1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Boran Yayınları’ndan Susarsak Dilimiz Lal Olsun Ebru'ya Dair Kitap'ı Çıktı


Adalete adanmış, adalet için feda edilmiş bir ömre Ebru’ya dair ve Ebru’nun kaleminden yazılar

 

DERLEYEN: Halkın Hukuk Bürosu-Enternasyonal Büro

ÖNSÖZ

Avukat ölse mezarında hak arar… Böyle söylemişti sevgili Ebru. Ömrü hak aramakla

geçmişti. Hak arama yolunda, adalet uğruna mücadelede karanlık bir tünele

girdiğinde, önüne „aşılamaz“ engeller konulduğunda, kapıları yüzüne kapayıp karanlığa

boğmak istediklerinde -ama sadece onu değil tüm halka yapmak istediklerinde

bunu- o bir kıvılcım çaktı, bedenini fener eyleyip karanlığa ışık oldu, tünelin

ucundaki ışığı, kurtuluşu gösterdi...

“Adaletin ekmek gibi zorunlu olması yalnız bir şiir mısrası değil. Biz, adaletin

acil ve hayati olduğunun deliliyiz sadece.” demişti bir yazısında.

Arapça bir kelime olan delil, hukukta -yanlış olarak- “kanıt” yerine kullanılır çoğu

zaman. Oysa delilin kelime anlamı “yol gösterici, kılavuz” olarak geçiyor sözlüklerde.

Alevi inancında ise delil, çerağ ile birlikte kullanılmaktadır. Farsça bir kelime olan

çerağ; kandil, güneş, mum, lamba, çıra anlamına gelmektedir. Yani ışığı, aydınlığı

simgeler... Ebru da adalete adadığı, adalete olan açlığını-açlığımızı dindirmek için

açlığa yatarak feda ettiği yaşamıyla adaletin nasıl “acil ve hayati” olduğunun delili,

ona ulaşmanın rehberi, o yolun ışığı, aydınlığı oldu aynı zamanda.

Evet, Ebru fiziksel olarak aramızdan ayrılalı bir yıldan fazla oldu belki. Hatta neredeyse

iki yıl olacak. Siz bu kitabı okuduğunuzda belki yıllar geçmiş olacak. Ama

acımız hala taze, öfkemiz ilk günkü kadar diridir, öyle kalacak... Değil bir yıl; yıllar,

yüzyıllar da geçse acımız hala ilk günkü kadar taze, öfkemiz ilk günkü kadar diri olmaya

devam edecek.

Hani diyor ya Ahmed Arif;

“Ve sen daha demincek

Yıllar da geçse demincek,

Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,

Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,

Yaran derine gitmiş,

Fitil tutmaz, bilirim...”

Bizim de yaramız derine gitmiştir, fitil tutmayacak...Ebru’nun yüreklerimizde bırakıtığı

acı ve öfke de “daha demincek” gibi taze ve taze olmaya devam edecek...

Ve onu hep iyilikle, güzellikle anacağız. „Kör ölür badem gözlü olur“ diye değil O,

hayata hep badem gözleriyle baktığı, bakmakla kalmayıp gördüğü, gördükleri karşısında

umursamaz olmadığı için… Onun umursamaz olduğu tek şey zalimin zulmü

ve birgün nasılsa kapısını çalacak olan ölüm olduğu için...

“Bu dünyadan korkar mı sanırsınız beni,

Ölmekten mi korkar sanırsınız,

Canımın, bırakıp bedenimi, gitmesinden mi?

Ölüm gelip gelmemiş umrumda değil.

Yolumu kesen insanca yaşayamamak’’

Böyle demişti Hayyam bir dörtlüğünde. Ebru da işkenceyle kapatıldığı bir polis

minibüsünde, elleri arkadan kelepçeli vaziyette, şöyle seslenmişti işkencecilere; “İsterseniz

işkence yapın, ters kelepçeleyin umurumda değil.” Ve eklemişti; “Dilimiz

lal olsun eğer susarsak”

Ebru’nun dili lal olmadı, susmadı. İşkenceyi de ölümü de umursamadı. Lal olan

dillerin arasından fırlayarak kör gözlere ışık, lal dillere söz oldu. Türkçeye Kupkuru

Bembayaz Bir Yaz olarak çevrilen A Dry White Season (Kuru Beyaz Bir Mevsim) filminde

şöyle bir diyalog geçer: “Yaşayanlar ölülerin gözlerini kapatır, ölülerse yaşayanların

gözlerini açar.” İşte Ebru’nun ölümü de bizim, hala yaşayanların, henüz

ölmemiş olanların gözlerini açtı. Ve bizim gözlerimiz O’nun o kapkara, hesap soran

gözleri olacak...

Dedik ya, bu yalnızca fiziksel bir ayrılık. Biliyoruz, Ebru hala bizimle. Adalet mücadelemizde

yaşıyor. Ve daima yaşayacak... Sonsuza kadar...

Ve biz dünyaya onun zalimlere öfke; halka, yoldaşlarına ve dostlarına sevgi dolu

bakan gözleriyle bakmaya devam edeceğiz.

Elinizdeki bu kitap onun badem gözleriyle baktıkları ve gördüklerine dair kendi

kaleminden ve ona yazılan yazılardan oluşuyor.

Mücadelemizde ışık, yolumuzda rehber olması ümidiyle,

İyi okumalar...

Halkın Hukuk Bürosu Enternasyonal Büro

 

Kitap’ı Okumak Ve İndirmek İçin Tıklayınız…


[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.