1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Almanya’da Tutsak Özgür Tutsak Musa Aşoğlu’ndan 18Mart Siyasi Tutsaklar Günü İçin Mesaj

18 Siyasi tutsaklar gününü kutluyorum.

Tutsaklık devrimcinin sosyal üretiminin dışına atılmasıdır. Bu süreçte siyasi tutsağın görevi sadece teslim olmamak ve siyasi kimliğini savunmak değildir. Asıl olarak dışarıdaki siyasi faaliyete bir şekilde katılmak ve ne kadar sınırlı da olsak sosyal üretimde yer almaktır. Tutsaklar ile dayanışmada tutsaklığa gerekçe yapılan mücadelenin yükseltilmesi durumunda bir anlam ifade edecektir. Unutulmamalıdır ki, tutsağı güçlü kılan tek şey bedel ödediği mücadelenin yükseltilmesidir. Eğer bu mücadele yükseltilebiliyorsa ödenen tutsaklık bedeli de bu mücadeleye bir katkıda bulunmuş demektir.

Avrupa'da biz Türkiyeli tutsakların tutsaklık gerekçesi ülkemizdeki sınıflar mücadelesini de destekliyor olmaktır. Dolayısıyla faşist Türkiye rejimine karşı mücadeleye katkıda bulunmak bizlerle dayanışmanın en somut ve etkili yöntemidir.

Türkiye'deki faşist rejime karşı olmak belki tek başına tutsaklık gerekçesi değildir. Ama Türkiye'de faşizme, Avrupa'da ırkçılığa ve dünyada da emperyalist politikalara karşı olmak bir araya geldiğinde neden Avrupa devletlerinin Türkiyeli devrimcilere yönelik cadı avı kampanyalarının düzenlediği daha iyi anlaşılacaktır.

Son 40 yıldır Almanya hapishanelerinde bir Türkiyeli devrimci tutsağın bir özgür tutsağın olmadığı tek bir gün bile olmamıştır. Hatta sırf Türkiyeli devrimcilerin üzerinde süreklileştirilmiş tutsaklık terörü uygulayabilmek amacıyla 129b diye tabir edilen katıksız bir siyasi yasa yapılmış ve bu yasaya bağlı olacakta sadece bize yönelik bir infaz uygulaması hayata geçirilmektedir. Tutukluluk sürecinden başlayarak infaza sonuna kadar katı bir tecrit uygulanmaktadır. Hüküm kesinleşene dek uygulanan tam tecrit süreci ortalama 3 yıl sürmektedir. Geriye kalan hükümlülük sürecinde ise hapishane içi tecrit hafifletilirken bu seferde hapishane dışına yönelik tecrit koyulaştırılır. Nedir bu tecrit? Tecrit hapishane içine ve dışına olmak üzere iki çeşit uygulanmaktadır.

Hapishane içine yönelik tecrit genel olarak 24 saat tek başına tutulmanın yanı sıra mutfak kullanımı ve ortak her türlü faaliyetten men edilme, ziyaretçi ve avukatlarla cam arkası görüşme, avukat mektubu dahi, her postanın savcılık ve mahkeme yönetiminde tutulması, telefonların Türkçe bilen bir polisin denetiminde yapılması ve tüm bunların keyfi olarak engellenebildiği, yarıda kesilebildiği bir hapishane rejimi uygulanmaktadır.

Yayın, kitap kısıtlamaları mektup sansürleri, el koymalar çerçevesinde Türkiye yataklığı da had safhalara ulaşabilmektedir.

Yine kişisel olarak manevi, ruhani bir desteğe ihtiyaç duymasam da, bir papaz ile ve imamla görüşmek bile mahkeme kararıyla hep yataklı olmuştur. Ki bu rahipde, imamlarda hapishane personeli olarak görev yapmaktadırlar.

Hapishane içine yönelik tecrit temel olarak başka tutuklular ile bir araya getirilmeme açık görüş ve telefon görüşmelerin yasağı üzerine kuruludur.

Hapishane dışına yönelik tecrit ise, tutsağın dış dünya ile iletişiminin siyasi, sosyal, kültürel yayınlarla mevcut dünyaya dahil bilgilenme, kendini geliştirme, kısmen veya tamamen kesilmesi üzerine kuruludur. Tutukluluk sürecinde hapishane içi tecrit; hükümlülük sürecinde ise, hapishane dışı tecrit öne çıkmaktadır.

