1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Direnişler Meclisi Açıklama: KAPİTALİZMİN OLDUĞU YERDE HALKIN ÇIKARLARI YOKTUR!

KAR HIRSININ OLDUĞU YERDE VATAN TOPRAKLARININ HİÇBİR DEĞERİ YOKTUR!

KARPİTALİZİM KAR HIRSI UĞRUNA VATAN TOPRAKLARININ HER BİR KARIŞINI, TALAN EDER, YAĞMALAR, DOĞASINI TAHRİP EDER!

KAR HIRSI UĞRUNA KENDİ SONUNU GETİRECEK BİLE OLSA KARDAN VAZGEÇMEZ!

Ülkemiz toprakları son bir aydır yangınlarla ve sellerle boğuşmaktadır. Onlarca kişi katledildi, yüzlerce kişi evlerinden, yurtlarından oldu.

Burjuva basında her biri için doğal bir afetmiş gibi bahsedildi veya öyle gösterilmeye çalışıldı. Ne çıkan yangınlar ne seller ne de olması muhtemel olan depremler doğal afet denilerek yapılan katliamları asla meşrulaştıramaz normalleştiremez.

Olası bir deprem elbette ki bir yere kadar doğal görülebilir; fakat önlem alınmıyorsa bilinçli ve taammüden bir katliamdır.  Bunun başka bir anlamı olamaz.

BUGÜNE KADAR YANAN ORMANLARIN, DEPREM VE SELLERDE ZARAR GÖREN HER BİR YERİ, SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKİP OTELLER VİLLALAR BİNALAR DİKEREK PEŞKEŞ ÇEKMİŞLERDİR!

Bu sebeple bir yangını söndürmek için teçhizat ve belli bir teknik eğitim yoksa, yangınlar seyrediliyorsa, ekranlar önünde halkla, halkın gözüne bakarak dalga geçiliyorsa orada bir afet yoktur. Orada yangından çok bir katliam vardır, rant vardır. Ormanlar yanarken AKP'li Antalya Gündoğmuş Belediye Başkanı Mehmet Özeren şu skandal ifadeleri kullanabiliyor: "Evleri kullanılamaz hale gelen vatandaşlarımız TOKİ tarafından 20 yıl ödemeli, çok cüzi faizlerle istedikleri şekilde evleri tekrar yapılacak. Çok eski evi olan vatandaşlar 'keşke bizim de evimiz yansaydı' diyecekler diye düşünüyorum. Onlara devletin teselli hibesi çok fazla" böyle bir pervasızlık böyle bir aymazlık daha görülmüş değil. Bu cümleyi kuran bir zihniyettir, kişinin kendisiyle açıklanamaz ya da bir gaf olarak asla görülemez. Asıl olan halka bakışlarının gerçekliğe yansımasıdır. Halkı reaya görmektedir; bütün insani duygulardan ve ahlaktan yoksun kar ve zarar hesabı yapmaktadır. Halkın emeğine, değerlerine, anılarına ve geçmişine hiçbir saygıları yoktur.

Keza sellerde de durum böyledir. Dere yataklarının yönleri değiştirilerek HES kuruluyorsa, kar hırsıyla yapılan bu HES'lerin yeri ve jeolojik yapısı hiç dikkate alınmıyorsa ve hiçbir şekilde denetlenmiyorsa orada oluşabilecek bir sel, doğal afet değildir. Orada açık ve taammüden bir katliam vardır.

Bugüne kadar yapılmaya çalışan her bir HES'in ÇED raporları usulsüzlükleriyle sahte raporlarıyla tartışma konusu olmuştur. Kimi yerde halkın örgütlenmesiyle engellense de kimi yerlerde yalan ve yanlış bilgilendirmelerle halkı kandırarak kurulmuştur.

Bugün Kastamonu Bozkurt ilçesinde yaşanan felaketin müsebbibi olan HES'in kendisidir. Bu HES’in tartışılacak elbette pek çok konusu vardır. Bu tartışmayı yapmak geç kalınmış olduğu gerçeğini değiştirmemektedir ama hala şu gerçeği tartışmak geç olmasa gerek: Ülkede kaç HES bulunduğunun ve kaçının güvenli olduğunun gerçekliğini koymak zorunluluktur.

Kaçının ÇED raporu gerçekçi, yıkılması halinde nasıl bir katliamın ve yıkımın gerçekleşeceğini ortaya koyarak önlem alınmalıdır. Aksi durumda yaşanacaklara kaza denemez tıpkı bugün Kastamonu'da yaşananlarda olduğu gibi yani bir KATLİAM dır.

Tutsak Halkın avukatlarından Selçuk Kozağaçlı Soma maden katliamı sonrası ‘kaza’ olgusuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır; “Kaza ön görülemez, bir olay bu yüzden kazadır. Ön görülebilir bir ölüm, bir arıza, kırılma bu kaza olmaz çünkü ön görebiliyorsun. Bu bir soykırımdır, suçtur tarifi çok açık SUÇTUR. Bir insan grubunu siyasal nedenlerle katlediyorsan kasten buna soykırım denir. Evet, burjuvazi bugün işçi sınıfını sistematik olarak siyasal nedenlerle katlediyor bu bir soykırımdır.”

