha sonra ABD emperyalizminin sürdürdüğü işgalle 2 milyon Vietnamlının ölümünden suçludurlar.

-Ruandayı işgal ederek kabileler arasında savaş çıkardı bir ay içinde 500 bin Ruandalıyı katletti.

 -1991’de ABD’nin Irak saldırısına katıldı. Katledilen 100 bin Iraklı’dan Fransanında katılımı ve payı vardır.

-1947’de 40 bin Madagaskarlı’yı katletti.

-1952’de başlayna Cezayir Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca 1.5 milyon Cezayirliyi katletti.

-Libyanın işgal edilmesi ve on binlerce Libya’lının Libya devlet başkanı Muammer Kaddafi’nin katledilmesine ABD ile birlikteydi. Libya’yı bombalayan ülkelerden birisi de Fransa’dır.

-Suriye, Irak, Afganistan’da ABD’nin suç ortağı emperyalist ülkelerden biridir.

Dünyayı halklar için cehenneme çeviren emperyalist ülkeler halkların mücadelesini terör tanımıyla bastırmaya çalışmaktadır. Bunu teşhir etmeye ve dünya halklarının kurtuluş mücadelesinin meşruluğunu savunmaya devam edeceğiz.

 

Anadolu Halklarının Kardeşi Yunan Halkına Çağrımızdır

 

Türkiyeli devrimciler olarak bizlere yapılan saldırı Anadolu halkının bağımsızlık demokrasi ve sosyalizm mücadelesine saldırıdır.

Bu saldırı Türkiye faşizminin desteklenmesidir. Buna karşı çıkalım

 

Bu saldırıyla devrim “terör” demogojisiyle ile hedef haline getirilen getirilmekte olan emperyalizmin dünya halklarının kurtuluş mücadelesini “terörist” ilan etmesini meşrulaştırmak istemektedir.

Buna karşı çıkmak aynı zamanda Yunanistan halkının mücadelesinin meşruluğunun savunulmasıdır.

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.