1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Film Tanıtımı: Üzgünüz Sizi Ulaşamadık

2019 yapımı olan filmde İngiltere’de 2008 yılında gerçekleşen ekonomik kriz sonrası,

Ricky Turner ve ailesinin borç batağının içine düşmelerini ve kapitalizmin yarattığı bu krizlerin

aile hayatını nasıl etkilediğini anlatıyor.

FİLM ADI: ÜZGÜNÜZ SİZE ULAŞAMADIK

( Sorry We Missed You )

2019 yapımı olan film de, İngiltere’de 2008 yılında gerçekleşen ekonomik kriz sonrası,

Ricky Turner ve ailesinin borç batağının içine düşmelerini ve kapitalizmin yarattığı bu krizlerin

aile hayatını nasıl etkilediğini anlatıyor.

Ricky ailesini, borçlarından kurtarmak için tek mal varlığı olan arabalarını da satarak

bir kargo şirketinde, büyük umutlarla işe başlar. Ancak “Kendi İşinin Patronu Olacaksın”

sözleriyle başladığı işte, en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz, ailesinin yüzünü göremez hale

gelir. Yaşadıkları olaylar aileyi dağılma noktasına getirir.

Kapitalizm bencilliğin, bireyciliğin hâkimolduğu bir ideolojiye sahiptir. Bencilliğin

olduğu bir yerde sevgiden, saygıdan ve değerlerden bahsedilemez. Bu değerler zamanla

maddi yaşam koşullarından dolayı yozlaşır. Filmde de Ricky ve oğlu yaşadıkları sorunlardan

birbirlerini sorumlu tutarlar. Ricky ailesine harcadığı emeğe oğlunun değer vermediğini

düşünür. Okulda karıştığı kavgaları, dışarıda parası olmadığı için hırsızlık yapmasını yani

oğlunun yapmış olduğu yanlışların bütün sorumluluğunu ona yükler. Oğlu da babasının

kendisini anlamadığını düşünen, yaşadıkları yoksulluktan babasını sorumlu tutan, sistem

yüzünden umutsuzlaşmış, yozlaşmış ancak isyan etme isteğiyle dolu bir gençtir. Baba ve oğlu

öfkelerini, yaşadıkları sorunlarının ana kaynağını bilemedikleri için birbirlerine karşı yöneltirler.

Kapitalizm bir evin içinde baba ve oğlunu, iş yerinde emekçileri, dünya da ise halkaları

birbirine düşman eden aşağılık bir sistemdir.

Filmin başka bir sahnesinde Ricky’nin eşi, oğluna olan davranışlarından kaynaklı,

çocuğuna fiziksel şiddet uyguluma noktasına geldiğini söylediğinde, Ricky bunu kabul etmez,

çocuklarına asla şiddet uygulamadığını ve uygulamayacağını söyler. Ancak başka bir olayla

ilgili tartışırken kendine hâkim olamaz ve oğluna tokat atar. Kapitalizm insanları kendine,

emeğine, sınıfına yabancılaştırır. Harcadığı emeğin karşılığını görmeyen insan

umutsuzlaşır ve her yeni güne mutsuz olarak uyanır. İnsana insanlığını unutturur. Asla

yapmayacağım dediğimiz, kendimize, onurumuza yakıştırmadığımız şeyleri bile bize

yaptırır.

Film boyunca kapitalizmin insanları nasıl yalnızlaştırdığını da izliyoruz. Anne sabahtan

akşama kadar yaşlı bakım hizmetinde çalışır. Baba günde 14 saat bir kargo şirketinde çalışır.

Evin oğlu okulda ya da dışarıdadır. Evin 11 yaşındaki küçük kızı okuldan geldiğinde, evde

kendi telefonuyla ya da ödevleriyle ilgilenir. Ailecek bir yemek masasına oturma isteklerini bile

gerçekleştiremezler. Yani her biri kendi dünyasında, kendi sorunlarıyla meşgul olmuştur.

