1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Avrupa Halk Meclisi Alevi Komisyonu Açıklaması

Kerbela’yı Anlamak, Bugünü Anlamaktı 

Bugünü Anlamak, Zulme Karşı Ölümüne Direnenleri Anlamaktır.

Bu yıl 30 Temmuz 11 Ağustos günlerinde anılacak olan Kerbela direnişi ve Matem Orucu tutma günleri nedeniyle bir kez daha diyoruz ki;

Kerbela’yı Anlamak: Bugünü Anlamaktır. Bugünü Anlamak, Tarih Boyu Sömürü Ve Zulme Karşı Ölümüne Direnenleri Anlamaktır!

Ama ne yazık ki ne bugünün ne de Kerbela’nın doğru anlaşılmadığını bu yıl da görüyor ve tanık oluyoruz! Aksi olsaydı, 1342 yıl sonra, Kerbela’yı anarken, tıpkı Kerbela Şehitleri gibi, zalime karşı ölümüne direnenlerden de birkaç söz edilirdi! Halkımızı ‘’Matem Orucuna’’ davet ederken, 222 gündür tıpkı Kerbela şehitleri gibi, zalimlere biat etmemek için açlık çekenler de anılırdı.

Kelime anlamı adaletsizlik olan ‘’ zulme’’ karşı mücadeleden söz ederken, bugün, tarih boyunca görülmemiş bir zulümle karşı karşıya kalanların ‘’ ADALET İÇİN’’ ölümüne direnişlerini anmamak nasıl bir akıl ve nasıl bir vicdandır?

Ve ne acıdır ki: bütün tarihi zalime karşı ölümüne direnişlerle dolu olan Alevilerin, tarihsel ve güncel örgütlenmeleri adına konuşanlar, dünyanın baş zalimlerinden biri olan Alman emperyalizminin tepkisini çekmemek adına, KERBELA direnişçilerinin soylu damarının takipçisi ÖLÜM ORUCU direnişçilerini desteklemek için kılını bile kıpırdatmamaktadırlar.

Birileri bizi, bütün bunların doğru olduğu ve Alevi kültürüne uygun olduğu konusunda ya ikna etmeli ya da bunların bazı kişisel hesaplar uğruna Aleviliği istismar ettiklerini kabul etmelidirler!

Bir yandan zalimlere karşı, yani adaletsizliği misyon edinenlere karşı sürekli mücadele içinde olmamız gerektiğini söyleyeceksin; diğer yandan bugün adaletsizliklere karşı yaşamı pahasına mücadele edenleri desteklemek için iki kelime bile söylemeyeceksin!

 

Bu nasıl Kerbela anması, bu nasıl MATEM ORUCU çağrısıdır!

 

CANLAR, YOLDAŞLAR,

Kerbela, tıpkı bugünkü adalet direnişçilerimiz gibi, inancını, düşüncelerini terk ederek kendilerine biat etmeyi dayatan zalime karşı yaşamı pahasına direnenlerin destanı değil midir?  Biz Aleviler, bu direnişi bu yüzden kutsal saymıyor muyuz? Bu direnişin şehitlerini bu yüzden kutsal şehitlerimiz arasında saymıyor muyuz?

Bu kutsal KERBELA direnişçilerinin yaşamlarını ortaya koymaya zorlayan şartları bilmiyor muyuz? Bu şartlarla bugünkü sömürücü ve zalimlerin yarattığı şartlar arasında ne fark var?

 

Aksini iddia edenler, Kerbela’ya Hangi Nedenlerle Gelindiğini Bir Kez Daha Okusunlar Ve Kerbela’da Yaşanan Her Bir Olayın Anlamını Defalarca Tekrar Tekrar Yeniden Düşünsünler!

 

İmam Hüseyin ve 72 yoldaşı, Kerbela’ya tam da zalimin verdiği birkaç hak kırıntısı için mücadeleden vaz geçenler yüzünden gelmedi mi?

Halkın örgütlü gücüne güvenmek yerine, zalimin verdiği sözlere güvenerek on binlerce kişilik ordularını dağıtanlar yüzünden gelmediler mi?

Zalimlerin temsilcisi lanetli Muaviye’nin, tam da zalimlere yakışır şekilde istediği sonucu elde edince, yapılan anlaşmayı çöpe atmakta bir an bile tereddüt etmediği bilinmiyor mu?

Bütün bunları bir parça tarih bilgisine sahip olanların bilmemesi düşünülemez. Bütün bunları bilenler ve dahası o günden bu yana geçen 1342 yılda en az 1342 deneyi dikkate almadan hala aynı hataları tekrarlayanlar Alevilik adına nasıl konuşurlar?

Hem de zalimleri dünya üzerinden silme ve mazlumluğu ebediyen yok etme olanaklarına sahip olduğumuz bir çağda nasıl aynı hataları kendilerine esas alırlar!

Bu hatalar, KERBELA’NIN YAŞANDIĞI GÜNLERDE anlaşılabilir, masum görülebilir, ama bugün asla anlaşılabilir değildir. Ve asla masum değildir!

