1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Avusturya Anadolu Federasyonu Açıklama

Burjuva Demokrasisi Tekellerin Diktatörlüğüdür!

Haklarımız İçin Birleşelim Örgütlenelim!

Avusturya'da geçen hafta Başbakan Sebastian Kurz'un kabinesi ve yakın siyasi çevresinde ortaya çıkan bir dizi chat yazışmalarla birlikte ülkede yeni bir skandal gündeme gelmiş ve itibarı zedelenen iktidar partisi ÖVP lideri Kurz istifa etmek zorunda kalmıştır.

Kurz ile yakın çalışma arkadaşları hakkında rüşvet, yolsuzluk ve yalan ifadeden dolayı soruşturma başlatılmış ve hükümet partisi ÖVP’nin Viyana’daki merkezi ve Başbakanlık binasındaki ofisinde arama yapılmıştır.

ÖVP'nin Yeşil koalisyon ortağı Başbakan Yardımcısı Werner Kogler'in şahsında bir ültimatom yayınlandı ve ÖVP'den Başbakan olarak Kurz yerine “kusursuz bir kişiyi” ataması istendi.

Aynı zamanda, muhalefet partileri SPÖ, Neos ve FPÖ, Salı günü Başbakan Kurz'a karşı bir gensoru önergesi hazırladılar. Sebastian Kurz, yerine Dışişleri Bakanı Schallenberg'i atadı.

Fakat Kurz, şimdi sadece milletvekili olarak meclise gitmiyor, aynı zamanda ÖVP'nin kulüp başkanlığını da üstleniyor ve parti lideri olmaya devam ediyor.

Schallenberg'e gelince, yolsuzluk olayına karışmasa da,Sebastian Kurz gibi,Yunanistan kampı Moria'daki mültecileri kategorik olarak reddetmesiyle gündeme gelmiştir.

Ayrıca İsrail'in Gazze Şeridi'ne karşı savaşı sırasında Dışişleri Bakanlığı'na İsrail bayrağını dalgalandırarak tarafsızlık ilkesini açıkça ihlal etmiştir.

ÖVP'ye ne olacağı, daha sonraki cezai soruşturmalara ve kararlara bağlı olan bir şeydir.

Ancak bu, birçok siyasi partilerin yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla suçlandığı son birkaç yılın ana siyasetini pek değiştirmeyecek.

Ve hepsinden önemlisi, eğitim ve sağlık politikası gibi kamusal alanlarda yapılan büyük kesintileri ve ayrıca antifaşist, siyasi düşünce ve örgütlenmelerine yönelik önlem paketleri aracılığıyla temel haklara getirilen kısıtlamaları etkilemeyecektir.

Mültecilere karşı resmi düzeye kadar inen gündelik ırkçılık ve ayrımcılık sonuç olarak ortadan kalkmayacak.

Bütün bunlar, kökenleri ve inançları ne olursa olsun burada yaşayan tüm insanların daha iyi sosyal ve eşit koşullar ve hakları için bir araya gelmesi ve demokratik çatı altında örgütlenmesinin zorunluluğuna işaret etmektedir.

Çünkü burjuva parlamenter demokrasisi, üretim araçlarını elinde tutan bir avuç soyguncu asalağın diktatörlüğüdür. Hükümetler onların ihtiyaçlarını karşılamak için vardır. Birkaç yılda bir yapılan seçimler ise bu düzenin kamuflajıdır. Halk kitleleri kendilerinin bir seçeneği varmış gibi, gidişatı kendileri belirliyormuş gibi düşünse de aslında iktidar hiç değişmemektedir.

Bugün ortaya çıkan skandallar bu üretim araçlarını elinde tutan sermaye sahiplerinin kendi aralarındaki çelişkilerin su yüzüne çıkma halidir. Bir yandan da bakın ülkemizde adalet var, başbakana kadar hiç kimse dokunulmaz değildir mesajı veriliyor halka.

Biz Avusturya mahkemelerini tanırız. Hiçbir delil olmadan, ortada bir suç olmamasına rağmen Federasyonumuzun üye ve yöneticileri yargılanmış ve "herkese ders olsun" dercesine cezalar verilmiştir.

Geçen hafta itibarı ile eski başbakan sıfatı alan Kurz da kendinden öncekiler gibi tekelleri, onların sahiplerini korumuş, milyonlarca euroyu onların kasalarına aktarmıstır. Bu durum bundan önce de farklı değildi.

Çiçeği burnunda eski Başbakan Kurz'un kendisinin de ortağı olduğu bundan önceki hükümet de "ibiza skandalı" sonrası dağılmıştı. Kurz tekellere çalışırken, halkın en ufak haklarında kısıtlama ve gasp etmeye gitmiştir. İşsizlik parası alan kişilerin kısa süreli ek işlerde çalışmalarını engelleyen kararla insanlar kötü koşullarda uzun saatler çalışmaya, işsiz kalanlar ise asgari ücretin altındaki işsizlik parasıyla yetinmeye mecbur edilmek istenmektedir. Dağılan bundan önceki hükümette ortağı olduğu ırkçı parti FPÖ ile 12 saatlik mesai yasallaştırmıştır.

ÖVP (Kurz'un partisi), FPÖ (Irkçı parti) iktidarda oldukları eyaletlerde "Almanca bilmeyene ev yok" yasasını geçirdiler. Buna göre devlete bağlı konutlarda ev kiralamak isteyen en az A2 Almanca karnesi götürmek zorunda. Yabancı düşmanı politikalara karşı direneceğiz.

Şimdi ise Kurz, iktidar ortağı Yeşiller Partisi ile sermayenin çıkarları neyi gerektiriyorsa yaptılar. Ama eski Başbakan Kurz'u bugünlere getiren şey kendisinin sermayenin ve düzen içindeki bazı unsurlarla güç kavgasına gitmesidir. Bu düzenin kendisini yargılama veya cezalandırma gibi bir niyeti yoktur. Asıl istenen kendisine hizaya getirmektir. Elbette savcılık dava açacaktır, açmak zorunda. Aksini kitlelere anlatamaz, kendisini kurum olarak gülünç duruma düşürür ancak ne kadar süreceği belli olmayacak bu davanın sonunda eski başbakanın ceza almasını kimse beklemesin.

Avusturya Anadolu Federasyonu

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.