 

Hükümlülük sürecinde geliştirilen pişmanlık dayatılması da yine ek tecrit uygulamalarını beraberinde getirmektedir. Örneğin Almanca bilmeyen bir yabancı olarak 5 yıl boyunca Almanca dil koşulun yasaklanması ve yine önemsiz gibi görünse de spor yapma yasağının yanı sıra tahliyenin engellilik alınan cezanın son gününe kadar yatırmada bu pişmanlığa bağlı olarak uygulanmaktadır. Mesela benim cezamın 2/3'sinde tahliye edilmememin gerekçeleri Türkiye'deki rejime halen faşist demeye devam ediyor olmam ve Alman anayasasının da bir hak ve görev olarak gördüğü zulme karşı direnme hakkı temelinde faşizme karşı silahlı mücadeleyi meşru görüyor olmamdır. Siyasi tutsaklar vesilesiyle dayanışmada bulunan tüm dostlarımızı, ailelerimizi, yoldaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Ancak iyi niyetlerinden bir gram bile şüphe etmediğim dayanışmacı dostlarımıza bir çağrıda bulunmak istiyorum. Siyasi tutsaklığın bir insan hakları ihlali ile alakası vardır. Ancak siyasi tutsaklığın asıl sebebi düşünce özgürlüğüne yönelik derinleştirilmiş ihlallerdir. Düşünce özgürlüğü düşüncenin ifadesi de örgütlenme özgürlüğünü de içerir.

Kusura bakılmasın ama bize bakış açısındaki en büyük yanlış bizim insan haklarından mahrum bırakılan bir insanla bile görüşmesi engellenen zavallı insanlar gibi görünmemizdir. Oysa biz siyasi tutsakların böylesi sorunlarımız yoktur. Hapishanedeki diğer tutuklu ve hükümlüler ile karşılayabileceğimiz insani bir ihtiyacımız olamaz. Sonuçta burada tutulduğumuz hapishanelerde yatan diğer tutuklu ve hükümlüler uyuşturucu kaçakçılığı veya satışı, hırsızlık, pezevenklik, kadın ve çocuk istismarı gibi kapitalizmin beslediği bencillik, egoizm türüyle şekillenmiş ve asıl olarak da emekçi ve yoksul halka karşı suçlar işlemiş olan insanlardır.

Onlardan ayrı tutulmak bizim açımızdan bir sorun da değildir, tecrit de değildir. Biz siyasi tutsaklar her yönüyle ayrıcalıklı tutsaklarız. Burada bizleri birçok haklardan mahrum bırakmak için canla, başla uğraşanlar dahil herkes saygı göstermektedir, göstermek zorundadır. Çünkü onlarda bilir ki, bizi sevenler bize sahip çıkanlar çoktur. Ve biz onlar istiyor diye, eğilip bükülmeyiz. Yani acınacak durumda olan bizler değiliz; onlardır. Bu arada belirtmek isterim: Dayanışmacı arkadaşlardan çokça mektup ve kart almaktayım. Kartlar genel olarak selam ve güçlü ol temennisinden ibaret oluyor. Bizim gücümüz haklılığımızdandır. Güç bir devrimcinin en doğal iradesidir, ilkeleridir. Önemli olan dışarıda mücadelenin gelişmesidir. Bizleri de güce ihtiyacı olan insanlar olarak görmeyin. Asıl biz elimizden geldiğince sizlere güç olmak isteriz.

Son olarak: Devrimci tutsaklık, devrimci mücadelenin doğal bir sonucudur. Bu düzende tutsaklık ve bedel ödemeyen bir devrimci hareket olamaz. Evet tecrit bir zulümdür. Ama sadece bu zulmü anlatarak sizinle doğru bir dayanışma mümkün olmaz. Çünkü zaten zulmü uygulayan düşmandan insani bir tavır beklenemez. Bizler düşünce yasağından dolayı tutsağız. Bizimle dayanışma düşüncelerimiz ve mücadelemizi de desteklemektir. Şu an tüm dayanışmamızı Yunanistan'da 30'ar yıl ceza verilmiş 11 devrimci serbest bırakılması ve Türkiye hapishanelerinde Ölüm Orucu direnişini başlatan Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın adil yargılanma taleplerini desteklemeye adamalıyız.

Özgür tutsaklar asla teslim alınamaz.

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.