1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Ölüm Orucu Direnişçisi Gökhan Yıldırım Mektubunda Sibel Balaç’ı Anlatıyor

Sevgili İrfan abi

Direnişimizin sıcaklığı ile kucaklıyorum, selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bizlerde iyiyiz. Geçen mektup göndermiştim geri geldi. “Adreste başka bir dükkân var” notu düşülmüş. Cadde üzerindeki dükkâna mı girdiler dedik anlamadık. Yeniden yola düştük sana “Bir yol hikâyesi” anlatayım mı?

“Uzun ince bir yoldayım” diye Türküye başladık nicedir. Yola çıktık ve yürümenin onuruyla adımlamaktayız. Yolda olmak bir sürekliliğin içinde olmaktır. Zaten var olmak yaşamak da yolculuğun içinde demek değil midir? Belki kimileri için kısa rahat huzurlu gelir kimileri içinse sarp dolambaçlı engebelidir.

Bu yolda zordur bilgisiyle yol yoldaşı, can yoldaşı olmak. Bir yolu birlikte yürümek, birlikte göğüslemektir. Ve o yolu nihayete erdirebilmek… Yolun başındayken ilk adım elbette çok önemlidir. Derler ya, “Başlamak bitirmenin yarısıdır” diye. Doğrudur ve bir doğruyu da dünya halklarının devrimci önderlerinden Mao söylemiştir; “Yol ne kadar uzun olursa olsun ilk adım atılmalıdır”

İlk adıma dair ne çok şey söylenmiştir. Ama unutmamamız gereken bir şey daha vardır atılan o “ilk’’ adım ve atılması gereken bir de “son adım” olduğu gerçeği çünkü “ilki” ne kadar iradeyi hayali umudu temsil ediyorsa ‘’son adımda’’ inancı kararlılığı ve zaferi temsil eder. Son adımla nihayetlenmeyen hiçbir “ilk” adımın bir amacı yoktur ve sonuçlanmamış kara bir başlıktır.

Ada futbolunda sıkça kullanılan. “From her oto villain” (Efsaneden haine dönme) deyimi vardır. Bu sözü maça iyi başlayıp, kötü bitiren futbolcuları tanımlamak için kullanırlar.

Yani yola çıkmışsa, ilk adım atılırsa o yoldan sapılmaz patikalardan, çamurdan, asfalttan geçeceğini bilirsin. Seni o yolun sonunda neyin beklediğini daha o “ilk” adım atmadan bilirsin ki ona göre heybeni yüklenir düşersin Karl Jaspers’in dediği gibidir “Felsefe yolda olmak demektir” Sen yürüdükçe hayatta anlam kazanır…

Şimdi biz böyle bir yoldayız. Serüvenciler olarak. Yol yoldaşım can yoldaşım öğretmen Sibel’le birlikteyim. Omuz omuza şair Gülten Akın “en güzeli yol yürüyüş öğretir” demiş ya bende Sibel’i yoldayken tanıdım. Tanıştım. Benim bu yola nasıl çıktığımı değil de onun nasıl çıktığını öğrenince Ada futbolunda kullanılan deyim geldi aklıma. Ama önce onu kısaca tanıtayım.

Bazı insanlar öğretmen olmak için doğmuş diye bir söz yok biliyorum ama Sibel öğretmen olmak için doğmuş. Çocukluğundan itibaren istemiş. Öğretmen lisesini yatılı okumuş sonra Ankara Üniversite’sinde Zihinsel Engelliler Öğretmenliğinden mezun olmuş ve ilk görev yeri olan Antalya’ya atanarak çok sevdiği özel çocuklarımıza öğretmenlik yapmaya başlamış. Zordur, meşakkatlidir özel çocuklarımızı yetiştirmek. Bunun için mesleğinden önce insan sevmek gerekir ki o da Sibel’de çokça vardır. Sibel’in hayat yolu da böyle başlamış görev yaptığı Antalya’da tanıştığı biriyle yolunu kesiştirerek evleniyor. Evlendiği kişiden devrimi devrimciliği nasıldır dinliyor. O anlattıkça Sibel daha çok merak ediyor. Sordukça öğreniyor ama evlendiği kişinin anlattığı şeyler içinde yerine oturmayan bir taşı fark ediyor.

Sibel evlendiği kişinin “çorbacı” olduğunu öğreniyor Büyük Direnişte 7 yıl boyunca 122 kez kahramanlaştığımız yüzlerce gazimizin olduğu bu destansı yolu bitirememiş yoldaşlarını değerlerini bir tas çorbaya satmış bir hain. Böylesi “çorbacılar” nostaljiyi çok severler ve kendilerinin yaptıklarını “kahramanlık” gibi göstermeye çalışırlar. Ancak günün birinde sis kalkar ve gerçekler ortaya çıkar. Sibel’imizde önce bu çorbacıdan boşanır ve o çok sevdiği mesleğini de bırakarak yeni bir yola düşer.

Bu yol onu Ankara’nın Yüksel’ine getirir. Önüne engeller dolambaçlı yollar çıkar devam eder yürümeye. Yıllardır üyesi olduğu meslek örgütüne gider kapıyı kapatırlar yetmezmiş gibi saldırıya uğrar ana yoldur bu bir kere çıkmış ve geri dönemez devam eder yürümeye… Bilir zordur fakat imkânsız değildir.

Sibel’i yolundan döndürmek için hakkında ‘’dijital delil’’ uydurulur, tutuklar ve ceza verirler Hapishaneyle sınanmak önüne taş koyarlar! Artık istesen de yürüyemezsin hepi topu 10 adıma mahkûm ederler. Sırf çıktığı o yolu tamamlama diye cümlesi ortaklaşır…

Sibel öğretmendir. Bir öğretmenin ilk yapacağı şey elbette her koşulda öğretmeye devam etmesidir nitekim Sibel artık devletin kadrolu, atanmış öğretmeni değilse de halkın öğretmeni olmuş ve bir “çorbacıdan” duyduğu öğrendiği ölüm orucu direnişini şimdi kendisi icra ederek yoluna emin adımlarla yürümenin doruğundadır.  “Çorbacı” Ada futbolundaki deyim gibidir Sibel ise tarlada su içmeyi unutan çocuklar gibidir…

İlk adım önemlidir ama son adım daha önemlidir! Sibel’in ayağı da Anadolu toprağındadır ve sarf dolambaçlı engebeli yolu zaferle taçlandıracaktır.

Sevgili İrfan abi yolumuzun üstü diye sana da uğradık kolay gelsin. Herkese çok selam ve sevgiler

Hasretle kucaklıyorum

14-03-2022



 

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.