Birbirlerinin yaşadıkları sorunları görseler bile çözüm bulamazlar. Çünkü kapitalizm insanlara

çözümü değil çözümsüzlüğü dayatır. Sorunlarını çözemeyen, ne yaptığını bilmeyen,

bunalımlı kişilik kapitalizmin yaratmak istediği insan tipidir.

Ricky’nin küçük kızı Liza Jane de babasını, abisinin ve annesinin tartışmalarından

etkilenerek hastalanıyor. Geceleri korkuyor ve annesi yanında yatmadığında altını ıslatıyor.

Liza Jane hayatlarının eskisi gibi olmasını istiyor. Abisinin evi terk etmediği annesinin ve

babasının geceleri kavga etmediği eski hayatı… Bu masum isteği gerçekleştirmek için bir gece

uyanıp babasının minibüsünün anahtarlarını saklıyor. Eğer babası o işe gitmezse, birlikte

zaman geçirebilirlerse sorunun çözülebileceğini düşünüyor. Küçücük bir çocuk yaşanan

olayların büyüdüğünü görünce kendisini sorumlu tutuyor. Mutlu, huzurlu bir aile

ortamından büyümek bir çocuğun en temel hakkıyken, kapitalist sistemde bu

çocuklarımızın hayali oluyor. Çocuklarımız kaygılarla ve korkularla büyüyor.

Ricky ağır çalışma koşullarından kaynaklı lavaboya gitmek için bile ihtiyaç karşılayacak

zaman bulamaz. Hep yollarda, kargo teslimatını zamanında yetiştirebilmek için uğraşır. Bu

sırada hırsızların saldırısına uğrar ve hırsızlar Ricky’nin teslim edeceği eşyalardan bazılarını

çalıp, iş yeri tarafından kendisine verilen adres takip cihazını kırarak kaçarlar. Eşiyle birlikte

hastaneye giden Ricky, kapitalizmde her alanda olduğu gibi sağlık sisteminde de yapılan

özelleştirmeden kaynaklı, yaralı bir halde 3 saat boyunca çektirdiği röntgenin çıkmasını bekler.

Bu sırada kargo şirketinin patronu arar. Ve telefonda Ricky’nin yaratmış olduğu ”zarardan”

dolayı 1000 sterlinlik bir borcu olduğunu söyler. Her ne kadar Ricky sağlık durumunu

anlatmaya çalışsa da patron Ricky’i dinlemez bile. Filmin bu sahnesinde Karl Marx’ın sözünü

hatırlıyoruz: "Kapitalist, güvenli bir %10 kâr ile her yerde çalışmaya razıdır; kesin % 20,

iştahını kabartır; % 50, küstahlaştırır, % 100, bütün insani yasaları ayaklar altına

aldırır; % 300 kâr ile sahibini astırma olasılığı bile olsa, işlemeyeceği cinayet,

atılamayacağı tehlike yoktur.”

Kapitalizmde insan hayatının bir kıymeti yoktur. Değerli olan tek şey

kapitalistlerin karıdır. Halka “Çalışmakta özgürsünüz” der. Ancak çalıştığında bile en

temel ihtiyaçlarını karşılayamayan milyonlarca insan, sömürenlerin istediği gibi

çalışmadıkları takdirde zaten ölüdürler. Özgürlük servetle eş değerdir. Servetin varsa

özgürsündür yoksa değilsindir. Kapitalizmde insanlar modern kölelerdir. Egemenler için

işe ihtiyacı olan milyonlarca köle vardır. Ve zaten yeni köleler daha okul sıralarından

itibaren yetiştirilmeye başlanmıştır.

Film de Ricky’nin eşi Abbie’ye ayrıca değinmek gerekir. Abbie kapitalizmin tüm

yozlaştırma saldırılarına rağmen vicdanıyla, ailesini bir arada tutma çabalarıyla, ahlakıyla öne

çıkan bir kadındır. Ricky ile birlikte gittiği hastane de Ricky’nin patronun söylediklerine

katlanamaz ve eşinin sağlık durumunu anlatmaya çalışır. Patronun insanlık dışı konuşması

karşısında, kendi tutamayarak hastanede bulunan birçok insan içerisinde patrona küfür eder

ve telefonu kapatır. İnsanların kendisine baktığını görünce, içinde bulunduğu durumdan

utanarak “Ben normalde küfretmem” diyerek yüzünü elleriyle kapatıp ağlamaya başlar.