Bir de bunlar, ’’zalim ve mazlum dünya üzerinde yaşam var olduğu sürece var olacak’’ diyecek kadar bir yanlışlığı kabul etmemizi istiyorlar. Bu söz,  Alevilerin toplumsal hedeflerinin gerçekleşeceğine inancını yitirenlerin söyleyebileceği sözdür. Amaçladığımız topluma asla varamayız, boşa kürek çekiyoruz demektir. Bir inançsızlık, bir karamsarlık, bir acizlik ve teslimiyet çağrısıdır.

 

Zalim ve mazlumun bütün insanlık tarihinde var olduğunu ve var olacağını söyleyenlere sormak isteriz: O halde bizim doğduğumuz toplum olarak kabul ettiğimiz Güruh-u Naci neydi ve nasıl bir topluluktu? Zalim ve mazlum orada da mı vardı? Öyleyse Kal-u Bela’ dan beri var olan Alevilik, son on bin yıla kadar zalim ve mazlumun olmadığı bir toplumun temsilcisi değil midir? Öyleyse Kırklar Meclisi nasıl bir meclistir? Öyleyse RIZA ŞEHRİ olarak ifade ettiğimiz toplumsal hedefimiz nasıl bir hedeftir, nasıl bir toplum öngörüsüdür? RIZA ŞEHRİNDE de mi zalimler ve mazlumlar olacaktır?  Öyleyse, insanlığın son on bin yıla kadar eşitlik içinde komünal bir hayat yaşadığını söyleyen bilim yalan mı söylüyor? Öyleyse, Hac-ı Bektaş-ı Veli gibi Anadolu Aleviliğinin tartışmasız önderlerinin ‘’Bilimden Gidilmeyen Yolun Sonu Karanlıktır’’ sözü sizin için ne anlam ifade ediyor? Bilime de inanmıyorsanız siz bizi hangi karanlık dehlizlere sürüklüyorsunuz?

Bu sorulara, zalimlerin 1342 yıl önceki temsilcisi Muaviye ve Yezid’den nefret ettiklerini söylerlerken, bugünkü zalimler ile kol kola girmekte ve onlara biat etmekte sakınca görmeyenler cevap vermelidirler!

Kuşkusuz tüm önderlerimizi böyle değerlendirmek yanlıştır. Ama burada kastettiklerimizin de azımsanacak bir kesim olmadığı ve birçok önemli mevzileri tuttukları bilinmektedir! Ve bunlar kendilerini düzeltmediği veya Alevi halkının önderlik mevkisinden atılmadığı sürece, Alevi kurumlarında küçük hesapçılardan, bencil çıkarlar peşinde koşanlardan, kuralsızlıklardan, ahlaksızlıklardan, tasfiyelerden, ayak kaydırmalardan ve ayak oyunlarını başlıca yöntem olarak benimseyenlerden kurtulmamız mümkün değildir. Ve dahası, bu zemin yok edilmediği sürece, İzzettin Doğan gibi, Hüseyin Kocadağ gibi yeni Hızır Paşaların çıkmasını engelleyemeyiz! Alevilerin kanlı katilleri ülkücü faşistlerin Alevilik adına konuşmalarını engelleyemeyiz! Hatta kanlı katil Erdoğan’ın ‘’ Alevilik Hz. Ali’ yi sevmekse en inançlı Alevi benim’’ diyerek tüm Alevilerle alay etmesini engelleyemeyiz!

 

Sömürü Zulme Karşı Olan Alevi - Sünni, Türk-Kürt Tüm Halkımız!

KERBELA, sömürü ve zulme karşı, inanç, mücadele ve direniş ruhudur! Kerbela’yı anarken, bugünün sömürü ve zulmüne karşı aynı inanç ve aynı mücadele ruhu ile direnenleri anmamak kabul edilemez!

MATEM ORUCU tuttuğumuz her gün ve her saat, Adalet İçin Ölümüne direnen ÖLÜM ORUCU direnişçilerinin yaşaması için de neler yapabileceğimizi düşünelim!

Onların yaşaması zalimlerin yenilgisidir!

Onları yaşatalım ve zalimleri nasıl yeneceğimizi gösterelim!

222 gündür zalime karşı adalet için ölene kadar aç kalmaya ant içenleri düşünmeden, MATEM ORUCU tutmak Alevi kültürüyle bağdaşmaz!

Bunun için, Matem Orucu içinde geçen her saniyemizi, Ölüm Orucu direnişçileri için neler yapabileceğimizi düşünerek ve bugüne kadar yapmadıklarımız konusunda özümüzü DAR’ a çekerek geçirelim!..

 

Zalimlere Ve Sömürücülere Karşı Her Yer Kerbela Her Yer Direniş!

Bugünün Zalimlerine Karşı Kerbela Ruhu İle Direnen Ölüm Orucu Direnişçileri Sibel Balaç Ve Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!

28.07.2022

Avrupa Halk Meclisi Alevi Komisyonu




[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.