1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Tutsak Dev-Genç’li Emir Karakum’dan Gençliğe Mektup

Sizi, açlığımın onuruyla, namussuzlara dünyanın kaç bucak olduğunu göstermenin, işkence yapan ve yaptıranların kaçacak bir delik bulamayacağını tüm dünyaya haykırmanın gururuyla, dirençle kucaklıyorum. Nasıl olduğumu merak ediyorsunuz. Tabi ki, hızlıca merakınızı gidereyim. Canavar gibiyim. Ancak bana işkence yapanlar çok kötü, gün geçtikçe korkuları artmakla daha da artacak. Sağlık durumum gayet iyi. Direnişimin başından bu yana 10 kilo verdim. Ağzımda aflar var, normalde de alışkınım zaten.

Bana yapılan işkencenin, komplo davalarının hesabını soracağım. 9 aydır işkence görüyorum. Kötü muamelelere sistematik olarak maruz kalıyorum. Bunun en büyük sorumlularından biri, 9 aydır bir sayfalık A4 kağıdını kaplamayan asılsız iddiaları savuşturmaya devam ediyor diye iddianamemi hazırlamayan savcıdır. Eğer mahkemeye çıkabilirsem hukuk diye yaptıkları helvanın hesabını sormaya geleceğim. Şu dediğimi kimse unutmasın. O helvayı acıkınca yiyenlerin bir kısmı şu an hapishanede. Bizler yıllardır direniyoruz, neden, adalet için. Bu adalet herkese lazım. Bugün savcılar, hakimler bağımsız karar veremiyor, verenler de ya sürgün ediliyor ya da görevinden oluyor, yalakalık yapanlar Bakan Yardımcısı dahi olabiliyor.

Sibel ve Gökhan’ın direnişleri de, sadece hapishanedeki hak ihlallerini, mahkemedeki adaletsizlikleri anlatmıyor. Onların direnişi dünya çapında, neleri anlattığı konusunda buna ne kalem ne kağıt yeter. Ama şunu söylemek isterim: Sibel ve Gökhan diyor ki, ‘’meslek onurunuza sahip çıkın’’. Çünkü onuru olmayan insan yaşayamaz. O kadar yıl okuyup, hakim, savcı vb. olup, sonrasında meslek etiğinin en basit kurallarına dahi sahip çıkmamak bir ömür kişiliğinden vazgeçmek, bir ömür onursuz yaşamaktır. Tabi bunu ellerini kirletmeyen hakim savcılara demiyor. Türkiye’deki mahkemelerin siyasi kurallarla yönetildiğini bizzat yaşayarak siz de görüyorsunuz. Avukatlarımızın mahkemesini hatırlarsınız, ilk mahkemede hepsi tahliye olmuştu. Sonra hakimi görevden aldılar. Avukatlarımızın birçoğunu aynı gün içinde hukuksuzca tutukladılar, belki tahliye eden hakim de üzerindeki baskılar nedeniyle avukatlarımızı bırakmak istemiyordu ama dosyanın o kadar komplo olduğu belliydi ki, en azından meslek etiğinin kırıntılarını barındırdığı için tahliye kararı vermek zorunda kaldılar. Bu arada ellerini kirletmeyen derken istisnalardan bahsediyorum.

İbrahim abinin karanfil oluşunda, İzmir bölgesinden iki hakim yaşadığı adaletsizliği dile getirdiği için açığa alınmışlardı, sonra ne oldu bilmiyorum. Büyük ihtimal bu iki hakim Grup Yorum dinleyicisi olabilir ya da İbrahim abiyle aynı siyasi düşünceyi paylaşmıyorlar ancak Yorum şarkıları adaletsizliği konu eder, bir hakim de bulunduğu ülkede adaleti temsil eder. Bu kavramı Yorum, yarım asırdır hakla o kadar güzel anlatıyor ki, toplumun farklı kesimlerinde olan hakimlerden dinleyici bulabiliyor. İşte Yorum’dan korkmalarının nedeni bu. Bu yüzden konser yasakları devam ediyor. Bir müzik grubu düşünün ki, ülkesinde hakimlere bile adaletsizliği sorgulatabiliyor, diğer sorguladıklarını saymıyorum bile. Sonuç olarak bu işin ortası yok. Ya halktan yana olacaksın, ya da zalimlerin tarafında olup yok edilmeyi bekleyeceksin.

Babamın bana yolladığı ajandayla ilgili 6 ay sonra İdare Gözlem Kurulu karar aldı. Vermeyeceklerine dair tebliği 3 Ağustos Çarşamba günü getirdi. Öğlen arası idare gözlem kurulu yanıma gelip bu evrakları istedi, düzeltip geri vereceğini, ben de bunlar benim için diyerek vermeyeceğimi söyledim, gitti. 4 Ağustos Perşembe günü bir önceki evraktaki usulsüzlüklerini gizleyerek bu ajandayı yeniden tebliğ etti, sonra bu iki farklı evrakları Cuma günü bugün fotokopiye yolladım. Daha sonra fotokopiler geldi, hemen içine baktım. 3 Ağustos’taki tebliğ edilen idari gözlem kurulunun kararı, evraklarının içinden çalınmış. Suç işleme konusunda sınırları yok. Pazartesi günü Cumhuriyet Başsavcılığı’na delil kurtarmak, hırsızlık görevi suçlarından suç duyurusunda bulunacağım. Yaptıkları hırsızlığın hesabını verecekler.



[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.