Kapitalizm kadın, erkek ya da çocuk diye ayırmadan her türlü ahlaksızlığı halka reva

görür. İşçileri iş cinayetlerinde katledip sonra işçileri suçlayacak kadar ahlaksızdır.

Televizyondan, internetten yayınladıkları reklamlarıyla, haberleriyle, dergileriyle yani

bütün olanaklarıyla kendi ahlaksız kültürlerini halka da yaymak isterler. Kadınları,

küçücük çocukları kendi iğrenç zevkleri için kullanırlar. Filmdeki Abbie karakteri ise

kapitalizmin bunca ahlaksızlığının karşısında, yaşadığı haksızlığa dayanamayıp küfür eden ve

ettiği küfür için utanarak ağlayan dürüst, ahlaklı ve namuslu halkları temsil ediyor.

Filmin son sahnesi… Ricky yaralanmış haline aldırmadan ailesini kurtarmanın tek yolu

olarak gördüğü işine gitmek için sabah erkenden evden çıkar. Ancak oğlu ve eşi onun

hayatından endişe ettikleri için durdurmaya çalışırlar. O ise durmaz. Çünkü kaybettiklerini

kazanması gerektiğini düşünür. Ricky ve ailesi yıllar önce bir ev almışlardı. Ancak krizde

önce evlerini kaybettiler. Bir ev alabilmek, hayatlarını düzeltebilmek için tek mal

varlıkları olan arabalarını da sattılar. Bir yılın sonunda Rick ve ailesi sadece mal

varlıklarını değil sağlılıklarını da kaybettiler. Ve ne Ricky, ne de Ricky Turner gibi

yaşayan insanlar, kapitalist sistemde kaybettiklerini kazanamadılar. Çünkü kapitalizmin

işleyişi budur. Yoksullar fakirleştikçe, zenginler servetlerine servet katarlar.

Ricky Turner ve ailesinin yaşadıkları, aslında bütün dünyada milyarlarca insanın

yaşadıklarıdır. İnsanların sömürülmesi üzerine kurulmuş bir sistem var. Ve bu sistem

insanların hayatlarını, emeklerini ve hatta akıllarını dahi çalıyor. Hayatın tehlike

altındayken bile, üç kuruş daha fazla kazanabilmek için canından olmak pahasına işe

gidersin… Onca yıl çalışıp emeğinin karşılığını alamadığın halde, sana insanlığını

unutturduğu halde işe gidersin… Aç kalma kaygısı yaşadığın için, çocuklarınla birlikte

sokağa düşmek istemediğin için haksızlığa boyun eğersin…

Ancak film de her ne kadar sorunların çözümü gösterilmemiş olsa da biz bu düzenin

hep böyle gitmeyeceğini biliyoruz. Çünkü kapitalizm sömürüsünü vahşileştirdikçe, dünya

halklarının da direnişi büyüyecek. Ve haksızlığa boyun eğmek yerine hakları için savaşacaklar.

Evet, kapitalizmde insanın insan gibi yaşamasını olanağı yoktur. Filmin bir sahnesinde

Abbie’nin anlattığı rüya gibi “Rick, her gece aynı rüyayı görüyorum. Bir bataklığa

saplanıyorum ve çocuklar beni kurtarmak için dal uzatıyorlar ama her ne yaparlarsa

yapsınlar çırpındıkça, kurtulmaya çalıştıkça daha çok batıyorum” Kapitalizmde

kurtuluş yoktur. Kapitalizm yıkılmadığı sürece de o bataklık asla kurumaz.

Kapitalizmi yıkmanın yolu da çaresizliği, umutsuzluğu, yoksulluğu kader olarak

kabul etmemekten, örgütlenmekten ve savaşmaktan geçiyor. İnsanlığın, doğanın,

hayatın kurtuluşu, sömürüye son vermenin yolu sosyalizmden geçiyor.



Etiketler:
[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.