Bugün Kastamonu’dan Sinop’a, Samsun’dan Karabük’e, Bartın’dan ve Van’a, yaşanın seller kaza veya doğal afet olamaz. Öngörülebilir olması muhtemel ve zararı en aza indirilmesi mümkün olan olaylardır.

Aynı şekilde çıkan yangınlarda da öyledir, Muğla, Aydın, Marmaris, Isparta, Denizli, Adana, Hatay ve Antalya’da çıkan yangınlar kaza olamaz, doğanın intikamı ile açıklamaz suç böyle hafifletilemez bilinçli bir katliamdır bilinçli bir soykırımdır.

Kastamonu Bozkurt’ta yaşananlara bir bakalım: Ezine Çayı'nın yatağının daraltılması, dere yatağına konut yapılması, tomruk deposunun varlığı, çayın üzerindeki köprülerin yetersiz kalması, bölgedeki HES'in zarar görmesi ve buna karşı önlem planının alınmamış olması, selin geleceğini bile bile halkın doğru şekilde uyarılmaması ve sel öncesinde halkın yeterince ve doğru yönlendirilmemesi selin bir felakete bir katliama dönüşmesine neden olmuştur.

Resmi rakamlara göre ölenlerin sayısı; Kastamonu’da 69, Sinop'ta 9, Bartın'da 1 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Kayıp ihbarı sayısının ise 34 olduğu söyleniyor.

Gayrı resmi rakamlar ve halkın konuştukları ise; yüzlerce insanın öldüğünden ve bir o kadar kaybın olduğundan bahsediyor.

Bu tartışmaların ötesinde ölenlerin sayısının resmi olduğunu kabul etsek bile bunun hesabını verecek olan var mı?   Eminiz ki Soma’da ve birçok “afet” neticesinde katledilen halkımız adına yapılan soruşturmalar ve yargılamalar da olduğu gibi bu katliamın hesabı da diğerleri gibi olacaktır ki daha cesetlerin yerdeyken bakanın açıklaması bizleri şaşırtmamıştır.

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, "Burada HES ile ilgili problem yok. 'HES Berke Santrali'nin regülatör kapakları taşkın esnasında açılıyor ve sel bundan patladı' diyorlar.  Böyle bir durum söz konusu değil. Genelde HES'ler selin sebebi yerine bana göre mağduru oluyor. HES'ler negatif olarak etkileniyor. Taşkına sebebiyet verecek regülatör değildir, su seviyesi şu an çok yüksek. Mevcut taşkında, tesislerimizin üstüne çıkan gayrinizami doğalın dışında su akışı var.”

Aslında bu açıklamayı yapanlar asıl sorumluları korumanın derdindeki bu sorumlular yukarıda bahsettiğimiz kar hırsı ve rant pazarı ile alakalı ve işin ucu kendilerine dokunacağını ve hatta asıl sorumluların kendilerinin olduğunu biliyoruz.

Halk kayıplarını ararken AKP’nin bakanları, Belediye başkanları bu açıklamaları yapmışlardır. Bu açıklamalar aslında halka bakışın gerçek yansımasıdır. Tıpkı diğer katliamlarda olduğu gibi bu katliamda da zevahiri kurtarmak için selde yıkılan Ölçer apartmanının müteahhidi gözaltına alındı. Bunca felaketin katledilen insanın sorumlusu bu müteahhit mi? Müteahhide ruhsat veren, imar izni çıkaran belediye yok mu!? HESlere izin verip ÇED raporlarında sahtecilik yapanlar yok mu!? HES kurdurup denetlemesi gereken devlet sorumlu değil mi? Dereleri daraltıp dere yataklarını imara açanlar koca koca ilçeleri dere yataklarında inşa eden devlet sorumlu değil mi? Bunlar daha da çoğaltılabilir… Bütün bunlar varken sorumlu bir tek yıkılan apartmanın müteahhidi olabilir mi? Kimi kandırıyorsunuz?

Biz bu katliamın asıl sorumlusunun devlet olduğunu söylüyoruz. Çakılan her çividen, yapılan her binadan, doğayı tahrip eden her projeden sorumlu kimse, Kastamonu’da da sorumlu odur.

Başta Kastamonu halkına büyük geçmiş olsun diyoruz. Yaşanan can kayıplarının acısını Direnişler Meclisi olarak paylaşıyoruz.  Ve diyoruz ki bu felaketler doğal afet olarak adlandırılamaz bunlar önlenmesi mümkün olan olaylardır.  Bu sebeple başta sel felaketini yaşayan ve muhtemel yaşanabilecek “doğal felaketleri” önleyebilmek için mücadeleye çağırıyoruz.

Kapitalizmin kar uğruna yaptığı bu rant düzenine karşı Direnişçiler Meclisi’nde birleşelim mücadele edelim!

SELLERDE VE YANGINLARDA KATLEDİLENLER İÇİN ADALET İSTİYORUZ!

RANT VE KAR DÜZENİNE KARŞI BİREŞELİM!

DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!

                                                                          DİRENİŞÇİLER MECLİSİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 






 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Etiketler:
[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.